Uzun Süreli Vize Almak Mümkün Mü?

Uzun Süreli Vize Almak İçin Yapılması Gerekenler

Herkese merhaba!

Başlık nasıl da can alıcı öyle değil mi? Haydi itiraf edin, insanın içi bir an kıpır kıpır oluyor! Ellerini ovuşturarak, “Hem de nasıl!” diyenler bir adım öne çıksın bakalım. Önce onları bir görelim. 🙂

Wroclaw, Polonya

Sanırım, yurt dışı gezisi veya yurt dışı tatili denince akla gelen ilk konulardan biri de bu: Uzun süreli vize almak hadisesi.

Eh malum, Türk Lirası son dönemlerde giderek değer kaybetti ve insanlar da haklı olarak sürekli Schengen vize başvuru ücreti ödemek istemiyor. 60 Euro da az para değil hani. Üstelik, yakın zamanda bu ücretin 80 Euro’ya çıkarılacağı daha yeni açıklandı… Alın size bir kötü haber daha!

80 Euro demek, Avrupa’da bir hostel’de ortalama 3-4 gün konaklama parası demek… (Avrupa’nın farklı şehirlerinden güzel hostel önerileri isteyenler buraya: Hostel Önerileri )

Hatta vize başvurusu için aracı kurum kullanıyorsanız, bunun üzerine hizmet bedeli dedikleri fiyat da ekleniyor. Burada çalışan görevlilerin vize başvurusu hakkında yerli yersiz yaptıkları yorumlar da cabası. (Bu şekilde sana vize çıkmaz, bu evraklar eksik, yanlış vs.) Neyse, şimdi o konuya hiç girmeyelim.

Berlin, Almanya

Ne diyordum? Evet, uzun süreli vize. Bir kerede uzun süreli vize almak ve onunla özgürce gezmek dururken, neden kalacağımız günle sınırlı vizeyle yetinelim öyle değil mi?

Herkes son zamanlarda bu konuya kilitlenmiş durumda ve google arama kutucuğuna uzun süreli vize veren ülkeler, uzun süreli vize dilekçesi yazıp önüne çıkan her şeyi okumaya, kendisi için en doğru olduğuna inandığı bilgiyi pür dikkat bulmaya çalışıyor.

Çalışıyor çalışmasına ancak unutulan çok önemli bir şey var. İşte ben bu yazıda bundan bahsedeceğim. Yazının girişini okurken bir parça hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz ama o kadar da üzülmeye gerek yok inanın.

Zira kısa veya uzun süreli vize veren ülke diye bir şey yok aslında. Üzgünüm ama gerçek durum bu. En sonda söylenmesi gerekeni en başta söyleyeyim.

Acropolis, Atina, Yunanistan

Çünkü bir vizenin verilip verilmeyeceği, verilirse ne kadar süre ile verileceği, bir sürü ama gerçekten bir sürü değişkene bağlıdır sevgili dostlar.

Şimdi çıkıp; “Yunanistan, İtalya gibi ülkeler, en kolay vize veren ülkeler arasında arkadaşım, sen bize ne anlatıyorsun?” diyecekler olabilir. Gerçekten de istatistiksel olarak bakılırsa bu ülkelerin diğer Schengen üyesi ülkelere göre daha uzun süreli vize verdikleri bir gerçek.

Ama bunun hiçbir garantisi yok aslında, söylemeye çalıştığım şey de bu. Nitekim son dönemde bunun aksini gösteren örnekler giderek çoğaldı dikkat ederseniz.

Bu da, insanları giderek daha çok şaşırtmaya başladı. Büyük bir beklentiyle yaptıkları vize başvuru sonuçları, o nispette hayal kırıklığı yaratıyor çünkü.

İsterseniz ben kendi durumumu anlatayım. Örneğin ben, ilk vizesini bundan tam 6 sene önce, yani 2012 yılında Polonya’dan multi girişli ve 15 günlük almış bir insanım. Üstelik çalıştığım için o başvuruya bizzat gidememiş, annemi göndermiştim. 🙂

İstanbul Polonya Konsolosluğunun yeri hala aynı. İmkanınız varsa siz de buradan Polonya vize başvurusu yapın mesela. Yeri Maslak’ta. Bir kenara not edin: Giz 2000 Plaza. Bulması çok kolay. Metro istasyonunun hemen yanı.

İkinci yurt dışı vizesi içinse Avusturya’ya başvurmuştum ve yine kendim internetten randevu alıp direk Yeniköy’deki denize sıfır muhteşem konsolosluk binasına gitmiştim.

Bu kez yıl 2015’ti ve İstanbul’da soğuk bir kış günüydü. Evrakları kendi elimle bizzat teslim ettim, üstelik o dönem çalıştığım okulda işe daha yeni girdiğim için elimde 3 aylık maaş bordrom bile yoktu. Bu nedenle sadece 2 aylık maaş bordrosu götürebilmiştim.

İlk yurt dışı seyahatim: Varşova, Polonya

Hatta kimisi (Kimisi dediğime de bakmayın, daha açık konuşayım, turizm acentesinde çalışan bir tanıdığımız) Avusturya’nın çok zor vize verdiğini, içinde bulunduğum mevcut durumdan dolayı vize başvurumun büyük olasılıkla reddedilebileceğini söylemiş, daha baştan moralimi bozmuştu. Tavsiyesi ise bilindikti: “Başka bir ülkeye başvur”

Oysa planladığım seyahat Avusturya’nın mimari harikası tarihi başkenti  Viyana’dan başlıyordu ve ben gideceğim yerlere çoktan karar vermiştim. Değiştirmeye de hiç niyetim yoktu. Sonrasında ise Macaristan ve Slovakya’ya geçecektim.

Ve o günkü bilgilerim kulağıma şunu fısıldıyordu usulca: “Vizeyi, ilk gireceğin veya birden fazla ülkede uzun süre kalacaksan, en çok kalacağın ülkeden alman gerekiyor.” (İşte size basit ve çoğu kişinin çoğu zaman umurunda bile olmayan ancak hayati bir bilgi!)

Viyana, Avusturya

Viyana ve Budapeşte’de üçer gün, Bratislava’da ise tek gün kalacaktım. Planım buydu. İlk giriş yapacağım yer de Viyana olduğu için kararım kesindi.

Vize için evrakları verirken gişedeki görevli kadın seyahatimle ilgili basit birkaç şey sormuştu, bugün gibi net hatırlıyorum: “Neden Viyana? Kaç gün kalmayı planlıyorsun? Oradan başka bir yere geçecek misin? Ve neden bu tarih aralığında gidiyorsun?”

3-4 basit ve kısa soru. Evraklarıma hızlıca şöyle bir göz atmış ve bunları sormuştu. Hatta ben beklediğim halde, neden 3 yerine 2 maaş bordron var bile demedi.

Küçük bir mülakat diye de değerlendirebilirsiniz bu soruları aslında. Seyahat planım gayet net olduğu için (İşte size bir başka bonus puan daha) tüm sorulara tek tek, eksiksiz ve samimi bir şekilde cevap vermiştim.

Viyana, Avusturya

O tarih aralığını üniversitenin sömestr tatiline denk  geldiği için seçtiğimi, açıkçası uzun süreli vize alsam da dersler nedeniyle haziran ayına kadar bir yere gitmemin mümkün olamayacağını ifade etmiştim. (Bunu söylediğime sonraları biraz pişman oldum aslında, nedenini az sonra okuyacaksınız.)

Konuşmamız bittiğinde, sorulan sorulara oldukça tatmin edici cevaplar verdiğimi düşünüyordum. Ve buranın altını çizmek istiyorum, “Evraklarım teoride eksik olmasına rağmen” vizenin kesinlikle çıkacağına inanıyordum.

Evet o an kesinlikle vizenin çıkacağını anlamıştım yani. Süre hakkında bir fikrim yoktu ancak vize sonucundan adım gibi emindim.

Gerçekten de bir hafta sonra pasaportu almaya gittiğimde Schengen vizesi içindeydi. Polonya’dan sonra ikinci vizemi de böylece kolayca almıştım.

Gerçi, Avusturya adeta hakaret eder gibi 7 günlük bu seyahatime 8 günlük ve tek girişli bir vize vermişti. Hani, fazla bekleme yapma çabuk dön gibisinden… 🙂

Daha fazla kalacağımdan değil ama moralim bozulmadı desem yalan söylemiş olurum. “Ama olsun” dediğimi hatırlıyorum kendi kendime yine, turizm acentesi çalışanı tanıdığımızı dinlesem, herhalde hiç başvuru yapmayacaktım…

Sonrasında, acaba uzun süreli alsam da gidemeyeceğimi o an söylemesem daha mı iyi olurdu diye çok düşündüm. Acaba öyle söylemesem daha uzun verirler miydi? Bunu gerçekten bilmiyorum. Bunun kesin bir yanıtı da yok zaten.

Kopenhag, Danimarka

Gördüğünüz gibi başımdan geçen iki örnek olayı paylaştım sizinle. Üstte yazdığım gibi, bir sürü değişken var ve bu konuda herkes için geçerli bir formül yok arkadaşlar.

Önce lütfen bunu anlayalım ve bunun böyle olduğuna inanalım bir defa. Zaten aksi mümkün olsaydı, herkes her zaman istediği/beklediği sonucu alırdı. Öyle değil mi? Bu iş maalesef E=mc2 formülü gibi kesin ve net değil.

Örneğin çalışıp çalışmadığınız, çalışıyorsanız ne kadar süredir çalıştığınız, veya bunun tam tersi, çalışmıyorsanız ne kadar süredir çalışmadığınız, daha önce vize alıp almadığınız, teminat olarak göstereceğiniz evraklar (ev tapusu, araba ruhsatı, bankada para vs.) sigorta girişiniz, vize sürelerine uyup uymadığınız vize sonucunu belirleyen etmenlerden yalnızca birkaçı.

Bunun dışında, insanların kendi kişisel durumlarına çok fazla dikkat etmelerinden ileri geldiğini düşündüğüm ve ilk anda neredeyse hiç kimsenin aklına geldiğine inanmadığım bir başka önemli husus daha var. Bu da “güncel politika ya da bir başka deyişle ülkeler arası ikili ilişkiler

Yani uluslararası ilişkilerde, ülkeler arasında yaşanan politik gelişmeler, krizler, restleşmeler bile bu sonuca etki edebilir. Örneğin iki ülke arasında diplomatik kriz çıkması, o ülke vatandaşlarına verilecek vize süresini, vize tipine bakılmaksızın direk etkileyebilir.

Bir sefer 1 yıllık multi girişli vize aldığınız bir ülke, diğer başvurunuzda size 10 günlük tek girişli vize de verebilir pekala. Yakın tarihten, Rusya ile Türkiye arasında yaşanan uçak krizini hatırlayın mesela.

O olaydan sonra Rusya Türk vatandaşlarına vize uygulamaya başladı ve birçok kişinin beklentisine rağmen, üzerinden hayli uzun süre geçmesine karşın hala Türk vatandaşlarına vize uygulaması sürüyor.

Minsk, Belarus

Geçen süre zarfında 3 milyonun üzerinde Suriye vatandaşının iç savaş nedeniyle Türkiye’ye girdiği ve bunların bir kısmının yavaş yavaş Türk kimliğine sahip olmaya başladığı da dikkate alınırsa, herhalde bu vize uygulaması daha uzunca bir süre devam eder diye düşünüyorum.

AB üyesi İngiltere’nin Schengen Alanına neden girmediğini hiç düşündünüz mü? Bir düşünün bence.

Banka hesabına bir anda para yığdığı veya x ülkesinden davet mektubu olduğu halde reddedilenleri her yerde okuyoruz mesela. Veya bir süredir hiç çalışmadığı halde vize alanları.

Demek ki tek sorun para değil. Para değilse ne diye düşünebilirsiniz. Ben cevap vereyim. Sorun: güven. Demek ki karşı tarafa yeterince güven telkin edemediniz.

Berlin

Bir sürü farklı ülkeden (Polonya, Avusturya, Hollanda, İspanya, İtalya) farklı uzunluklarda vize almış biri olarak, sizlere kişisel önerilerim ise şu şekilde olacak:

Bir defa her şeyden önce sizden istenen evrakları kendi durumunuza göre eksiksiz tamamlayın. Fazlası olsun ama eksik olmasın.

Örneğin ben, en son yaptığım vize başvurumda, doktora öğrencisi olduğuma dair belgeyi de eklemiştim. Siz de kendi durumunuza uyan bu tür belgeler ekleyebilirsiniz.

Eğer evraklarınız çeşitli nedenlerle eksikse, bunu da baştan sebebiyle birlikte mutlaka bildirin. Örneğin bir yerde yarı zamanlı/part-time çalışıyor olabilirsiniz ve iş yeriniz size kadrolu elemanı olmadığınız için iş yeri izin yazısı veremeyebilir. Bu belge normalde Schengen vize başvuru evrakları içinde var.

Ama o an, üstte belirttiğim sebepten sizin elinizde olmayabilir. Bu mutlaka vizenizin reddedileceği anlamına gelmez. Bunu sebebiyle belirtirseniz sorun yaşama ihtimaliniz azalır.

Bu şu demek oluyor aslında: Daima doğru bilgi bildiriminde bulunun. Örneğin çıkacağınız seyahatin detayları net ve belliyse (Bir artı puan daha) bunu ayrıca bir dilekçe yazarak belirtin mesela.

Şu tarihte şurada konaklayacağım, oradan şu biletle buraya geçeceğim gibi. Buna kanıt olarak da belge sunun. (Ör: Satın alınmış şehirler arası tren, otobüs veya uçak bileti) Ben bunu hep yapıyorum. Açık uçlu bir gezi düşünüyorsanız, elbette burada yapacak pek fazla bir şey yok.

Stockholm, İsveç

Ve mutlaka ama mutlaka, Schengen vize başvurusu yapıp vizeyi aldığınız ülkeden giriş yapın arkadaşlar! Aynen yukarıdaki Avusturya ve Viyana örneğinde anlattığım gibi, bu yönde bir “Teamül” var.

Teamül demek, (veya yapılageliş kuralı diye de geçer) sürekli tekrarlanan, alışılageldik, yazılı olmayan hukuk kuralı demektir. Teamüller, Uluslararası Hukukun da kaynaklarından biridir. Önemle hatırlatırım.

Vize sürelerine mutlaka uyun. “Bir gün gecikmeyle dönsem ne olur sanki” demeyin.

Ayrıca son olarak, “Sana vize çıkmaz boşuna uğraşma / Sana vize kesin çıkar hiç meraklanma” diyen hiç kimseye de inanmayın. Dikkat ettiyseniz ben bu koskoca yazıda bu iki cümleyi de kullanmaktan özenle kaçındım.

Son olarak, Schengen Vizesi hakkında son dönemde yaşanan bazı önemli gelişmeleri hatırlayalım isterseniz.

Brugge, Belçika

Türkiye ile AB arasında imzalanmış olan, 2013 tarihli Geri Kabul Anlaşması gereği, Vize Serbestisi Diyalogu bir süre önce başlatılmıştı aslında.

Ve yine 2014 yılında yürürlüğe giren bu anlaşma gereğince, Türk vatandaşlarının -İngiltere ve İrlanda hariç- AB üyesi ülkelere 3, 5 – 4 yıl içinde vize serbestisi öngörülüyordu.

Ancak bildiğiniz ve yukarıda yine değindiğim şekilde, bu tarihten sonra bir sürü gelişme yaşandı. Uluslararası camiayı da yakından ilgilendiren mülteci sorunu bunlardan yalnızca biri.

Ayrıca ülke uzunca bir süre OHAL ile yönetildi. Ülkede uygulanan OHAL ile Türkiye’nin yurt dışındaki imajı arasında bir bağ olduğunu size önemle hatırlatırım. Dünyadan soyutlanmış bir şekilde yaşamıyoruz. Herkesin her şeyden haberi var.

Ohrid, Makedonya

Ancak yine de geleceğe dönük ümit verici gelişmeler yaşanmıyor değil. Örneğin, daha geçtiğimiz günlerde AB Komisyonunun Göç, İç İşleri ve Vatandaşlıktan sorumlu üyesi Dimitris Avramopoulos bir açıklama yaptı.

Avramopoulos’un yaptığı bu açıklamada, Türkiye’nin AB vize serbestisi konusunda anlaşma kapsamındaki 72 başlıktan çoğunda yükümlülüklerini yerine getirdiği ve yalnızca 7 başlığın kaldığı dile getirildi.

Bu elbette iyiye işaret ancak gelecekte ne yaşanacağını kestirmek şimdiden çok zor. Kimsenin moralini bozmak istemem, yalnız Türkiye’nin Avrupa Topluluklarına ilk başvuru tarihinin de 1959 olduğunu hatırlatırım.

Yine de bu yazıyı, Çetin Altan’ın da gazetedeki köşe yazılarını bitirdiği o meşhur sözüyle bitirmek istiyorum: “Enseyi karartmayalım.”

Gezivita’yı takipte kalın.

Okumak isteyenler için burada Stockholm gezi notları var:

Stockholm Gezi Rehberi

Burada, kendi seyahatlerimi nasıl planlayıp gerçekleştirdiğimi tüm detaylarıyla anlattım:

http://gezivita.com/gezi-plani/.html

Ve ilk kez yurt dışına çıkacaklara önemli tavsiyeler:

İlk Kez Yurt Dışına Çıkacaklara Tavsiyeler

İyi seyahatler!

2 Comments

  1. Pelin 11 Nisan 2019
    • Gezivita 13 Nisan 2019

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.