Ülkü Tamer Üzerine Birkaç Söz

Ülkü Tamer

Herkese merhaba!

Doktora veya yüksek lisans yapanlar çok iyi bilirler, ödev olarak bir makale hazırlamak oldukça sancılı bir süreçtir.

Bir sürü farklı kaynaktan yararlanmak için çabalar, sonra kafanızı toparlayarak bir şeyler yazmaya çalışırsınız.

Tek bir ödev olsa yine iyi, derslerin sayısına göre istenen makale sayısı arttıkça işler daha da zorlaşır.

Bir sürü farklı derste, farklı konuları araştırırken kafanız kelimenin tam anlamıyla allak bullak olur.

Doktora yaparken, makale yazmaya çalışırken benzer hisleri ben de yaşamıştım.

Bir ara çalışmaya ara verip, elime internetten vermiş olduğum kitap siparişi ile birlikte ücretsiz gelen bir dergiyi aldım.

Daha sayfaları karıştırmaya başlamadan önce, kapak sayfasında, editörün dergi içeriğiyle ilgili bilgi verdiği kısmı okurken bir şey dikkatimi çekti hemen.

Ülkü Tamer

“Edebiyatımız için sürpriz sayılabilecek bir belge yayınlıyoruz bu sayıda” diyordu. Son derece meraklandım elbette. Neydi acaba bu belge?

Bu, bir tarih dersi ödeviydi.  Ödevin başlığı ise şöyleydi: “Yirminci Yüzyılda İngiliz Şiiri”

Ülkü Tamer’in Robert Kolejde okurken hazırladığı bir ödevdi bu.

Merakım bir anda büsbütün arttı. İtiraf edeyim hemen, ilgimi çeken İngiliz şiiri değildi burada kesinlikle.

Ülkü Tamer. Fotoğraf k24kitap.org sitesinden alınmıştır.

Benim odak noktam Ülkü Tamer’di…

Peki Ülkü Tamer kimdir? Ülkü Tamer en sevdiğim edebiyatçıların başında gelir. Şair ve yazar kimliğiyle tanırız onu. Çok yönlü bir insandır.

Yıllar önce, şimdiki halinden çok çok daha farklı bir gazeteyken (Bir gazetenin nereden nereye gelebileceğinin acı örneklerinden yalnızca biridir) Sabah’taki köşesinde yazdığı yazılarını kesip sakladığım bir isimdir Ülkü Tamer.

O dönem beğenip kesip sakladığım birkaç yazısını, sizin için altta paylaşıyorum.

Ülkü Tamer kitapları

Ülkü Tamer şiirleri

Ülkü Tamer’in hayatı

Ülkü Tamer’in hayatı deyince, akla hemen Gaziantep gelir. Çünkü yazar burada doğup büyümüştür. Sonra liseyi okumak için İstanbul’a doğru yola çıkar.

Dergide ödevin olduğu sayfayı açınca bir başka sürprizle daha karşılaştım aslında. Meğer Ülkü Tamer’in Robert Kolejdeki tarih hocası Nurettin Topçuymuş!

Ben onu daha çok felsefeci kimliğiyle tanıyordum halbuki.

Meğer Topçu, 1955-1960 arasında İstanbul İmam Hatip Okulu’nda felsefe, 1946-1961 arasında ise Robert Kolej’de tarih ve inkılap tarihi dersleri vermiş.

Topçu’nun da elimde birkaç kitabı var ama bir türlü fırsatını bulup derinlemesine okuma imkanım olmadı henüz maalesef. Sadece şöyle bir göz atabildim diyebilirim.

Nurettin Topçu kitapları da aklımın bir köşesinde, okunacaklar listesinde…

(Benim sizin için hazırladığım kitap önerilerim de burada: Okuduğum Kitaplar )

Neyse, ben şimdi tekrar Ülkü Tamer’in ödevine döneyim isterseniz.

Ülkü Tamer

Bunun bir lise öğrencisinin ödevi olduğundan hareketle düşünüp yola çıktığınızda, inanılmaz bir manzara ile karşılaşıyorsunuz aslında.

Zira bu denli titizlikle hazırlanmış, üzerine fazlasıyla titrenmiş bir ödevi, bırakın liseyi, günümüzün lisans seviyesinde bile görmek çoğu zaman gerçekten çok zor artık…

Aslında bu biraz da, Bülent Ecevit’in de mezunu olduğu Robert Kolej’in kalitesini gösteriyor.

Ödevden bir kısmı aşağıya ekliyorum.

Ülkü Tamer

Ülkü Tamer

Bu ödevin kalitesini anlamak ve değerlendirmek için, o dönemdeki koşulları şimdiki koşullarla karşılaştırmak yeter.

İnternet denilen icat, elimizin altında bize artık her türlü kaynağa kolayca ulaşma şansını veriyor bugün.

Her şey dijital. Bilgi çağında yaşıyoruz. Örneğin çoğu zaman kütüphanelere bile gitmeye gerek yok artık. Veri tabanları sadece bir tık uzağımızda…

Şimdiki öğrencilerin Ülkü Tamer’in harcadığı enerjiyi ve zamanı harcamasına bile gerek yok aslında.

Buna rağmen, ne yazık ki ortaya pek de dişe dokunur çalışmalar çıkmıyor.

Zira ortaya çıkanların çoğu baştan savma, deyim yerindeyse “sırf yapmış olmak için yapılmış” şeyler oluyor…

Ülkü Tamer Şiirleri

Ülkü Tamer demişken, onun şair yanından bahsetmeden geçmek olmaz. Çünkü Ülkü Tamer şiirleri ile öne çıkıyor daha çok.

Sanırım herkes onu Ülkü Tamer konuşma şiiri ile tanıyor.

Benimse aklımda “Bruegel” isimli şiirinin tekrar tekrar okumaya doyamadığım şu mısraları var:

Gökyüzü ayaklarımın ucundan başlıyor.

Köpeklerin bakışlarında birer keman tadı.

Gökyüzü ayaklarımın ucundan başlıyor.

Ağzımın kemiğinde dağınık bir şiir tadı.

İçine çektiğim hava değil, gökyüzüdür.

Bu mısralar, sonuncusuyla aynı adı taşıyan kitaptan. (De Yayınevi, İstanbul, 1966)

Bu kitabın ilk baskısına sahip olduğum için kendimi şanslı hissederim.

Ülkü Tamer

Şiirleri kadar, Ülkü Tamer kitapları da okunmaya değer elbette. Ülkü Tamer sinema üzerine de bolca yazardı mesela.

Yine Sabah’taki bir yazısında, yönetmene bakarak film seçme alışkanlığının lise yıllarında başladığını söylüyor.

Vaktiyle, “Sinema Dedi Ki” isimli kitabını alıp bir çırpıda okuduğumu hatırlıyorum.

Ülkü Tamer kitapları

Bu kitapta, oyuncu, yapımcı ve senaristlerin sözlerini derlemiştir Ülkü Tamer.

Zaten çok ince bir kitaptır. Hemen altını çizdiğim birkaç alıntıyı paylaşayım mesela:

  • Paris’teki büromda, dünyanın aydan çekilmiş bir fotoğrafı var. Gerçekleri kavramama yardımcı oluyor. Burada büyük bir sinema yıldızı olabilirim. Ama oradan bakıldığında bir hiçim. Hepimiz hiçiz. “Alain Delon”
  • Sinema yıldızı olmaya görün, herkes size politika, astronomi, arkeoloji, doğum kontrolü hakkında sorular sormaya başlar. “Marlon Brando”
  • Evlat, senin için ne dedikleri hiç önemli değil, senin için ne fısıldadıkları önemli. “Errol Flynn”
  • Sansür politik bir araçtır, entelektüel bir araç değildir. Eleştiri entelektüel bir araçtır, yargıladığı, karşı koyduğu şey konusunda ön bilgileri vardır. “Federico Fellini”

Evet, bunlar kitapta altını çizdiğim alıntılardan sadece birkaçı…

Ama Ülkü Tamer eserleri içinde benim en sevdiğim kitabı “Yaşamak Hatırlamaktır” isimli eseridir.

Ülkü Tamer kitapları

Burada, o müthiş, sımsıcak üslubuyla anılarını anlatır Ülkü Tamer.

Kendi memleketi olan Gaziantep’teki sinemayı, Nakip Ali’yi anlatır mesela.

Hayatımda hiç gitmediğim halde, ben de bir anda onunla Gaziantep’e gider, sanki kendim de yine onunla aynı çocukluğu yaşamış gibi hissederdim yazdıklarını okurken.

Ama en sevdiğim anısı, Brezilya’da başından geçen olaydır.

“Brezilya Şampiyon Oldu, Golü Ben Attım” başlıklı bu yazısını açıp kaç kez tekrar tekrar okuduğumu inanın hatırlamıyorum. Okuyunca eminim siz de seveceksiniz.

Ülkü Tamer Kitapları

Ülkü Tamer’i okumak, benim için bambaşka bir duygu olmuştur hep.

Sanki anılarını yanı başımda sadece bana anlatıyormuş gibi hissederdim onu okurken.

“Sanat Sınavı” isimli kitabı ise, farklı sanat dallarına yönelik sorulardan oluşan bir başka güzel eseridir. Dedim ya, Ülkü Tamer eserleri bambaşkadır…

Ben.

Ülkü Tamer’i 2018 yılında kaybettik.

Bugüne dek Ülkü Tamer şiirleri, Ülkü Tamer kitapları hiç okumadıysanız, bence bunlardan bir başlayın…

Okumak isteyenler için, Eduardo Galeano’nun müthiş kitabı “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” ile ilgili yazımı da buraya bırakmak istiyorum: Latin Amerika’nın Kesik Damarları

Edebiyat ile ilgili bir başka yazım ise burada, bu yazım da “Orhan Veli” ile ilgili: Orhan Veli: Yalnız Seni Arıyorum

Sevgiyle kalın.

Leave a Reply

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.