Gezivita 2 Yaşında!

Gezivita 2. yaşını hediyelerle kutluyor!

Herkese merhaba!

Koşun koşun, overlok makinesi ayağınıza geldi, çekiliş ve güzel hediyeler var!

Seyahat blogu Gezivita 2018 yılı eylül ayı itibari ile nihayet 2. yaşını da doldurdu. 2 yıl sonunda, sitede doksanın üzerinde yazı yayınlandı. Bunun yanı sıra sitede yer alan yazıların içeriğini, elimden geldiğince sürekli olarak güncellemeye çalışıyorum. Her yazının en altında, o yazının son güncellenme tarihini bulabilirsiniz.

Blog bugünlere geldi gelmesine ama elbette yalnızca benim değil, siz değerli okuyucuların, seyahatseverlerin de katkılarıyla… Siz olmasaydınız, bu blog da olmayacaktı. Daha önce söylemiştim, tekrar etmek istiyorum. Bu blog yazdığım yazıları okuyanlar var olduğu sürece var, var olmaya devam edecek… Aşağıdaki videoda blogun kuruluş hikayesi var.

Gezivita 1 yaşında yazısını yazdıktan sonra geçen bu bir yıllık zaman zarfında, bana yine mail yoluyla, Instagram direk mesaj kısmından ve blogtaki yazıların altından bir sürü farklı kişi ulaştı. Sorular sordu, zaman zaman önerilerde bulundu. Eh, hep ben tavsiyeler verecek değilim ya… 🙂

Varşova, Polonya

Ben de yine her zamanki gibi elimden geldiğince herkese tek tek yardımcı olmaya çalıştım. Uzun uzun cevaplar yazdım. Gidip gördüğüm yerlerle ilgili bilgiler verdim, bildiklerimi, gördüklerimi, yaşadıklarımı paylaştım. Çok mutlu oldum. Birine yardımım dokunduğunda kendimi gerçekten çok iyi hissettim. Ve gördüğünüz gibi, zaman yine su gibi akıp geçti.

Şimdi sırada yine bu doğum gününü hep birlikte beraberce kutlamak var. Geçen sene yaptığım gibi bir çekiliş düzenliyorum ve En Güzel Seyahat Kitapları başlıklı yazının içinde yer alan kitaplardan,  şanslı 3 kişiye birer kitap hediye etmek istiyorum.  Kitapların hangisi olduğu sürpriz. Kargo masrafı bana ait olacak.

Rumeli Hisarı, İstanbul

Çekilişe katılmak için yapılması gereken şey çok basit. Birkaç yöntem var. Bunlardan ilki, blogtaki yazılarımdan -bu da dahil olmak üzere- herhangi birinin altına bir yorum yazmak. Elbette adınızla beraber.

İkincisi ise, Instagram sayfamdaki –Instagram için buraya tıklayın– çekiliş videosu veya fotoğraflarının altına, 3 arkadaşınızı başına @ işareti koyarak etiketlemek. Bunun yanı sıra, Instagram sayfamı yeni takip etmeye başlayan herkesin de çekilişe katılma hakkı olacak.

Berlin, Almanya

Kısaca şöyle; buraya yani bloga bir yorum yazabilirsiniz, buraya pek uğramıyorsanız ama beni Instagram’dan takip ediyorsanız, Instagram sayfamda istediğiniz 3 arkadaşınızı etiketleyebilirsiniz. Dediğim gibi, etiketlenip beni sıfırdan takibe alanların da kazanma şansı var.

Kitaplar benim için gerçekten çok değerli varlıklar… Onlarsız bir yaşam düşünemiyorum. Her ne kadar Türkiye’de yaşayan bir sürü insan için kitap hiçbir şey ifade etmese de, en azından bu blogun okuyucu veya takipçi kitlesinin o gruptan olmadığını çok iyi biliyorum.

Alberto Manguel, Geceleyin Kütüphane isimli çok sevdiğim kitabında hoş bir anekdot paylaşır. 17. yüzyılın ünlü Alman filozofu Leibniz, bir kütüphanenin değerini belirleyen şeyin barındırdığı kitapların sayısı değil, içeriği ve okurun o içerikten yararlanma ölçüsü olduğunu söylermiş hep.

Bu yüzden armağan olarak, kendim bizzat okuyup beğendiğim bu kitapları sizin için özenle seçtim. Yine şu sıralar okumakta olduğum Salah Birsel’in Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu kitabından da birkaç pasaj nakledeyim hazır yeri gelmişken.

Ünlü yazar İlhan Berk, Giresun’un Espiye ilçesinde öğretmenlik yaptığı dönemler yaz aylarında hemen İstanbul’a gelir. Tophane rıhtımına çıkar çıkmaz da ilk iş olarak Yüksekkaldırıma tırmanır. Oradan Birsel’in deyişiyle cumbadak Haşet Kitabevine dalar. Neredeyse tüm aylığını Fransızca kitaplara yatırır.

Aldığı kitaplarla, dönemin Cennet Bahçesi denilen yazlık kahvesine gelir ve bütün kitapları masanın üstüne atar. Oraya uğrayan diğer edebiyatçılar için de bu kelimenin tam manasıyla bir şölendir. Kitap ve edebiyat şöleni… Şölendir şölen olmasına da, eh, hal böyle olunca yazarımız İlhan Berk birkaç hafta içinde meteliğe kurşun atmaya başlar.

Salah Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu’nda, İlhan Berk’in henüz satın aldığı bu kitapları mecburen çok geçmeden yine Yüksekkaldırımdaki kitapçılara yok pahasına sattığını belirtir. Ama şunu da ekler: Berk buna hiç üzülmez zira kitaplardan elde ettiği o birkaç günlük mutluluk her şeyden üstündür.

Yine Salah Birsel aynı kitapta, bir süre sonra görme yetisini yavaş yavaş kaybedecek olan Cemil Meriç’in, evinde masasının üstüne sandalyeyi koyarak bunun üzerine oturduğunu ve kitaplarını bu şekilde okumayı sürdürdüğünü yazar.

Bunun sebebi de, Meriç’in elektrik ampülünü aşağı kadar uzatacak bir kabloya verecek parasının olmayışıdır… Zira Cemil Meriç de neredeyse tüm parasını yeni kitaplara yatırır. Bu da, Salah Bey tarihi serisinin ilk kitabının tanıtımı efendim, buyurunuz:

Dayanamadım, konu yine nerelerden nerelere geldi. Gerçi beni yakından tanıyanlar bu duruma çok da şaşırmamıştır. Evet, şimdi çekilişe dönelim isterseniz. Bu ay sonuna yani 31 Ekim 2018 akşamına kadar vaktiniz var. Kabaca 15 gün diyebiliriz. Hediyeleri kasım ayının ilk haftasında gönderiyorum. İşte hepsi bu kadar basit.

Okumak isteyenler için birkaç yazım:

Herkese şimdiden bol şans diliyorum, selamlar, sevgiler, keyifli seyahatler ve tabii ki bol okumalar!

“Gezivita”

6 Kasım 2018 tarihli edit:

İşte Instagram sayfasında arkadaşlarını etiketleyenler arasından kazanan 3 talihli:

  • @cagdaskuzu
  • @merveiscaan
  • @trkromer

2 Comments

  1. semi 15 Ekim 2018
    • Gezivita 15 Ekim 2018

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.