Çivisi Çıkmış Dünya
Herkese merhaba.
Çivisi Çıkmış Dünya, Amin Maalouf’un Yapı Kredi Yayınlarından çıkan kitabının ismi. Kitap “Uygarlıklarımız Tükendiğinde” alt başlığını taşıyor.
Maalouf’un bugüne kadar üç kitabını okumuştum. Bunlardan ikisi romandı: Semerkant ve Afrikalı Leo.
Deneme kitabı olarak ise, Ölümcül Kimlikleri okumuş ve gerçekten çok beğenmiştim.
Hatta öyle ki, bu kitabı birkaç kez okudum. Sonradan elime aldığımda önemli bulduğum yerleri gözden kaçırmamak adına, çoğu yerin altını çizdim.
Uzun süredir kitaplığımda bekleyen “Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde” isimli denemeyi ise ancak okuyabildim.

Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde
Bunda da altını çizdiğim yerler var elbette. Ancak bu kitap, bir deneme olarak, bence Ölümcül Kimlikler kadar başarılı değil.
Şimdi ayrıntılara geçelim.
Çivisi Çıkmış Dünya
Bir kitabı okumaya başlamadan önce, her zaman olmasa da Goodreads isimli siteye göz atarım. Bu siteye güveniyorum çünkü burası evrensel bir kitap sitesi.
Dünyanın dört bir köşesinden okuyucuların kitaplar hakkındaki yorumlarına yer veren bu web sitesinde, özellikle Türk kullanıcıların neredeyse tamamına yakınının bu kitaba övgüler düzdüğünü gördüm.
Gördüm ve bir an hayıflandım doğrusu.
Demek ki, böylesine beğenilen güzel bir kitabı okumakta bir hayli geç kalmışım diye düşündüm.
Kitaba bu duyguyla başladım ve okuyup kısa süre içerisinde bitirdim.
Her şeyden önce, Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde kolay okunan bir kitap.
Yani anlatılan konular üzerine herhangi bir altyapı gerektirmeden, hemen her yaştan, her kesimden insana hitap ediyor.
Maalouf kitabında, günümüzde yaşanan toplumsal, siyasi, çevresel, ekonomik sorunlar üzerine yoğunlaşıyor.
Üç bölümden oluşan kitapta, iklim değişikliğinden ABD’nin küresel liderliğine, Arap-İsrail çatışmasından uygarlıklar arasındaki mücadeleye varıncaya dek, çok farklı konu üzerine düşüncelerini sergilemiş yazar.
Çivisi Çıkmış Dünya
Üstte belirttiğim gibi, Türk okuyucuların büyük çoğunluğunun göklere çıkardığı bu kitap, bende beklediğim hissiyatı yaratamadı ne yazık ki.
Bunun birkaç sebebi var.
Aslında bana kalırsa bu durum, kitabın kendisinin okunmaya değer şeyler paylaşmadığından ileri gelmiyor kesinlikle.
Ben Uluslararası İlişkiler doktoru olduğum için, çok uzun yıllardır alana yönelik okuma yapıyorum.
Okumalarım tabiatıyla; siyaset bilimi, siyasi tarih, uluslararası ilişkiler ve uluslararası sorunlar konularına yoğunlaşmış durumda.
Bu kitapta geçen konu başlıklarına ve ileri sürülen düşüncelere öteden beri fazlasıyla aşinayım.
Sanırım bu durum, bende öncekilerden farklı bir şeyle karşılaşmadığım intibaı uyandırdı.
Beklentileri de böylesine yüksek tutunca, kitaptan aldığım keyif bu beklentimin çok altında kaldı.
Bir ikincisi, kitapta bazı cümlelerin fazlasıyla uzatıldığını düşünüyorum.
Hani bizde “kulağını tersten göstermek” diye bir deyim vardır. Bazı paragrafların içerisinde resmen kayboldum.
Kitabı Türkçeye Orçun Türkay çevirmiş.
“Kötü çeviri” diye bir kolaycılığa kaçmayı sevmem. Yazarın tutumundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Basitçe söylenebilecek bir yorum/düşünce, uzattıkça uzatılmış.
Devrik cümleler, yüklem kullanılmadan sayısı artan öğelerle birleşince, anlaşılması güç paragraflar çıkmış ortaya.
Buna, çevirinin kendisinden kaynaklanan, eşyanın tabiatı gereği olan anlam kaymalarını da eklediğimiz zaman, okuduğunu anlamak giderek güçleşiyor.
Bence buna hiç gerek yoktu.
Çivisi Çıkmış Dünya
Çok fazla olmamakla beraber, sadece bir iki yerde, çeviri kaynaklı anlatım bozukluğu olduğunu da düşünüyorum.
Ama dediğim gibi, benim asıl sitemim çevirmene değil yazara bu kitapta.
Goodreads’te bu kitap hakkında olumsuz yorum yazan tek bir kişi gözüme çarptı.
Bu yorumu aynen alıntılamak istiyorum çünkü inanın bu yorumu da görmesem, okumasam, “Acaba tüm sorun bende mi?” diyecektim…
Ecem bence gayet güzel özetlemiş.
Hani bir iki cümle ile bu kitabı tarif et deseler, ben de bu yorumu yazardım herhalde.
“Kitap asla okunmayı hak etmiyor” diye bir yorum getirsem, fazlasıyla acımasızlık etmiş olurum.
Maalouf gerçekten incelikli düşüncelere sahip bir yazar. Okurken bunu hissediyorsunuz zaten.
Ancak mesela, kitabın “Yoldan Çıkmış Meşruiyetler” başlıklı ikinci bölümü neredeyse tamamen Cemal Abdülnasır’a ayrılmış.

Cemal Abdülnasır
Üstteki genel konulardan ve dünyanın çeşitli yerlerinden verilen kısa kısa örneklerden sonra, sadece tek bir isme bu kadar yoğunlaşılmış olması, okuyanı sıkabilir diye düşünüyorum.
Çünkü bir kişiye/konuya böylesine yoğunlaşılması, diğerlerinin çok yüzeysel görülmesine de neden olabilir.
Ben kişisel olarak o bölümü okurken pek sıkılmadım, o başka.
Çivisi Çıkmış Dünya
Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde isimli kitabında Amin Maalouf, Batı dünyasına hakkaniyetli eleştiriler getirmiş. Batının kendine özgü tarihsel körlüklerini ve etik kusurlarını sıralamış.
Bu yüzden yazarı tebrik etmek gerekir.
Yazar, ortaya çıkan tüm sorunların çözümü konusunda ise, eşitlik temelinde, kolektif bir hareket etme tarzına vurgu yapmış.
Yeni yüzyılda, “Eski ve yeni ortaya çıkmaktan olan tüm sorunlar, yeni bir anlayışla, yeni bir bakış açısıyla çözülebilir” diyor.
Maalouf’a göre gelecek yüzyıllarda uğruna mücadele edilecek tek şey, bilim ve etik olmalıdır.
Bu düşünceler, Ölümcül Kimliklerle de paralellikler taşıyor.
Kitabı okurken, bazı yerlerde, Ahmet İnam’ın bir makalesinde geçen düşüncelerle Maalouf’un düşünceleri arasında da paralellikler sezdim.
Özellikle de insanoğlunun doğası, kültürün oluşması ve içeriği, yurttaşlık bilinci, etik gibi konularda…
Benim size tavsiyem, önce Doğu Batı Dergisinde yayınlanmış olan “Kendimize Doğru Bir Yürüyüş Tarzı Olarak Özgelik” başlıklı bu kısa makaleyi, sonrasında ise bu kitabı okumanız yönünde olacak.
Ahmet İnam ismini bugüne kadar hiç duymadıysanız, onu da bir kenara not edip biraz araştırın derim.
Çivisi Çıkmış Dünya elbette okunmayı hak ediyor. Ama belki sadece bir seferliğine. Hepsi o kadar.
Size önerdiğim başka kitaplar için, şu videomu seyretmeyi unutmayın lütfen: Okuduğum Kitaplar
Sevgiler, selamlar.





