Sırt Çantalı Seyahat

Sırt Çantalı Seyahat

Herkese merhaba!

Facebook’ta uzunca bir süredir üyesi olduğum bir grup var. Özellikle seyahat fotoğrafları ile ilgili paylaşımlarını düzenli bir şekilde takip ettiğim bu seyahat ve gezi grubunun adı Sırtçantalı Seyahat.

Normalde sırt çantalı seyahat şeklinde ayrı yazılması gerekirken onlar böyle bitişik yazmayı uygun görmüşler. Siz de Facebook arama kutucuğuna bu şekilde bitişik yazarsanız hemen karşınıza çıkıyor zaten. Üye olursanız güzel paylaşımlara denk gelebilirsiniz.

Kasım 2017 itibari ile 5000’den fazla üyesi bulunan bu grupta, çarşamba akşamları düzenli olarak yapılan bir seyahat & söyleşi programı var.

Sırt çantalı gezgin olarak Slovenyadayım. Arkada Bled Kalesi.

İşte bu programın 3. hafta konuğu bendim. Konuk derken, canlı yayını bizzat siz yapıyorsunuz. Ben de, 15 Kasım 2017 akşamı saat 20:30’da, yaklaşık bir saat süren bir canlı yayın yaptım grupta. Aslında blogun 1. doğum günü için Instagram sayfamda yaptığım Gezivita hediye çekilişini saymazsak, bu benim ilk canlı yayınım oldu.

Peki bu yayın sırasında nelerden bahsettim? Tek başına gezmekseyahat konulu kitaplarhostellerin özellikleriİngilizcenin önemi gibi birçok farklı konuya değinmeye çalıştım. Kendi yaşadığım tecrübelerden örnekler verdim. Bildiğiniz gibi bunların çoğu blogta seyahat ipuçları olarak var zaten.

Bu yazımda ise, bir sırt çantalı gezgin olarak, sırt çantasında neler olmalı sorusuna yanıt vermeye çalışacağım ilk olarak. Ardından,  Nasıl Geziyorum? başlıklı yazının içinde detaylarını verdiğim, 3 haftalık bir seyahate çıkmadan önce, yanıma neler aldıklarımı, yurt dışına neler götürdüğümü tek tek anlatacağım.

Yazının son kısmındaysa, yaptığım seyahat konulu bu canlı yayının görüntüsünü bulacaksınız. İzleyemeyenler, kaçıranlar veya hiç haberi olmayanlar için burada da bulunsun istedim.

Bir Gezginin Sırt Çantasında Neler Olmalı?

Sırt çantası gezginin her şeyidir aslında. Küçük, taşınabilir bir ev gibi düşünün. Bu yüzden ilk olarak kaliteli bir markayı tercih etmeniz gerektiğini söyleyebilirim.

Benim şu an kullandığım sırt çantam Puma. Bundan önce, sürekli kullanmaktan parçalanana kadar Nike marka sırt çantası kullanmıştım. Özellikle sağlamlık bakımından, Puma ve Nike marka sırt çantalarının yeterli olduğunu söyleyebilirim.

Sırt çantası seçerken mutlaka fonksiyonel bir şey seçmelisiniz. Ekstra kısımlar, su/suluk yada matara koymak için ayrı bir göz benim için oldukça önem taşıyor mesela. Artık birçok sırt çantası, her iki yanda iki küçük cebe sahip. Gördüğüm kadarıyla insanlar bu iki tarafa genelde sularını koyuyorlar. Ancak burada şöyle bir sorun var.

Ceplerden biri boşsa veya diğer tarafa göre yük daha hafifse, yürürken bu dengesizlik sizi ve sırtınızı fena zorluyor. Ben bu yüzden tam ortasına suyumu koyabileceğim bir çanta tercih ettim. Aşağıdaki fotoğrafta kırmızı fermuarla görülen ortadaki kısım.

Sırt çantalı seyahat

Yurt dışı seyahati sırasında aldığım suyu (veya taşıdığım matarayı) çantanın bu tam orta kısmına yani merkezine koyuyorum. Böylece denge sorunu kolayca hallolmuş oluyor. Bu göz, 1,5 litrelik şişeyi de rahatlıkla alabildiği için benim fazlasıyla işimi görüyor diyebilirim.

Bunun dışında bir sırt çantasında neler olmalı? Kesinlikle ama kesinlikle taşınabilir şarj cihazı yani daha sık kullanılan adıyla Powerbank. Kişisel temizlik için tırnak makası ve kulak temizleme çubuğu. Her zaman yanımda olan kuru ve ıslak mendil de benim için vazgeçilmez ve gerçekten çok yerde işime yarıyor. İstanbul’da da gündelik kullanım için bunları hep yanımda taşırım mesela.

Benim henüz çok uzun süreli gezilerim, aylarca süren dünya turu tecrübem olmadığı için artık yanıma fazla kıyafet almıyorum. Zira ilk kez yurt dışına çıkacaklara tavsiyeler yazımda da belirttiğim gibi, yurt dışında artık çoğu ülkede Laundry yani çamaşır yıkama hizmeti var.

Kaldığım hostellerde bile kimi zaman bu çamaşır hizmetine denk geldiğim için kirlenen elbiselerin tekrar eski temiz hallerine geri gelmesi problem teşkil etmiyor. Elbette bazen de kendim elimle yıkıyorum.

Siz de bundan böyle, yani en azından bu yazıyı okuduktan sonra, artık yanınıza çok fazla kıyafet almamaya çalışın ve buna alışın. Kışın bir yere gidecekseniz mesela, aynı pantolonla 3-4 gün idare etmek mümkün.

Belki yazın sıcak rotalar için normalden fazla t-shirt almak uygun olabilir. Çünkü onlar daha çabuk kirleniyor. Bunun yanı sıra mevsime göre fazladan bir çift ayakkabı veya terlik, ortalama bir haftalık seyahatler için yeterli olacaktır. İşinizi görür.

Unutmayın, keyif almak için yeni yerleri görmeye, bilmediğimiz yerleri gezmeye, keşfetmeye gidiyoruz, her akşam farklı bir düğüne katılacağımız bir seyahate veya resepsiyona değil.

Ben genelde sırt çantamda bulabilirsem beşli veya onlu kağıt bardak bulundurmaya çalışıyorum. Ayrıca mutlaka Türkiye’den yanıma aldığım sallama çay da var. Yurt dışında en çok aradığım, en çok özlediğim şeyin Türk çayı olduğunu Ohrid gezi yazımda üzerine basarak belirtmiştim. Ne yapayım, ben böyleyim! 🙂

Kitap benim için olmazsa olmaz zaten. Çok uzun süreli yurt dışı gezi planı yapmadığım için laptop veya Mac kullanmıyorum. Not almak için kimi zaman defter, kimi zaman cep telefonumu kullanıyorum hatta bazen ses kaydı yapıyorum. Bu da oldukça işlevsel ve kolay. Sonra dönünce dinlemesi keyifli ve bir o kadar da komik oluyor ama olsun.

Çekim kalitesi ve pikseli yüksek ise cep telefonu yeterli olabilir ancak daha profesyonel çalışmak için fotoğraf makinesi de mutlaka olmalı.

Benim listem kabaca bu kadar aslında. Aslında çok daha fazla ekleme yapılabilir bu listeye. Ancak bu nereye, ne kadar süreliğine gittiğinize bağlı olarak değişecektir elbette. Bunlar en temel şeyler.

Şimdi gelelim 2018 yılı yaz aylarında yaptığım, beş ülkeyi kapsayan (Almanya, Polonya, Litvanya, Beyaz Rusya ve Yunanistan) ve tam 3 hafta süren gezimde yanımda neler götürdüğüme…

Ufak Valiz Örneği: 55cm x 40cm x 20cm

Bu yolculuk, yaz aylarına denk geldiği ve bu nedenle normal gezilerimden biraz daha uzun sürdüğü için bu kez sırt çantamın yanında ufak bir el valizi de götürdüm. Gerektiği yerlerde -örneğin uçağa binerken- ekstra para ödememek için, bu sırt çantasını da boşaltarak valizin içine koydum.

Zira bu valiz, Ryanair, Wizz Air gibi en ucuz uçak firmaları içinde yer alan şirketlerin uçuşlarında hiç sıkıntı yaşamadan kullanabileceğiniz türden 55 cm x 40 cm x 20 cm ölçülerinde olan küçük bir el valiziydi. Yani rahatlıkla el bagajı olarak kabin içine alabileceğiniz türden. Sırt çantamı ise bu gezide gündelik olarak yani dışarıda gezerken kullandım.

Yalnız burada önemli bir hatırlatma yapmam gerekiyor. Ryanair uçak bileti veya Wizz Air uçak bileti satın alırken, daha önceden bu uçak içi el bagajlarına hiç ekstra ücret alınmıyordu. Yani normal bilet fiyatına dahildi. Ancak artık bu valizi yanınıza alabilmeniz için bile bir fark ödemeniz gerekiyor. Bunu sakın unutmayın!

Pierre Cardin valiz

Pierre Cardin 55x40x20

Pierre Cardin valizin içi 

Benim valizimin markası Pierre Cardin. “Haydaaa, sırt çantası ile gezen, ucuz seyahat yöntemleri anlatan birinde bu marka valizin ne işi var?” sorusu aklınıza gelmiştir şimdi kesin. Evet doğru düşünüyorsunuz, ancak ben bu valizi parayla satın almadım. Bilenler bilir, Tupperware diye bir şey var Türkiye’de. Annem oradan kazanmıştı, seyahatlerimde kullanmam için de sağolsun bana bunu hediye etti.

Dolayısıyla bize bu şekilde geldiği için piyasa fiyatını gerçekten hiç bilmiyorum ancak bildiğim bir şey var ki, sağlamlık konusunda bu valize on üzerinden on puan veriyorum. Benimle beraber onlarca farklı şehir gezdi, ezildi, düştü, her yere süründü ve bir kez olsun bana mısın demedi.

Hatta örneğin Brüksel’de kaldığım hostelde (Avrupa şehirlerinden hostel önerileri için buraya tıklayın) üst katımdaki ranzada yatan kız, sabah mahmurluğuyla ranzadan yanlışlıkla valizin tam ortasına güm diye atladı, ona rağmen hiçbir şey olmadı. 🙂

4 lastiği olması da sürüşü inanılmaz kolaylaştırıyor. Hiç yormuyor. Ayrıca bu valize rahatlıkla 8-10 kg sığdırabilirsiniz. Yani el bagajı limitinde kalmak çok kolay. Ben üç haftalık seyahatim için 8 kg ile gittim, aldığım birkaç parça eşya nedeniyle 10 kg ile döndüm.

Valiz hakkında bu bilgileri verdikten sonra, gelelim 3 hafta süren bu seyahat için yanımda götürdüklerime. Ne bir eksik ne bir fazla yazacağım inanın. Tekrar etmek istiyorum, bu aldıklarım beni tam 21 gün boyunca rahatlıkla idare etti. Yani bu demektir ki sizi de edebilir.

Quechua gerçekten kaliteli ve sağlam ürünlere sahip bir marka. Kesik çorapları da her gün elde yıkaması kolay..

Öncelikle iç çamaşırı elbette. 4 boxer, 2 tane atlet ve 5-6 adet kesik çorap götürdüm. Atletleri yaz olduğu için hiç kullanmadım ve boşu boşuna götürmüş oldum hatta. Yani 3-4 boxer ve alacağınız birkaç kesik çorap fazlasıyla yeterli. Geceleri yatarken giymek için fotoğrafta görülen bir adet şort götürdüm.

4 tane t-shirt ve yine alttaki fotoğrafta görülen 3 şort, dönüşümlü olarak beni gayet güzel idare etti. Lacivert Quechua yağmurluk ise mevsim yaz bile olsa gerçekten hayat kurtarıcı.

Zira Berlin’de, daha seyahatin ilk günlerinde, hatta ilk saatlerinde, yazın ortasında sağanak yağmurla tanıştım. Hatta bu yağmur daha sonra gideceğim Polonya’da da aralıklarla sürdü. Yanıma yağmurluk almasaydım gerçekten perişan olmuştum. O yüzden siz siz olun, mevsim ne olursa olsun, zaten hemen hemen hiç yer kaplamayan bir yağmurluğu valize/sırt çantanıza koyun.

3 şort ve bir adet sweat shirt bana yetti.

Yine serin akşam üstlerini ve olasu gündüz soğuğunu düşünerek uzun yıllardır kullandığım bir sweat shirtümü de yanımda götürdüm. Bunun dışında Deichmann mağazasından seyahatten birkaç gün önce tesadüfen görüp 100 TL’ye aldığım alttaki şu yeşil ayakkabı da gerçekten gezerken en iyi yol arkadaşım oldu.

Deichmann mağazasına arada bir uğrayın derim.

Bu ayakkabı hem çok rahat hem de inanılmaz hafif. Yürürken ayağınızda olduğunu hissetmiyorsunuz bile. Bunun yanı sıra hem hostelde giymek hem de Deichmann ayakkabıyı biraz havalandırıp bir gün süreyle dinlendirmek için, dışarıda da giyilebilecek türden bir terlik götürdüm. O da fotoğrafta solda görülüyor.

Hostellerin çoğu artık yüz ve banyo havlusu veriyor. Bu hizmet ekstra ücretli de olabilir ücretsiz de. Ama neredeyse her yerde artık havlu var. Rezervasyon sayfasında bu bilgiye dikkat edin. Dolayısıyla son seyahatlerimde artık havlu da götürmüyorum. Bu son seyahatte ince bir yüz havlusu götürdüm ama söylediğim gibi, birçok hostelin kendi havlusu olduğu için genelde onları kullandım diyebilirim.

75 ml’lik deodorant veya parfüm hava alanlarında sorun yaratmıyor, gönül rahatlığı ile uçağa alabilirsiniz. Bunun yanı sıra alttaki fotoğrafta görülen yine 75 ml’lik ufak tıraş köpüğüne ise İstanbul’a dönerken Atina hava alanında biraz mırın kırın ettiler ama sonra kabul de ettiler.

Evet, 21 gün için benim yanımda götürdüklerim bunlardı. Bu detaylardan sonra, Facebook Sırt Çantalı Seyahat grubunda yaptığım yayının videosuyla sizi baş başa bırakayım artık.

Beğenirseniz, yazıyı ve videoyu kendi kişisel sayfalarınızda paylaşmayı unutmayın lütfen. Sorularınız varsa bu yazının altındaki yorum kısmında sorabilirsiniz. Hiç çekinmeyin.

Buraya tıklayarak Gezivita Facebook grubuna da hemen katılabilirsiniz. Orada da güzel paylaşımlar yapıyorum. Sizi de beklerim! Herkese seyahat dolu günler ve iyi seyirler diliyorum.

Okumak isteyenler için üç farklı yazım;

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.