Para Biriktirme Yöntemleri

Para Biriktirme Yöntemleri

Herkese merhaba!

Başlamadan önce biraz hafızaları yoklayalım… Rüçhan Çamay’ın şarkısını kimler hatırlıyor bakalım? Kemal Sunal’ın Sahte Kabadayı filminde böyle bir sahne vardı hatta. Bir şey demiş Napolyon: Para, para, para! 🙂

Bu yazıda ben, nasıl para biriktirilir sorusuna cevap vermek istiyorum. Para biriktirme yöntemleri elbette çok çeşitli. Örneğin kirada bir eviniz veya dükkanınız yani taşınmaz malınız varsa bu ciddi bir gelir kalemidir. Ancak böyle bir avantaja sahip olmasanız bile, basitçe para tasarrufu yapabilirsiniz aslında.

Genelde gezginlere yöneltilen soruların hep en başında gelir: Bu kadar parayı nereden buluyorsun? Halbuki “o kadar para” -bu soruyu soranların tamamına yakını dahil- herkeste biraz var aslında. Tek fark önceliklerimiz!

Salzburg Mirabel Bahçeleri

Evet burası kesinlikle ama kesinlikle zurnanın zırt dediği yer! İster inanın, ister inanmayın. Biraz sonra söyleyeceğim, örneğin son model bir Iphone yerine benim gibi ortalama bir Samsung kullanırsanız, bu aradaki farka bile ciddi bir gelir elde etmiş olursunuz daha en başından…

Şimdi aklıma gelen son derece basit para tasarruf yöntemleri neler, onları anlatacağım. Ben yapıyorum, siz de yapın, farkı kendiniz görün. Daha çok seyahat etmek istiyorsanız bu yazıyı da acele etmeden sabırla okumaya devam edin. Ve sayacaklarımı harfiyen uygulayın!

Para geri döner, zaman asla. Mesaj çok net değil mi?

Para Biriktirme Yolları

Hepimizin hala kullandığı bozuk para kumbarası vardır eminim. Sizi bilmem ama benim var. Peki, aynısını kağıt para için neden yapmayalım? Bu mantığı bu kez bozuk para için değil de kağıt para üzerinde işleteceğiz. Evet, şaka yapmıyorum. Çok ciddiyim. Her ay bir köşeye en az 100 Türk Lirası atın. Bugün öyle çok çok büyük, aman aman bir para değil bu. Bu benim için fazla diyorsanız 50 de olur, hiç fark etmez. Bu tamamen size bağlı.

Aynı ben 🙂

Önemli olan belirli bir miktar biriktirmek aslında. Ve bu standardı sürekli korumak. Burası en önemli kısım! Örneğin 50 liradan, 6 ayda tek yön yurt dışı uçak bileti parası toplamış olursunuz. 100 lira atarsanız bu süre daha da kısalır zaten…

50 TL x 6 Ay = 300 Türk Lirası

100 TL x 6 Ay = 600 Türk Lirası

50 TL x 12 Ay = 600 Türk Lirası

100 TL x 12 Ay = 1200 Türk Lirası

Ben, Roma ucuz uçak bileti için yedi ay önceden biletimi aldım ve bilin bakalım 2017 yılı temmuz ayında aldığım bu biletle 2018 yılı şubat ayında İtalya’nın başkentine ne kadara gidip geldim? Kaç geçiyor aklınızdan? 500 mü, 750 TL mi, 1000 mi? Maalesef hiçbiriniz bilemediniz. Roma’ya gidiş geliş uçak biletimin toplam fiyatı 307 Türk Lirası tuttu.

Ucuz uçak bileti dediğin böyle olmalı işte.

Kulağa şaka gibi geliyor ama gerçek. Hem önceden alır hem de ekstra kampanya yakalarsanız, oh ne ala! Pegasus Sabiha Gökçen’den uçuyormuş, yol uzakmış, olsun. Ben kalkıp sabahın köründe ta Avcılar’dan (Bilmeyenler olabilir diye söylüyorum, Tekirdağ’a yakın İstanbul’un bir ilçesidir kendisi) üstelik toplu taşımayla gidiyorsam siz de gidebilirsiniz pekala. Anadolu Yakasında oturanlar daha da şanslı. Pegasus kampanya dönemlerinde inanılmaz fiyatlar yakalama şansınız var, haberiniz olsun.

En Ucuz Hava Yolu Firmaları başlıklı yazımda, hava yolu firmalarının e-mail listelerine mutlaka abone olmanız gerektiğini üzerine basa basa belirtmiştim. Böylece tek tek sayfaları dolaşmaya da gerek kalmıyor. Bırakın kampanyalarda onlar sizi ilk elden bilgilendirsin.

İkinci olarak aklıma sigara geliyor mesela. Sigara hem sağlığa zararlı hem de artık astronomik ücretlere satılıyor. Eh, tamamına yakını maliyete değil vergiye giderse olacağı bu. Neyse…

Sigarayı bırakın diyorum. Bugünden tezi yok. Hem sağlığınız hem de cüzdanınız için. Büyük tasarruf edilir inanın. Günde 10 TL sigaraya verdiğinizi hesap edersek, bu fiyatı 30 günlük aya bir vurun bakalım.

30 gün x 10 Türk Lirası = 300 TL. Geldiniz mi benim Roma uçak bileti fiyatına? 🙂 Hababam Sınıfındaki Tulum Hayriyi örnek vereceksiniz siz şimdi bana. Ne diyordu tuvalette basılınca Mahmut Hocaya, bir hatırlayalım: “Tiryakisiyiz hocam, bırakamıyoruz.

Bırak o elindeki sigarayı evlat. “Rıza Baba”

Madem öyle, bırakan nasıl bırakıyor? Kalp krizi geçirip zorla bırakacağınıza, yavaş yavaş azaltarak da olsa bırakmayı deneyin. Pat diye de bırakmayın. Azar azar. Kader size ne yazar? Bence daha çok seyahat yazar! (Kayboldu gitti ama Faruk K’ya buradan selamlar.) Çevremde mecbur kaldığı için (Sağlık sorunları vs) bir süre sonra bırakan bir sürü insan var. Siz mecbur değilken bırakın, tasarruf edin. Fena mı?

Ben şekeri böyle bıraktım. Azalta azalta. Ama sonunda tamamen bıraktım. İlk başlarda küçük bardaktaki çay için iki şeker atarken, zamanla önce bire sonra yarıma en sonunda da sıfıra indirdim. Üstelik hiçbir zorunluluğum yokken. Şekersiz çay içen insan triplerine girmiyorum, onu söyleyeyim en baştan.

Ders verin mesela. Özel ders. Herkesin bir ilgi veya uzmanlık alanı vardır mutlaka kendince. İngilizce özel ders olur, gitar dersi olur, el işi olur, artık ne yapabiliyorsanız. Üstelik zamanı da kendiniz ayarlarsınız, bu da size hayatınızda esneklik sağlar. Buradan da ciddi bir gelir elde etmek mümkün.

Kıyafet almayın! Evet, kadınlar için belki zor hatta hayal etmesi bile imkansız ama biz erkekler için o kadar da zor değil. Geçenlerde, evde garanti süresi nedeniyle sakladığım faturaları/fişleri hiç üşenmeden tek tek incelediğimde gördüm ki, 2016 yılı ocak ayından sonra hiçbir kıyafet almamışım kendime.

Sadece arada bir tane spor ayakkabı aldım, onu hariç tutuyorum çünkü ona gerçekten ihtiyacım vardı. Hala da kullanıyorum. Ancak onun dışında diyebilirim ki, kabaca son iki senedir -hatta iki seneden daha fazla zaman oldu- yeni hiçbir bir şey almadım üst baş olarak.

Hatta gardıropta hiç kullanmadığım kıyafetlerimi birkaç ay önce bir arkadaşımla beraber Çorbada Tuzun Olsun derneğine bağışladık. Ve o an fark ettim ki, birkaç tanesini aylardır hiç giymemişim. Neredeyse aldığım gibi sıfır duruyorlar. Bu arada bu dernek yalnızca kıyafet değil, battaniye gibi şeyler de alıyor. Sizin de aklınızın bir köşesinde olsun!

Elinizdekiler size yeter, yeni kıyafet almayın artık, gezin.

Gardırobunuzu bir yoklayın bakalım şimdi, kim bilir nicedir giymediğiniz ne kadar çok kıyafet çıkacak. Bağış yapmak yerine ikinci el satan dükkanlara bunları satmak da bir seçenek elbette. Artık size kalmış.

Cep telefonunuzu yenilemeyin. Ölmezsiniz. Hayatımda hiç İphone kullanmadım. Gerçekten. Aldığım her telefonu ise en az 2 sene kullandım. Ta ki garantisi bitinceye dek. Bu süreyi aştığım oldu ama daha aşağısında hiç değiştirmedim diyebilirim.

Mecbur değilseniz -ki eminim çoğu zaman değilsiniz aslında- cep telefonunuzu sürekli yenilemeyin, emin olun size hiçbir şey kaybettirmeyecek bu durum. Hatta dediğim gibi kazandıracak. Son model telefona sahip olamadığınız için hayıflanmaya gerek yok.

Vaktinden önce keyfi olarak yapacağınız yenileme bedelini rahatça seyahate ayırabilirsiniz. Şu an Samsung A5 kullanıyorum ve 2 yıllık garanti süresi geçenlerde doldu. Bir aksilik olmazsa gittiği yere kadar kullanmaya devam… Kamerası da fena değil. Telefonda oyun falan da oynamıyorum. İşimi görüyor. Bana yetiyor.

Yurt dışından da buraya göre ucuz diye telefon satın almayın. Yahu o parayı da seyahate ayırın işte, daha ne diyeyim başka?

Brüksel.

Bana, sen ne çok seyahat ediyorsun diyenlerin elindeki son model Iphonelar, benim gezdiğim kimi ülkelerin (en az birkaç ülke olduğunu belirteyim bu arada) toplam seyahat maliyetlerine denk. Konaklama, uçak bileti vs falan dahil… El insaf! Yazının girişinde demiştim ya, önemli olan öncelikler aslında diye. İşte tam da bundan bahsediyorum. Telefonumu yenilemiyorum, o parayı gezmeye ayırıyorum.

Arabaya hayır, toplu taşımaya evet. Burası Budapeşte efendim.

Araba almayın/yenilemeyin. Özellikle İstanbul’da yaşayanlardan şahsi ricamdır. Her yer trafik, her yer araba! Nefret’in yıllar önceki şarkısında söylediği gibi, İstanbul‘da her yer beton oldu, her yer kara! Park sorunu desen ayrı bir dert zaten… Park ücretleri astronomik. Evet biliyorum, çünkü her gün ben de biniyorum, metrobüs’te balık istifi gidiyoruz, buna bir itirazım yok.

Ama… Arabada hiç ilerleyemeden -ya da kaplumbağa hızıyla ilerleyerek- konforlu bir şekilde öylece oturarak beklemek daha mı anlamlı sizce? Çok üzgünüm ama bence değil. Nereye ne kadar sürede gideceğimi kestiremiyorum bir defa. İBB trafik durumunu kontrol edip çıksan da nafile, diyelim pat diye o güzergahta bir kaza oldu. Haydi bakalım, ayıkla pirincin taşını şimdi…

Araba; bakımıydı, fiyatıydı, benziniydi, vergisiydi derken çok büyük maliyet. Arabam yok, böyle mutluyum. Ve ailemle yaşıyorum. Kira derdim de yok. Bu da şahsi olarak bir artı tabii benim için.

Instagram sayfamda daha fazla seyahat fotoğrafı paylaştığımı biliyor muydunuz?

Son olarak vadeli hesap açma. Birikmiş bir paranız varsa bunu vadeli hesaba yatırarak oradan da bir gelir elde etmeniz mümkün. Burada da paranın miktarı önemli değil, ister az ister çok olsun. Damlaya damlaya göl olur diye boşuna söylememişler.

Sadece hangi banka daha iyi miktarda faiz veriyor, onları araştırmak gerekiyor. Eee onu da bir zahmet siz yapın artık.

Benim aklıma gelen para biriktirme yolları şimdilik bunlar. Sizin de aklınıza gelen varsa yorum kısmına ekleyebilirsiniz. Söyleyin de bari herkes faydalansın. 🙂

Selamlar, sevgiler, bol seyahatler.

Leave a Reply