Ucuz Seyahat Etmenin Püf Noktaları

Ucuz Seyahat Etmenin Püf Noktaları

Seyahat etmek pahalı mıdır? Yurt dışı gezisi çok mu masraflı? Cevabım açık ve net: Hayır. Peki, ucuz seyahat mümkün mü? Kesinlikle evet! “Haydi canım sen de” dediğinizi duyar gibiyim. Acele etmeyin. Gelin, sakin sakin konuşalım. 🙂

Türkiye’de yaşayan insanların ezici bir çoğunluğu, yurt dışı seyahatinin pahalı olduğuna inanıyor. Dikkat edin, öyledir demiyorum. Öyle olduğuna inanıyor diyorum. Nereden mi biliyorum? Tabii ki öncelikle kendi sosyal çevremden…

Bunun yanı sıra yeni tanıştığım veya konu ile ilgili konuştuğum hemen herkesin bu yönde hemfikir olduğunu gördüm. Fakat bu inancın bir altyapısı yok. Zira bunu söyleyenlerin çoğu, yurt dışı gezisine ya hayatında hiç çıkmamış ya da çok az çıkmış. O da belki 1-2 defa, hatta o da çoğu zaman iş için…

Zira çıkmış olsaydı, bir çok ülkede harcayacağı paranın, Türkiye’de herhangi bir yere yaptığı seyahatle aynı paraya denk geleceğini kendi gözleriyle görecekti. Hatta çoğu zaman Türkiye’den çok daha uygun fiyatlı olacağını… Bunu, bu deneyimi defalarca yaşamış biri olarak söylüyorum. Zaten siz de biraz araştırırsanız, birçok gezi blogunda bu konu hakkında yazılmış onlarca yazıya rastlarsınız.

Hatta seyahat blogu olsun ya da olmasın, artık çoğu sitede; ucuza seyahat etmenin 10 yolu, Türkiye’de ve Dünyada gezilecek ucuz yerler, en ucuz yurtdışı tatili, dünyanın en ucuz ülkeleri, ucuz seyahat rehberi başlıklı bir sürü farklı makaleye denk gelmek mümkün.

Bundan böyle Bozcaada’daki minicik bir odaya günlük 200-250 Türk lirası vermeyin. O parayı daha farklı değerlendirin. Peki ucuz seyahat nasıl mümkün olacak? Nasıl bir planlama yapmalıyız? Nelere dikkat etmeliyiz?

Ucuz seyahat için yapılması gereken bazı şeyler var. İşte bu yazıda bunlardan bahsedeceğim. Yavaş yavaş okuyup tavsiyeleri dikkate alırsanız, özellikle yurt dışı seyahatinin öyle çok da masraflı ve yalnızca zenginler için olmadığını göreceksiniz.

Örneğin ben, bir kıyaslama yapmak için az önce tanınmış bir teknoloji marketinin web sayfasına girdim ve herkesin rüyalarını süsleyen İPhone 7’nin fiyatına baktım. 32 Gb olan ürünün fiyatı 3250 Türk Lirası olarak görünüyor. Biz bunu kabaca 3000 diye alalım. 3000 liraya Avrupa’da en az 4-5 farklı ülke, 6-7 şehir gezebilirsiniz. Nereden mi biliyorum? Çünkü kendim gezdim.

Bugün herhangi bir ayakkabı mağazasında ortalama bir ayakkabının fiyatı 150-200 TL’den başlıyor. Hafta sonu gideceğiniz bir kafede, bir iki şey yiyip içecek de aldığınız takdirde, kişi başı harcayacağınız tutar en azından 40-50 TL’ye denk gelecektir.

Şimdi dürüst olalım. Şöyle bir düşünün lütfen… Yakın akrabalarınızı ve aile fertlerini, kendi sosyal çevrenizi, söz gelimi iş arkadaşlarınızı, mahalledeki esnafı, kapı komşunuzu, çok da samimi olmadığınız ama bir şekilde muhabbetinizin olduğu tanıdıkları gözünüzün önüne bir getirin…

Akıllı telefonu olmayan kaç kişi var? Yanlışım varsa lütfen düzeltin, bugün en düşük fiyatlı satılan akıllı telefonların fiyatı 750 TL’den başlıyor. Geçiyorum bir başka soruya. Ben doğduğumdan bu yana İstanbul’da yaşıyorum. İstanbul’da yaşayanlardan ricam, özellikle siz, yine dikkatli düşünün… Çevrenizde arabası olmayan kaç kişi tanıyorsunuz?

Şimdi, geçenlerde, içinde hemen hemen her gün adım atacak yer olmadan yolculuk yaptığım Metrobüsün ekranında gördüğüm bir veriyi paylaşmak istiyorum sizinle. 2016 yılı Aralık ayı itibarıyla, yalnızca İstanbul’da, trafiğe kayıtlı araç sayısı 4 milyonmuş. Yazıyla dört milyon. Dikkat edin, bu araç sayısı… İnsan değil. Kim bilir, İstanbul’un gayrı resmi nüfusu kaç? Dünyada, nüfusu 4 milyon olmayan bir sürü ülke var…

Peki, en düşük standartlı aracın fiyatı ortalama ne kadar? Araba piyasasından hiç anlamam ama Google’a girip arama kutucuğuna “En düşük fiyatlı sıfır arabalar” yazdığımda karşıma çıkan fiyatları söylüyorum: 20.000-30.000 arası Türk Lirası civarında…

Kaldı ki, şahsi kanaatimce bugün örneğin İstanbul’da araç sahibi olmanın pek bir esprisi de kalmadı. Çünkü artık neredeyse günün her saati trafik var (4 milyon aracın olduğu şehirde zaten nasıl trafik olmasın ki?) ve artık sokak araları bile araç ile dolduğundan ciddi bir park sorunu söz konusu.

Konuyu uzatmak istemiyorum. Sözü şuraya getirmeye çalışıyorum. Herkesin bir şekilde parası var aslında. Ama çok ama az. Fakat öncelikleri farklı. İşte zurnanın zırt dediği yer! 250 TL’ye (yanlış okumadınız yazıyla iki yüz elli Türk Lirası) İstanbul’dan Amsterdama gidiş, Brüksel’den tekrar İstanbula dönüş olacak şekilde gidiş-dönüş uçak bileti satın aldım. Onur Air ile vergiler dahil 125 TL’ye 2015 yılının yazında Viyana’ya uçtum.

Karadağ’ın incisi Budva. Karadağ, Türkiye’den vize istemeyen ülkeler arasında…

Bugün, vizesiz seyahat edilen ülkelere, üstelik kimi zaman THY gibi şirketlerle çok makul fiyatlara uçmak mümkün. (350-450 TL civarı) Hele hele Avrupa’ya giderseniz, orada ülkeler arası ulaşım ise çok çok daha ucuza bile mümkün olabiliyor. Bunu, en ucuz havayolu şirketleri yazımda yazmıştım mesela. (Ucuz uçak bileti arayanları hemen bu yazıya alalım: En Ucuz Havayolu Firmaları)

Budva Sveti Stefan Adası

Bu fiyatları çevremle paylaştığımda aldığım tepkiler inanılmaz. Çoğu ücretlerin böyle olduğuna inanmıyor. Türkiye, ne yazık ki, marka bağımlısı ve tüketim kültürünün her bir insanın artık ruhuna işlediği bir ülke haline geldi. Vahşi kapitalizmin markalar üzerinden yarattığı suni mutluluk illüzyonu herkesi esir almış durumda. İnsanlar pahalı bir şeye sahip olduğunda mutlu olacağını zannediyor. Halbuki gerçek bunun çok ötesinde…

Yıllar önce, üniversitedeyken -düşünün o zamanın parasıyla- 300 TL’ye satın aldığım Tommy Hilfiger marka saatim bir kez olsun kimsenin dikkatini çekmedi (Hatta bir arkadaşım bu dede saatini çok aradın mı demişti o zaman, hala hatırlarım) fakat Kadıköy’deki Köstebek mağazasından geçen yıl aldığım 15 TL’lik kol saatini, abartmıyorum en az 20 farklı kişi nereden aldın diye sordu. Hatta ben bile bir yerden sonra şaşırıp saati ciddi ciddi incelemeye koyuldum.

Yine, bir gün öylesine vakit öldürmek için girdiğim Koton mağazasından aldığım 20 TL’lik -evet bildiğimiz yirmi- spor ayakkabıyı, benzer şekilde her gören harika olarak nitelendirdi, Kotondan aldığımı söyleyince inanmadılar, ısrarla hangi mağazasından olduğunu sordular. (Bu arada, bu emektar ayakkabı çok çilemi çekti ve 2 yılın sonunda kullanılamaz hale geldi. Kendisine bugüne kadarki hizmetlerinden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum.)

Demek ki para var. Öyleyse en zorlu kısmı atlattık aslında. Sıra geldi ucuz seyahatin püf noktalarına… Tansu Çiller seçim vaadi olarak “Her eve en az iki anahtar” demişti. Hiç gerek yok. Ben de diyorum ki, anahtarlardan birine ayıracağınız o parayı seyahate yatırın. Her mahallede bir milyoner olur mu onu da bilemem, ama böylelikle herkes kendi kendisinin Evliya Çelebisi olacak, her mahallede bir gezgin olacak, olmalı!

Şimdi, ucuz seyahat etmek için yapılması gerekenleri tek tek sıralıyorum.

Planlayın ve mutlaka ama mutlaka hayata geçirin: Bence en önemlisi bu. Şaka yapmıyorum. Bilerek ilk sıraya yazdım. “Arkadaşlarımdan haber bekliyorum, onlar gelmezse tek başıma ben ne yaparım? ” , “Hayatımda hiç yurt dışına çıkmadım.” , “İyi ama benim İngilizcem Fatih Terim’den daha iyi değil ki! ” vs vs. Bu mazeretler inanın hiçbir zaman bitmeyecek ve belki de düşleriniz hep yarım kalacak.

O nedenle fırsatı yarattığınız an asla geri adım atmayın ve hayata geçirin. İhtiyacınız olan tek şey aslında biraz cesaret ve özgür bir ruh! Üstelik tek başına gezmek sandığınız kadar sıkıcı değil. İnanmıyorsanız tek başına gezmek hakkında yazdığım şu yazıya bir bakın: Tek Başına Seyahat Etmek Eminim fikriniz değişecek.

Erken rezervasyon yapın/Erken bilet alın: Yapabiliyorsanız, geleceği kısa veya orta vadeli (3-6 ay arası) planlama şansınız varsa, hiç düşünmeyin, erken rezervasyon yapın. Erken uçak bileti satın almak, erken konaklama rezervasyonu gibi şeyler, maliyetleri düşürür.

Üstelik, ücretsiz iptal seçeneğini seçerseniz, herhangi bir ücret ödemeden istediğiniz an rezervasyonu iptal edebilirsiniz. Konaklama sitesi Booking.com’un böyle güzel bir opsiyonu var.

Amsterdam Gezisi için, 2016 yılı Kasım ayında yaptığım rezervasyon.

Amsterdamda aynı hostele, aynı tarih aralığında, 2017 yılı Ocak ayı sonunda arama yaptığımda karşıma çıkan tek seçenek. Hostel tamamen dolu.

Örneğin Amsterdam, ParisStockholm gibi hemen hemen her mevsim turist alan şehirler için bu büyük fark yaratır. Hatta şöyle söyleyeyim; diyelim ucuz uçak bileti bulup satın aldınız, olası bir aksilik durumunda gidemeseniz bile, yanacak meblağ üzülmenize değmeyecek denli cüzi bile olabilir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Alttaki fotoğrafa dikkatlice bakın.

Ucuz seyahat : Brüksel – İstanbul uçak biletim. Toplam ücret: 122 TL

Ucuz konaklama seçeneklerini deneyin: Ucuza konaklamak mümkün. Hatta bedava bile kalabilirsiniz! Çok ciddiyim. Sırayla anlatayım… Birincisi hosteller. Benim en çok hoşuma giden seçenek bu açıkçası. Hostelde konaklamak gerçekten müthiş bir deneyim!

Hostellerde dünyanın dört bir yanından insanlarla karşılaşıyorsunuz. Farklı kültürleri tanımak adına bulunmaz bir fırsat. Üstelik diğer seçeneklere göre çok ucuz. İsmi otele benziyor ama acaba “Hostel nedir?” dediğinizi duyar gibiyim.

Hiç merak etmeyin, daha önce yazmış olduğum, hostel nedir, hostelde konaklamak nasıl bir deneyimdir, hostellerin özellikleri nelerdir gibi konuları içeren iki yazım sizi yeterince bilgilendirecek, aydınlatacak. O yüzden hosteller hakkında bilgi sahibi olmayanları buraya alalım: Hosteller ile ilgili merak edilenler 1. Kısım ve Hosteller ile ilgili merak edilenler 2. kısım

Ucuz Seyahat Rehberi: Hosteller oldukça ucuz. Burası, Kiev’de kaldığım Dream House Hostelin odası. 5 üzerinden 5 yıldız veriyorum.

Benim zaten hosteller hakkında yeterince bilgim var Kaan, ne olduğunu biliyorum, bize önerebileceğin güzel hosteller var mı, varsa biraz onlardan bahset, orada kalalım, isim ver diyenlerdenseniz, sizi de Avrupa’dan hostel önerileri başlıklı şu iki yazıma doğru alalım.

Bu yazılarda, birbirinden farklı Avrupa ülkelerinden güzel hostel önerileri bulunuyor: Avrupa Şehirlerinden Hostel Önerileri 1. Bölüm ve Avrupa Şehirlerinden Hostel Önerileri 2. Bölüm Bunların hepsinde bizzat kendim konakladığım için, yazıdaki yorumlara gönül rahatlığıyla inanabilirsiniz.

Hiç para vermeden kalmak, bedava konaklama isteyenler için de çok popüler bir seçenek var: Couchsurfing. Bu ikinci seçeneği de ilk kez duyuyor olabilirsiniz. O yüzden sırayla gidelim, tanımından başlayalım. Couchsurfing nedir?

Türkçesi Kanepe Sörfü olan bu sistem şöyle çalışıyor: Gitmek istediğiniz bir yer var. Ücretsiz konaklamak ve böylece masraflarınızı kısmak istiyorsunuz. İşte sizin gibi, bunu isteyen dünyanın hemen her ülkesinden insanlar var. O yüzden bu insanlar bir gezginler ağı oluşturuyorlar. Evlerini paylaşıyorlar.

Sistem aynı amacı paylaşan gezginlere yönelik yani. Siteye girip bir profil oluşturuyorsunuz. Burada birkaç önemli husus var. Profilinizi lütfen ciddi bir şekilde, özen göstererek oluşturun. Kendinizle ilgili doğru ve gerçekçi şeyler belirtin.

Fotoğraf eklemek de çok önemli. Artık bu aşamadan sonra, sizi kabul edecek bir host (Ev sahibi) bulmaya geliyor sıra. Şart değil ancak isterseniz, yıllık 60 Dolara üyeliğinizi de yükseltebilirsiniz. Sitenin adresi: Couchsurfing

Bir üçüncü seçenek daha var: Airbnb. Bu da değişik bir konaklama alternatifi. Örneğin evinizin kullanmadığınız bir odası var. Bunu ihtiyacı olan birine kiralayabilirsiniz. Veya komple evinizi de bir süreliğine bırakabilirsiniz. Mantık bu şekilde işliyor.

Daha ziyade aileler için idealmiş gibi görünse de sırt çantalı gezginlere de hitap ediyor. Mesela eğer birden fazla kişi seyahat ediyorsanız hostellerden daha uygun fiyata ve daha konforlu bir seçenek olabilir. Buna da bir bakın bakalım: Airbnb

Düşük sezonları tercih etmeye çalışın: Neden? Çünkü düşük sezonlarda satın alacağınız hediyelik eşya ürünlerinden, örneğin taksi fiyatlarına kadar hemen her şey değişir. Türkiye’de de aynı şey olmuyor mu? Ne de olsa, ne kadar fazla turist, ne kadar çok talep, o kadar fazla fiyat demek. Makedonya Ohrid’de başıma gelen tekne turu örneğinde olduğu gibi… (O yazım da okumak isteyenler için burada: Ohrid Gezisi 1. Bölüm , Ohrid Gezisi 2. Bölüm)

Ohrid Gezisi, Makedonya

Ohrid Gölü

Ayrıca Paris, Roma gibi şehirler yaz aylarında i-na-nıl-maz kalabalık olur. Gözünüzde canlandıramadığınızı varsayarak, ne kadar kalabalık olduğunu söyleyeyim hemen; İstanbul’daki metrobüsler veya 522st (Meşhur Sultanbeyli-Mecidiyeköy otobüs hattı) kadar!

Müze kapılarında, tarihi anıtların girişlerinde sıra beklemek istemiyorsanız, yine düşük sezonları tercih etmeye çalışın. Ancak düşük sezon kavramı da ülkeden ülkeye değişkenlik gösterir.

Fransa, Hollanda, Avusturya gibi ülkeler hemen hemen her mevsim kalabalık olurken, örneğin Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan, Polonya gibi ülkeler kışın aşırı turist almaz. Ama kışın da çok soğuk diyenler için, insanlığın en büyük icatlarından birkaçını hatırlatayım: Mont, bere, kaşkol…

Yemek masraflarınızı kısın: En lüks restoranda yemek yemek, her zaman en iyi ve en kalitelisini yediğiniz anlamına gelmiyor. Yurt dışında alışverişinizi kendiniz yaparak, yemeğinizi de kendiniz hazırlayabilirsiniz pekala. Üstelik hostelde veya kiraladığınız dairede kalıyorsanız bu çok kolay. Çünkü buraların kendi mutfakları var. Öğrenci evi gibi düşünün.

Ucuz seyahat rehberi: Bılla, başta Viyana olmak üzere birçok Avrupa şehrinde var. Bu ucuz markete mutlaka uğrayın.

Veya kendiniz yemek yapmakla uğraşmak istemiyorsanız bile, uygun fiyatlı birçok başka alternatif var. Örneğin semt pazarları, marketler, yerel halkın tercih ettiği ucuz yemek satan yerler, ekonomik restoranlar gibi…

Hemen örnek vereyim. Örneğin Hırvatistan gezisi yapıyorsanız, yolunuz başkent Zagreb’e kesin düşecek demektir. Zagrebin meşhur semt pazarı Dolac Market hem uygun fiyatlı seçenekler sunuyor, hem de ürünleri taptaze.

Ucuz Seyahat Rehberi: Dolac Market, Zagreb, Hırvatistan.

Diyelim, İspanya turuna karar verdiniz. Barcelona‘da gezilecek yerler bir hayli fazla mesela… (Antoni Gaudi’nin Barselonası başlıklı yazımda bunların bir kısmını anlattım) Mercat de La Boqueria imdadınıza yetişiyor hemenBurada taze meyveden sebzeye, kuru yemişlerden balığa kadar çok geniş bir yelpazede yiyecek-içecek seçenekleri var. Bizdeki Mısır Çarşısı gibi… Hatta isterseniz yemeğinizi orada da yiyebilirsiniz. Masalar veya bar tarzı oturma tabureleri mevcut.

Ucuz Seyahat İpuçları: Alışverişlerimizi semt pazarları, marketlerden yapıyoruz 😉

Mercat de La Boqueria, Barcelona’da meşhur La Rambla Caddesinden denize doğru giderken hemen sağda…

Veya Karadağa gitmeye karar verdiniz. Karadağ Türkiye’den vize istemeyen ülkeler arasında. Karadağ turu için ilk gitmeniz gereken yer, yani başlangıç noktası başkent Podgorica olacak. Podgorica’da, hem ekonomik hem de lezzetli ve zengin menüsüyle öne çıkan bir restoran var: Pod Volac. Burada çok uygun fiyata karnınızı doyurabilirsiniz. Okumak isteyenler için Karadağ Gezi yazılarım da burada: Podgorica Gezi Rehberi , Budva Gezisi 1. Bölüm , Budva Gezisi 2. Bölüm

Podgorica Gezisi: Pod Volac Restorant

Peki, diyelim gittiğiniz yer hakkında pek bilginiz yok. Her şey aniden oldu. Ya da dolaşırken farklı bir yer arama/bulma ihtiyacı hissettiniz. Her ikisi de mümkün sonuçta. İnternete girip bakabilirsiniz pekala. Ama o da ne? Etrafta ücretsiz Wi-Fi de yok… Telaşlanmayın. Onun da kolayı var.

Ucuz seyahat: Netto, Kopenhag’ın en ucuz marketlerinden biri. Şehrin birçok yerinde şubesi var.

Şayet gittiğiniz yerlerde böylesi adresleri öğrenmek istiyorsanız, yerel halkla mutlaka irtibata geçin! Döviz bürosu çalışanı, hosteldeki görevli, hediyelik eşya dükkanındaki tezgahtar, kim olursa olsun, sormaktan çekinmeyin. Polislere bile sorabilirsiniz. Neden olmasın? Ben çok yerde adres sormuşumdur. Utanmayın, yaklaşıp nazikçe sorun sadece. Kimse size kızmaz. Unutmayın, yerel bilgilerin hepsi onlarda gizli. Aynı şey, bizim için de geçerli değil mi?

Ücretsiz etkinlikleri araştırın: Bu, gittiğiniz bir yerdeki şehir turu da (hostellerin çoğunda yapılır) olabilir, bir konser veya bir müzeye ücretsiz giriş seçeneği de. Artık şansınıza hangisi denk gelirse. Örneğin Paris’te, her ayın ilk pazar günü çeşitli müzelere giriş herkese ücretsiz! Bunu ve bunların hangi müzeler olduğunu Paris Gezi yazımda yazmıştım: Paris Gezisi 1. Bölüm

Brüksel’e gittiniz diyelim. Brüksel’de gezilecek yerlerden biri olan Musees Royaux Des Beaux Arts (Royal Museums of Fine Arts of Belgium) her ayın ilk çarşamba günü saat 13:00’ten itibaren kapılarını herkese ücretsiz olarak açıyor. Yine Brüksel’de görülecek yerler arasında bulunan, içinde binlerce parçanın yer aldığı bir başka müze olan Müzik Müzesi (Musical Instrument Museum) de her ayın ilk çarşamba günleri bedava.

Kopenhag Gezi Rehberi : Ny Carlsberg Glyptotek

Kopenhag turu düşünenler için görülmesi gereken yerlerden biri olan Ny Carlsberg Glyptotek de salı günleri herkese ücretsiz. Kopenhag’ın bize göre oldukça pahalı bir yer olduğunu düşünürsek, denk getirebilirsek bu fırsattan yararlanmamak için bir neden yok. 

Ayrıca hangi şehirde hangi etkinlikler var öğrenmek isteyenler için, çok faydalı bir web sitesinden (Get Your Guide), “Mobil cihazlar için en kullanışlı seyahat uygulamaları” başlıklı yazımda bahsetmiştim. (O yazım da burada: En Kullanışlı Seyahat Uygulamaları)

Bu tür etkinliklerden haberdar olmak için bir diğer seçenek turist ofisleri. Veya turizm büroları. Bu gibi yerlerde mutlaka etkinlik broşürleri olur. Hatta kaldığınız hostelde de kesin vardır. Resepsiyonistlere sorun. Bunlar çoğu zaman da ücretsizdir. Gideceğiniz yere varır varmaz bu broşürlerden bir tane edinin ve dikkatlice inceleyin. Zevkinize göre bir şey mutlaka çıkacaktır. Hele üstte belirttiğim gibi, ücretsiz şehir turu bulursanız sakın kaçırmayın derim.

Değişik ulaşım alternatifleri deneyin ve seyahatte esnek olun: Bundan kastettiğim şey şu; örneğin ucuz uçak bileti bulmak istiyorsunuz. Bunun için seyahat saatlerinizi esnek tutmaya çalışın mesela. Unutmayın, gece yarısı veya sabahın çok erken saatlerindeki uçak biletleri, gün içerisine oranla genelde daha uygun fiyatlı olur.

Hemen birkaç örnekle açayım. Fransa’nın başkenti Paris’ten, İspanya’nın Madrid şehrine Air France ile sabahın çok erken saatlerinde 30 Euro’ya uçtum. Aynı gün, yalnızca birkaç saat sonraki uçuş 25 Euro daha pahalıydı.

İstanbul’dan Ukrayna‘nın kültür ve sanat şehri Lviv‘e Ukrayna Hava yollarından gece yarısı 02:10 kalkışlı uçak biletini 1200 Grivna’ya aldım. (Yaklaşık: 160 Türk Lirası) Özellikle uçak ile ulaşımda şunu aklınızda çıkarmayın; genelde tek yön bilet seçeneği, gidiş-dönüş biletlerine göre daha ucuz olur. Bu yüzden öncelikle tek yön alternatifleri için arama yapın.

Uçağın dışında, kara yolu ile ulaşım seçeneği olarak, yurt dışında epeyce yaygın olarak kullanılan ve ülkemizde de son dönemde yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlayan bir uygulama var: Blabla.car Burada, gideceğiniz istikamet neresiyse, aynı güzergaha ulaşmaya çalışanlarla yol masrafının paylaşılması söz konusu. Yurt dışında çok yaygın olarak kullanılıyor. Web sayfası: Blabla Car

Ucuz seyahat rehberi: Eurolines, Avrupa içinde ülkeler arası ulaşımda kullanılabilecek bir şirket.

EurolinesFlixbus ve Polskibus otobüs firmaları aklıma gelenlerden bir diğeri. Örneğin bunlardan Eurolines’in sloganı; “Bizimle keşfedin” Gerçekten de Avrupa içinde ulaşım ağı oldukça geniş. Rotasında 30’un üzerinde ülke bulunuyor. Budapeşte ve Viyana’da bizzat kullandım ve beğendim. Bazı otobüslerin içinde ücretsiz Wi-Fi hizmeti de sunuluyor. Seyahate çıkmadan önce mutlaka bakın: Euro Lines

Flixbus ise en az Eurolines kadar iyi. Bu firmanın da çok geniş bir yol ağı var. Internet sitesinden gitmeyi düşündüğünüz güzergahlar için detaylı arama yapabilirsiniz. Polskibus ise Polonya ve çevresi yani Doğu Avrupa baz alındığında en ucuz otobüs firmalarından biri. Bunu da bir yere not edin.

Kara yolu için söylemek istediğim son seçenek otostop. Otostop dünyada çok yaygın bir aktivite ve seyahat kültürünün çok önemli bir parçası aslında. Türkiye’de de son dönemde giderek yaygınlaştığına şahit oluyoruz. Yapmanız gereken şey son derece basit. Bir karton veya kağıda, uzaktan belirli bir mesafeden görülebilecek büyüklükte  gitmek istediğiniz yeri yazıp sizi arabasına alacak kişiyi beklemek. (Bu da otostop ile ilgili bir web sayfası: Hitchhiking)

Bir başka ekonomik ulaşım seçeneği ise tren. Özellikle Avrupa içinde uygun fiyatlı tren ulaşım olanakları mevcut. Ekonomik seyahat ve ucuz tren seçenekleri için Rail Europe sayfasını mutlaka incelemenizi öneririm. Tek yönden kombine bilet seçeneğine kadar çok farklı alternatifler var. Örneğin bir ay içinde işte toplam şu kadar kez seyahat hakkı gibi… Web Sayfası: Rail Europe

Seat61, bir diğer önemli tren ile ulaşım sitesi. Son olarak dünyanın karışık ülkelerinden tren seyahati seçeneklerini paylaşayım.

Lviv Kiev arası ulaşım için kullandığım tren. Ukrayna en ucuz ülkeler arasında.

Havaalanında para bozdurmayın! Nereye giderseniz gidin, dünyanın neresinde olursa olsun, hava alanlarında mümkün olduğunca para bozdurmamaya çalışın. Eğer yapabiliyorsanız, gitmeden önce o ülkenin bir miktar parasını buradaki döviz bürolarından temin edin.

Eğer böyle bir şansınız yoksa da telaşlanmayın, vardığınız şehirde hava alanından şehir merkezine ulaşım için yetecek kadar, yani az miktarda para bozdurun. Gerisini şehirde halledersiniz. (Bu durumun şu ana dek denk geldiğim tek istisnası Danimarka’nın başkenti Kopenhag oldu. Kopenhag Hava alanında şehir merkezine göre daha uygun kur bulmak olası.)

Asya ve Afrika ülkelerinde Amerikan Doları Euro’ya kıyasla daha avantajlıdır. Ayrıca AB üyesi olmasına rağmen kimi ülkelerin Euro değil kendi yerel para birimi kullandığını belirteyim. Örneğin Polonya para birimi Zloty, Macaristan para birimi Forint, Romanya para birimi Lei, Danimarka para birimi Kron, İsveç para birimi Kron olduğu gibi..

Yurt dışında nakit mi yoksa kredi kartı mı meselesine de değinmek istiyorum. Gittiğiniz yerde çok uzun süreli kalmayı planlamıyorsanız ben nakit götürüp kullanın derim. Kendim de öyle yapıyorum. Artanı zaten geri getireceksiniz. Kabaca bir hesap yapıp günlük masraflarınızı hesaplarsanız (yeme içme, müze bilet ücreti vs.) çok zor durumda kalmazsınız.

Zira kredi kartı kullanımı belirli bir miktarda komisyon ödeyeceğiniz anlamına geliyor. Unutmadan, yurt dışında kimi yerlerde bankaların da para bozduğunu aklınızdan çıkarmayın. Peki hangi ülkelerde ve nerede para bozdurabiliriz? Gideceğimiz yerde tahminen ne kadar para harcarız? Bu da bizi bir diğer maddeye götürüyor.

Seyahat blogları, gezi siteleri ve forumları takip edin: Yurt dışı seyahatine çıkmadan önce mutlaka ama mutlaka gezi blogları, seyahat siteleri, forumlar veya sözlükleri okuyun. Bu neden önemli? Çünkü bunlar tamamen kullanıcıların içerik ürettiği sosyal mecralar. Ve her bir kullanıcı kendi bireysel deneyimini, bilgisini paylaşarak, gezi/seyahat kavramı içinde, adeta uçsuz bucaksız bir okyanus yaratıyor.

Buradan çıkaracağımız nitelikli bilgiler ucuz seyahat etmemize yarayacak. Örneğin ben yurt dışı gezisine çıkmadan aşağı yukarı bir hafta on gün kadar önce, girip bu siteleri tek tek inceliyorum. Vaktiniz kısıtlıysa bile hızlıca gözden geçirmeye çalışın. Turla bile gitseniz okuyun. Tek tük yakalayacağınız tüyolar bile işe yarayacak.

Ekşi Sözlük, eski günlerini mumla aratsa da bu anlamda hala çölde bir vaha. Çünkü gideceğimiz yer neresiyse, başlığı yazıp arattığımızda orayla ilgili bütün yorumlar direk önümüze seriliyor. 2015 yılında Viyana gezisi yapmadan önce, sözlükteki Viyana başlığının neredeyse bütün entrylerini tek tek okumuştum.

Bu sayede, Viyana’da çok ucuza oldukça güzel kıyafetler satan Primark isimli mağazadan haberdar olmuştum örneğin. Böylece 20 Euro’ya, hala kullandığım mavi spor kışlık bir mont aldım. Gören herkesin de çok beğendiği bir mont bu. 🙂

Benzer şekilde, magnetlerin her dükkanda fiks 5 Euro’ya satıldığı pahalı bir şehir olan Viyana’da, yine sözlükten öğrendiğim, opera binasının (Wiener Staatsoper) önündeki alt geçitte yer alan bir hediyelik eşya dükkanından, ben magnetleri tanesi 2 Euro’dan satın almıştım. Stockholm gezis turu öncesi, kentte musluk suyunun içilebildiğini de Ekşi Sözlükten öğrendim.

Bunun yanı sıra, gideceğimiz yerler hakkında okumalar yapmak, gezdiğimiz yerlere daha farklı bir gözle bakmamızı sağlar, ufkumuzu açar. Stefan Zweig, Yolculuklar Üzerine isimli kitabında, Hindistan gezi yolculuğu öncesinde Hindistan ile ilgili bir sürü kitap edinip okuduğunu söylüyor.

Benim de yıllardır kafamda Hindistan’a, o harikalar ülkesine bir yolculuk yapma düşüncesi var. Sonunda kesin karar verince ortak konuları Hindistan olan bir sürü kitap temin ettim ve hepsini masamın üzerine yaydım. Aralarında bir bilim adamının, bir dil uzmanının, bir edebiyatçının, bir tüccarın ve bir gazetecinin izlenimleri de vardı. Çünkü değişik görüşleri içeren kitaplar çok yönlüydü ve yapacağım kıyaslamalarla Hindistan gerçeğine en iyi şekilde yaklaşabilecektim. Onları yan yana koyarken değişik insanların görüşlerini öğrenmeyi ve böylece gitmek istediğim ülke üzerine geniş bir ufka sahip olmayı amaçlıyordum. (Kaynak: Stefan Zweig, Yolculuklar Üzerine, Çev. Ahmet Arpad, Everest Yayınları, İstanbul, 2011, s. 87)

Benim de, Belçika seyahatim öncesinde, Brugge hakkında yazılanları okurken çok ilginç bir bilgi dikkatimi çekti. Michelangelo’nun, henüz hayattayken İtalya dışına çıkarılan tek eseri olan Bakire Meryem ve Çocuk İsa heykelinin Brugge’de yer alan OnzeLieveVrouwekerk (Church of Our Lady) kilisesinde olduğunu öğrendim. Bu önemli bilgi, oraya gittiğimde eseri daha dikkatli bir gözle incelememe yol açtı.

Gördüğünüz gibi, seyahat bloglarını, Facebook gruplarını, forumları takip etmek, gideceğimiz yerler hakkında okumalar yapıp bilgi sahibi olmak çok önemli.

Vize başvuru merkezi/Turizm acentası aracılığıyla değil, konsolosluğa direk başvuru yapın: Konsoloslukların çoğu, artık vize hizmetlerini vize başvuru merkezlerine devretti. Vize başvuru merkezi denilince de aklımıza gelenlerden ilki VFS Global ve IDATA oluyor sanırım. Zira bunlardan VFS Global, oldukça fazla ülke için vize başvurusu kabul ediyor: Fransa vizesi, Litvanya vizesi, Polonya vizesi, Rusya vizesi… IDATA ise İtalya ve Almanya vizesi başvurularını alıyor.

Tabii bu bir yetki devri değil. Vize başvuru merkezlerinin vize sonucu üzerinde herhangi bir etkisi yok. Bu sistemin tercih edilmesinin en önemli nedeni, iş yükünü biraz daha azaltmak. Bu şekilde evraklar konsolosluğun önüne gelmeden önce böylece bir süzgeçten geçmiş oluyor, eksik varsa daha oraya gelmeden tamamlanıyor. (Bu da bana lisansta en sevdiğim derslerden biri olan Ekolojinin temel ilkelerinden birini hatırlatıyor, konuya ilgi duyanlar bakabilir: Kaynağında Önleme İlkesi)

Yeniköy Avusturya Konsolosluğu

Ancak bunun vize başvurusu yapan bizler için bazı negatif sonuçları var. Başvuru merkezleri çalışanları kusura bakmasınlar ama bugüne kadarki kendi kişisel tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim, sürekli olarak evrakların eksik veya yanlış olduğunu söyleme eğilimindeler.

İşine son derece titiz bir insan olarak, bugüne kadar, konsolosluklara yaptığım bireysel başvurular neticesinde ne kadar kolay vize aldıysam, aynı evraklarla (ne bir eksik ne bir fazla) başvuru merkezlerinde sürekli olarak sorunla karşılaştım. Hepsinde de vizem çıktı.

Bu yüzden size tavsiyem, konsolosluklara bireysel başvuru yapmanız yönünde olacak. İşten izin alma şansınız yüksekse kesinlikle bireysel başvurun. Avusturya, İsveç, Hollanda, Polonya gibi ülkeler, İstanbul’da bireysel vize başvurusu kabul eden ülkelerden bazıları. Diğerlerini de ülke konsolosluklarının kendi sitelerinden kontrol edebilirsiniz. Bazen, konsolosluk randevusunu da, yine üstteki vize başvuru merkezi aracılığıyla alıyorsunuz. Bu da aklınızda olsun.

Peki bu bize ne sağlıyor? 100 liraya yakın hizmet bedeli tasarrufu. (Turizm acentaları ne kadar fark alıyor bilmiyorum, vize başvuru merkezlerinde aşağı yukarı fiyat bu) 100 lira deyip geçmeyin. Bir Avrupa ülkesinde 2-3 gecelik hostel konaklamasına denk. Ayrıca, size vizenizin çıkmayabileceğini söyleyerek daha gitmeden moralinizi bozan görevli ile muhatap olmuyorsunuz. Belki de bunun kazanımı daha büyük. Hatta paha biçilemez.

Konsolosluğa direk başvurunun bir artısı daha var. Bunlar genelde günlük sınırlı sayıda randevu kabul ederler. Evraklarınız eksiksiz ve tam ise buraya gittiğinizde işlemleriniz normal şartlarda, vize aracı şirketlerinden daha çabuk hallolur. İstanbul Yeniköydeki Avusturya konsolosluğuna girdikten yarım saat sonra işlemlerim bitmişti. Hatta o kadar bile sürmedi…

Tek dikkat etmeniz gereken, randevuyu gitmeden belirli bir süre önce almak, seyahat tarihine çok yakın bir tarihi beklememek. Vize başvuru merkezinde randevu gününü daha rahat değiştirme imkanınız var. Bu, az önce de dediğim gibi, günlük sınırlı sayıda randevu kabul ettiği için konsolosluklarda çok daha zor.

Şehir İçi İndirimli Ulaşım Kartları Satın Alın: Gittiğiniz şehirlerde, özellikle kısa süreli, turistik amaçlı gezi yapan turistler/gezginler için satışa sunulan bazı kartlar bulunur. Bunları hemen hemen her ülkede bulabilirsiniz.

Bu kartlar ile toplu taşıma tek tek bilet almaya göre çok daha hesaplı olur. 2, 3, 4 veya 7 günlük gibi seçenekler bulabilirsiniz. Üstelik bu kartlar bazen yalnızca şehir içi ulaşımda değil gittiğiniz yerde gezilip görülecek çeşitli yerlere (Müze, Kilise, Tarihi Anıt, Sanat Galerisi vs.) girişte de indirim sağlar.

Ucuz seyahat için şart: I Amsterdam kart, Amsterdam’da gezilecek yerler için çok avantajlı.

Örneğin I Amsterdam Card, Stockholm PassParis Visite Pass, Vienna Card, Swiss Travel Pass, Copenhagen Card, bunlardan ilk aklıma gelenler. I Amsterdam Card mesela Amsterdam gezi planı yapıyorsanız şart… Şehir içi toplu taşımada sınırsız kullanım hakkı vermekle kalmıyor, Amsterdam’da görülmesi gereken yerlere de ücretsiz giriş hakkı veriyor. (Van Gogh Müzesi, Amsterdam Müzesi, Amsterdam Arena, Oude Kerk Kilisesi, Ücretsiz Kanal Turu vs.)

Swiss Travel Passhemen her şehrin birbirine yakın olduğu ülkede, büyük bir İsviçre turu yapmayı düşünenlerin mutlaka edinmesi gereken bir kart. Bu kart ile İsviçre’de şehirler arasında tren kullanımı sınırsız. Böylece 3-4 şehir birden gezmeyi planlayanlar için tek tek gidiş ve dönüş biletinden çok çok daha hesaplıya geliyor. Ayrıca birçok müzede de indirimli veya ücretsiz giriş olanağı sunuyor. İsviçre’nin pahalı bir ülke olduğunu düşünürsek, kartın önemi daha da artıyor.

Viyana ulaşım kartı Vienna Card, Viyana gezisi sırasında hep yanımdaydı. Avusturya’nın başkenti Viyana oldukça büyük bir şehir. Her yerini yürüyerek gezmek mümkün değil. Viyana’da görülecek yerler birbirinden çok farklı yerlerde bulunduğu için bu kartı da edinmek şart. Örneğin Schönbrunn Sarayı şehrin biraz dışında kalıyor. Zaten muhteşem bir altyapıya sahip metrodan hiç çıkmak istemeyebilirsiniz 🙂

Dediğim gibi, bu tür kartlar biz gezginler için çok avantajlı ve hesaplı. Web sayfalarından her bir kart ile ilgili detayları okuyabilirsiniz. Kendi plan ve programınıza göre uygun olanlardan birini mutlaka seçin. Ayrıca unutmadan şunu da söyleyeyim. Bunları online olarak internetten satın alırsanız, bazen az da olsa (2-3 Euro) daha da ucuza gelebilir.

Bu yazının da sonuna geldik. Sizler için ucuz seyahatin püf noktalarını anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olmuştur. Düşünce, öneri ve yorumlarınız varsa, yorum kısmında dile getirmekten lütfen çekinmeyin.

Herkese keyifli ve ekonomik seyahatler dilerim.

Leave a Reply