Cedi Osman ve Profesyonellik Meselesi Üzerine Düşünceler
Herkese merhaba.
Anadolu Efes, Yunanistan ekibi Panathinaikos karşısında, 2025 Eurolig Play-Off serisinde 3-2 kaybederek Final Four’un kıyısından döndü ve elendi.
Efes sezona çok kötü bir şekilde başlamasına karşın, Luca Banchi’nin takımın başına gelişiyle Eurolig’de oynadığı son sekiz maçın hepsini kazandı ve Play-Off serisinde bir önceki yılın şampiyonu olan Panathinaikos ile eşleşti.
Ergin Ataman’ın çalıştırdığı Panathinaikos kağıt üzerinde elbette favoriydi.
Ancak buna karşın Atina’daki ilk maçı kıl payı kaybeden Efes, yine Atina’daki ikinci maçtan ise zor da olsa galip çıkmayı bildi ve seriyi 1-1’e getirdi.
Sonrasında İstanbul’da oynanan iki maçtan ise ne yazık ki ilkini kaybettik.
İkincisini kazanıp şansımızı son maça taşısak da, Atina’da mağlup olunca neticede 3-2 elenmiş olduk.

Fotoğraf için kaynak: Sporx.com
Dikkat ettiyseniz, bir anda birinci çoğul şahıs kipine geçtim.
Çünkü Galatasaraylı olmama karşın Efes benim için her zaman çok özel bir kulüptür.
Çünkü ben Koraç Kupası’nı kazanan Naumoski’li kadroyu izleyerek büyüdüm.
Aydın Örs, Petar Naumoski, Murat Evliyaoğlu, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Tamer Oyguç gibi isimler benim çocukluk kahramanlarımdır.
Ve Efes, “Efes Pilsen”, bu kahramanların beşiğidir.
Bu kısa ara bilgiden sonra tekrar konuya dönmek istiyorum hemen.
Evet sonuçta Efes elendi ancak bu maçların sonucundan çok, maçlarda yaşanan iki önemli olay seriye damgasını vurdu diyebilirim.
Cedi Osman
Bunlardan birincisi, Ergin Ataman’a İstanbul’da, Panathinaikos’un kaybettiği ikinci maçta yapılan “Mola alsana” tezahüratı.
Benim de salonda canlı takip ettiğim bu karşılaşmada, Ataman son saniyelerde gelen bu tezahürata sinirlenerek -ve arkasından taraftara galiz küfürler savurarak- salonu terk etti.
Ancak ben bu yazıda bu olaya değinmeyeceğim.
İkinci ve bu yazının konusunu teşkil eden olay ise, serinin Atina’daki maçlarında dikkatlerden kaçmayan, Türk oyuncu Cedi Osman’ın abartılı sevinç gösterileri ve buna verilen tepkiler oldu.

Bu türden bir sevinç, üstelik defalarca tekrarlanınca, zannediyorum pek de “normal” bir sevinç gösterisi olarak değerlendirilemez. Fotoğraf için kaynak: yenisafak.com
Bu sevinç hareketlerine, seriyi 3-2’ye getiren son maçın sonrasında yaşanan ve Cedi’nin Yunan seyircilerle yaptığı Yunanca tezahüratı da katmıyorum üstelik.
Sadece Cedi’nin maç içinde, herkesin gözü önünde, aldığı sayılardan sonra gösterdiği reaksiyonlara dikkati çekmek istiyorum.
Bu arada, altının çizilmesi gereken bir husus daha var bu noktada.
Bu abartılı sevinç gösterileri, Atina’da oynanan ilk iki maçta ve yine Atina’da oynanan en son maçta yaşandı.
Bu ayrıntıyı akılda tutmak önemli.
Önemli çünkü az sonra değineceğim gibi, Cedi verdiği bir röportajda “İstanbul’daki maçta kimseye herhangi bir hareketinin olmadığını” söylüyor.
Zaten mesele de bu. Sorun, Atina’daki maçta sergilediği hareketler.
Kimse İstanbul’da bir şey olduğunu söylemiyor. Az sonra buraya geleceğim.
Cedi Osman ve Profesyonellik
Cedi Osman, uzun sayılabilecek bir NBA kariyerinden sonra bu sene Avrupa’ya döndü ve Panathinaikos’taki ilk yılını geçiriyor.
Takımın yeni bir oyuncusu yani.

Cedi NBA’de. Fotoğraf için kaynak: wikipedia
Hangi branşta olursa olsun, bir takıma yeni katılan herhangi bir oyuncunun kendini göstermek ve kanıtlamak istemesi anlaşılabilir bir tutumdur.
Bunda herhangi bir sorun yok.
Sporcular katıldığı takım için çalışır, mücadele eder, yüreğini ortaya koyar, hırslı oynarlar.
Ve elbette bu, profesyonellik gereğidir.
Herkesin zaten yapması gereken bir şeydir. Ve buna saygı duyulur.
Ancak Cedi’nin, özellikle Efes karşısında aldığı sayılardan sonra yaptığı sevinç gösterileri Türk izleyicilerin son derece dikkatini çekmiş olmalı ki, kendisi İstanbul’daki maçlarda, üstelik kendi yetiştiği kulübün taraftarı tarafından ıslıklanarak protesto edildi.
Küfür falan da edilmedi, sadece ıslıklandı.
Cedi protestolara karşı verdiği bir röportajda “bu protestolara çok takılmadığını, protesto edenleri tanımadığını” belirtti.
Cedi Osman
Serinin son maçından sonra, yayıncı kuruluş Ssport+’a verdiği röportajda ise; “Oyunun içinde bu var, İstanbul’da protesto edildim, burada alkışlanıyorum” şeklinde bir ifade kullandı.
Cedi’nin yaşananları son derece yanlış anladığını, hatalı ve eksik yorumladığını düşünüyorum.
Birincisi, ortada bir protesto var.
Ancak bu protesto, bir Yunan takımının Yunan oyuncusuna değil sana yapılıyor.
Demek ki, bir başkasının değil ama senin kabul edilebilir sınırları aşan bir reaksiyonun var.
(Kaldı ki, aynı takımda, bir başka Türk oyuncu Ömer Faruk Yurtseven de var.)
En azından görüldüğü kadarıyla büyük çoğunluk böyle düşünüyor.
Çünkü özellikle sosyal medya platformlarındaki eleştirilere şöyle bir göz attığımda görüyorum ki, Cedi’ye gösterilen tepkinin sebebi ne bir Yunan takımı olan Panathinaikos’ta oynaması, ne bu takım için canını dişine takarak mücadele etmesi ne Efes’e karşı sayılar alması…
Ne de, üstte belirttiğim gibi, Yunanlılarla Yunanca tezahürat yapması.
Dahası, burada Cedi’nin Panathinaikos’ta olması da çok önemli değil aslında.
Yani Cedi bu hareketleri sözgelimi Monaco’da, Barcelona’da, Partizan’da vs. oynarken de yapmış olsaydı, yine aynı tepkiyi alacaktı muhtemelen.
Cedi, bir “Türk” oyuncu olarak, üstelik “kendi yetiştiği kulübe” karşı aldığı sayılar sonrası yaptığı “abartılı” sevinç gösterileri yüzünden protesto edildi.

Fotoğraf için kaynak: wikipedia
Yani hiç kimse, ona bunun dışında herhangi bir sebepten dolayı tepki göstermedi/göstermiyor.
Zaten böyle olduğu için, bu tepkiler gösterildiği zaman vereceği bir röportajda söyleyeceği şu türden bir cümle ile, bu eleştirileri böylesine hiç artmadan, kendisi rahatça ortadan kaldırabilirdi:
“Evet, biraz abartılı tepki verdim sanırım, özür dilerim.”
Bu kadar basitti aslında.
Nihat Kahveci, bundan yıllar önce, Real Sociedad’da oynarken benzer bir durum yaşamıştı mesela.
2003 yılında, Şampiyonlar Ligi grup aşamasında, Atatürk Olimpiyat Stadında Galatasaray’a karşı attığı golden sonraki sevincini biraz fazla abarttığını anlayarak eliyle işaret ederek hemen özür dilemişti.
Bu olayı, çok kısa bir süre önce, Nihat’ın bir Youtube yayında da hatırlattığını/anlattığını görmüştüm mesela.
Mesele orada kapanmıştı.
Buna rağmen Cedi’nin verdiği bu son röportajda söyledikleri oldukça tuhafıma gitti doğrusu.
Cedi meseleyi bir hayli yanlış anlamış görünüyor.
Hani bizde sık kullanılan bir laf vardır, kendisine adres sorulan kişi, araçtaki sürücüye şöyle der: “Kardeş sen çok yanlış gelmişsin.”
Cedi Osman

Fotoğraf için kaynak: Eurohoops.net
Cedi Osman’ın durumu, bana bir yandan da üniversite yıllarımı hatırlattı.
Bilirsiniz, üniversitede öğrenciler bazen sınavlarda sorulan soruya konuyla pek de alakası olmayan yanıtlar verirler.
Burada iki ihtimal vardır.
Ya soruyu gerçekten anlamamıştır, ya da anladığı halde böyle alakasız bir şeyler yazarak puan almaya çalışırlar.
Ancak yazdığı cevabın, o soruyla aslında alakalı olmadığının da bilincindedir.
Cedi Osman her şeyin tamamen farkında olarak böyle davranmayı seçmiş de olabilir.
Hem maç sırasında yaptığı o hareketlerde, hem de gelen tepkiler sonrası verdiği bu yanıtlarda.
“Tribünlere oynamak” dediğimiz şeyi seçmiştir, olabilir. Buna da saygı duyarım.
Sporda bu da var sonuçta.
Ama hem böyle davranıp hem de “Bana neden tepki gösterildi anlamadım, ben kimseye hiçbir şey yapmadım ” türünden bir çıkış da yapamazsınız.
Cedi’nin şu son röportajında söyledikleri, bence şu deyişe karşılık geliyor: Özrü kabahatinden beter.
Sevgiler, saygılar.





