Frederic Chopin ve Klasik Müzik

Frederic Chopin ve Klasik Müzik

Herkese merhaba!

Bugün size Chopin’den bahsetmek istiyorum biraz. Ünlü Polonyalı besteciden… Kendisine dayatılan yaşamı tercih etmeyip kendi yolunda ilerlemek isteyenlerin, kendine yeni bir yol açmak isteyenlerin yakın dostlarından yalnızca biridir Chopin. Özellikle de günümüz Türkiye’sinde.

Yozlaşmış medyanın, popüler kültürün, ruhlar üzerine bir karabasan gibi çöküp insanların özgürlüklerini ellerinden almalarına keşke engel olabilseydim. Tamamen dışarıdan size dayatılan, seçeneksiz bir yaşam formu. Aynı davranış kalıpları, aynı zevk ve beğeniler ve basmakalıp alışkanlıklar zinciri…

Ünsal Oskay, hayatın öznesi olun derken işte tam da bu sorundan bahsediyordu. Evet, büyük ve ivedilikle halledilmesi gereken bir sorun…

En son ne zaman nedensiz yere gece gökyüzünde yıldızlara baktınız? Ya da hiç tanımadığınız bir çocuğa gülümseyip yanaklarından öptünüz yolda giderken? Bunlar ne kadar anlamsız ve gülünç şeyler öyle değil mi ya? Küçük Prens hepimizin başucu kitabıdır halbuki, bunu ısrarla dile getirmekten hiç gocunmayız.

Ne zaman ilgili olmayan bir arkadaşıma, tanıdığıma bir caz klasiği, klasik müzik eseri ya da okuyup beğendiğim pek bilinmeyen, popüler olmayan bir kitap tavsiye etsem aldığım tepkiler genellikle olumludur: Ne kadar da güzelmiş!

Güzel, fakat güzelliklerden ne yazık ki habersiz. Bulmak içinse çaba sarf ettiğini söylemek pek mümkün değil ne yazık ki. Dediğim gibi, tamamen yeniliklere kapalı, aramaktan vazgeçmiş. Atalet ve hareketsizlik göze çarpan en yerleşik olgu…

Ataol Behramoğlu’nun Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var isimli şiirinden satırlar düşüyor aklıma tüm bunları yazarken:

insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına,

uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın,

çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Avusturyalı filozof Karl Popper, şu sıralar okumakta olduğum, toplu makalelerin yer aldığı Daha İyi Bir Dünya Arayışı isimli kitabında, insanoğlunun yarattığı hiçbir sanat eserinin, kendisini, büyük klasik müzik bestecileri ve onların besteleri kadar etkilemediğini yazar.

Kaynak: www.polonyadan.com

Üstelik, bu klasik müzik bestecilerinin yaşam öykülerini de dikkate aldığımızda, yaratmış oldukları eserlerin hangi şartlarda ortaya çıktıkları da düşünülürse, bu eserlerin önemi daha da artar.

Örneğin 1810 yılında doğan Chopin, yaşamı boyunca hastalıklarla boğuşmuş ve fiziksel gelişimindeki eksikliklerin de etkisiyle genç yaşta tüberkülozdan hayatını kaybetmiştir.

Chopin, Mahler, Lizst, Bach, Mozart, Satie, Debussy ve tüm diğerleri benim için, dünyadaki birçok insan için asansör müziği dar kalıbına sıkıştırılmış olmaktan çok çok daha fazlasını ifade ediyor.

İstiyorum ki, birçok insan şu güzellikleri fark etsin. Chopin’i kendi vatandaşı ve benim de çok sevdiğim müzisyenlerden biri olan Jan Lisiecki’den dinleyelim son olarak.

Yazmaya karar verdiğimde çoğu kez vazgeçip siliyorum, sözcükler uçan balon misali havaya yükseliyor kimse görmeden. Görenlerin aldırış etmeyişleri insanı daha bir üzüyor ama neden sonra yazmalısın diyorum. Çünkü hala anlatılanları dinleyebilecekler mevcut, biliyorum.

Bitirmeden önce okuma önerilerimi hatırlatmak istiyorum:

Klasik müzik ve bol kitap dolu keyifli günler.

2 Comments

  1. Seldito 3 Mayıs 2018
    • Gezivita 3 Mayıs 2018

Leave a Reply