Okuduğum Kitaplar

Okuduğum Kitaplar (3.Bölüm)

Herkese merhaba!

Hatırlayacağınız gibi, okuyup beğendiğim yirmi tane kitabı (iki ayrı yazıda, 10+10 olacak şekilde) daha önce sizinle paylaşmıştım. (Birinci bölüm: Okuduğum Kitaplar ve ikinci bölüm: Okuduğum Kitaplar ) Bu yazıda da, yine ilginizi çekecek türden ve farklı konularda yazılmış on kitap önerisi bulunuyor.

Konsepti biliyorsunuz artık, önce kitapla ilgili kısa bir künye sunuyorum, hemen ardından kitapla ilgili bilgileri, kişisel yorum ve düşüncelerimi ilave ediyorum.

Çok uzun tutup sizi sıkmak istemiyorum. Paylaşması benden, seçip okuması sizden. Öyleyse hiç vakit kaybetmeden hemen kitaplara geçelim.

  • Kitabın adı: Boğaziçi’ne Sığınanlar: Türkiye’ye İltica Eden Alman Bilim, Siyaset ve Sanat Adamları 1933-1953
  • Yazarı: Fritz Neumark
  • Yayınevi: Neden Kitap
  • Yayın yılı: 2008
  • Sayfa sayısı: 263

Boğaziçi’ne Sığınanlar

Fritz Neumark ismi, blogta daha önce yayınlamış olduğum “1933 Üniversite Reformu” başlıklı yazımda geçmişti aslında. (Merak edenler için o yazım burada: 1933 Üniversite Reformu) Geçmişti çünkü kendisi bizim için son derece önemli bir bilim insanı. İşte o yazımda adı geçen ve kendisi hakkında etraflıca bilgi veremediğim Alman bilim insanının bu kitabını, size burada ilk kitap olarak önermeye karar verdim.

Böylece hem kendi ağzından onu daha yakından tanıyacak hem de Cumhuriyet tarihimizin bu en önemli politikalarından biri hakkında daha ayrıntılı ve ilk elden bilgi edinmiş olacaksınız. Kitabın en güzel yönü ise, yazarın sadece eğitim politikalarına ve mesleki detaylara değil, aynı zamanda ülkemizle, kültürümüzle, yaşantı biçimimizle ilgili yorum ve anılarına da yer vermiş olması.

Neumark Alman disiplini ve bir bilim insanı titizliği ile bu kitabında genç cumhuriyetimizi, İkinci Dünya Savaşındaki duruşumuzu, kendisi gibi diğer mülteci bilim insanlarını, üniversite öğrencilerini ve çok daha fazlasını anlatıyor.

  • Kitabın adı: Felsefe El Kitabı
  • Yazarı: Selahattin Hilav
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
  • Yayın yılı: 2019
  • Sayfa sayısı: 251

Felsefe El Kitabı

Selahattin Hilav’ın bu çalışması, adı üstünde, tam bir felsefe el kitabı. “Felsefe nedir?” sorusundan başlayarak, ilkçağ, ortaçağ, yeni çağ felsefe akımlarından ve çağlara özgü düşünürlerden bahsederek günümüze kadar geliyor. Kitap, soru & cevap şeklinde tasarlanmış. Dolayısıyla içindekiler kısmından ilginizi çeken bir konuyu seçip direk oradan da okumaya başlayabilirsiniz.

Tasavvuf düşüncesinin ortaya çıkışı, bilginin temel öğeleri, deneyim, metafizik gibi konulardan tutun da, Hegel, Spinoza, Gazali, Russell gibi filozoflara değin merak ettiğiniz hangi konu/kim varsa, okuyup bilgi alabilirsiniz. Konular kitabın yapısı gereği çok ayrıntılı ve derinlemesine işlenmemiş. Bu yönüyle bir çeşit felsefeye giriş okuması diyebilirim. Doktora yeterlik sınavına hazırlanırken de faydalanmıştım.

  • Kitabın adı: 93 ve Balkan Savaşları: Avrupa Türkiye’sini Kaybımız-Rumeli’nin Elden Çıkışı
  • Yazarı: Yılmaz Öztuna
  • Yayınevi: Babıali Kültür Yayıncılığı
  • Yayın yılı: 2012
  • Sayfa sayısı: 216

Avrupa Türkiye’sini Kaybımız

Yılmaz Öztuna, İlber Ortaylı’nın “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” isimli nehir söyleşi kitabında da vurguladığı gibi, önemli tarihçilerimizden biri. Ortaylı o kitabında sevdiği Türk yazarlar arasında Halil İnalcık, Ekrem Akurgal, Yılmaz Öztuna gibi isimleri sayar. Ekrem Akurgal’dan, “Okuduğum Kitaplar” başlıklı serinin birinci bölümünde bahsetmiştim. Buraya, bu defa da Öztuna’dan bir kitap almak istedim.

Açıkçası okumakta oldukça geç kaldığım bir isim oldu Yılmaz Öztuna. “Avrupa Türkiye’sini Kaybımız” isimli kitabını elime almamla, birkaç gün içerisinde bitirmem bir oldu. Gerçekten dolu dolu verilen bilgilerin, Öztuna’nın tarihçi kimliği ile yorumlanışı çok hoşuma gitti. Fakat kitabı okurken içime bir hüzün çöktüğünü de itiraf etmeliyim.

Rumeli’den kopuşumuz, gerçekten yakın tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Ordu içindeki kişisel çekişmelerin, kazanılabilecek savaşların kaybedilmesine yol açması ve koca bir milletin Batı’dan kopması sonraki nesillerin de kaderini belirlemiş. Batı’dan coğrafi kopuş, beraberinde düşünsel kopuşu da getirdi diyebilirim bu noktada. Atatürk ile bir süre tutunmaya çalışsak da, bugünümüz ortada.

Bu kitabı ülke tarihine az da olsa ilgi duyan herkesin okumasını isterim. Kitap, Yahya Kemal’in Açık Deniz isimli şiiriyle başlıyor ve son sayfaya geldiğinizde içinizde bir yere adeta koca bir yumru oturuyor. Olduğunuz yerde şöyle diyeceğinize eminim: Keşke böyle olmasaydı…

  • Kitabın adı: İktidarın Ruhu: Osmanlı’dan Cumhuriyete Kişizade İmtiyazları (Beşik Uleması, Siyaseten Katl, Müsadere)
  • Yazarı: İlhami Yurdakul
  • Yayınevi: İletişim
  • Yayın yılı: 2022
  • Sayfa sayısı: 384

İktidarın Ruhu

“Beşik Uleması” tamlamasını eminim bir kez olsun duymuşsunuzdur. Beşik Ulemalığı, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine sirayet eden ciddi bir rahatsızlıktır aslında. Kitapçıdaki rafta bu kitabın kapağını ve ismini görür görmez aldım. Kitap, Osmanlı/Türk devlet geleneğindeki iktidar pratiklerinden başlayarak; toplumun yapısı, devletin düzeni, bürokratikleşme, profesyonelleşme ve demokratikleşme hareketlerine değiniyor.

Hemen ardından kitabın asıl konusunu teşkil eden imtiyazlı zümreler kısmı başlıyor. Devlet kademelerinde, eğitim basamaklarında ayrıcalıklı zümreler, farklı tarihsel dönemlerden örnekler verilerek bir bir anlatılıyor. Giderek kökleşen imtiyazlı zümrelerin, özellikle ilmiye sınıfında çok belirgin olduğunu görüyoruz kitabı okurken.

Belirli ailelerin, yaklaşık üç yüz yıl boyunca Osmanlı idari sisteminde etkili olduğunu öğrendiğimizde, günümüzdeki sorunların kökünü de bulmuş oluyoruz aslında. (Liyakat ile yakından ilişkili olan, “Nerelisin?” başlıklı yazım da ilginizi çekebilir => Nerelisin?)

  • Kitabın adı: Mardin Güneş Ülkesi
  • Yazarı: Nükhet Everi
  • Yayınevi: E Yayınları
  • Yayın yılı: 2019
  • Sayfa sayısı: 296

Mardin Güneş Ülkesi

Mardin’e gitmiş miydiniz? Eğer cevabınız “hayır” ise mutlaka gitmelisiniz! Hem de hiç vakit kaybetmeden, hemen. Üstelik, gitmeden yanınıza bu kitabı almalı ve benim gibi altını satır satır çizerek, sağına soluna notlar alarak gezmelisiniz!

Pandemi döneminde gerçekleştirebildiğim birkaç seyahatten biri Mardin gezisi oldu. Mardin gezilecek yerler hakkında her şeyi de bu kitaptan öğrendim. Kitapta Mardin’in geçmişi, konakları, kiliseleri, camileri, müzeleri var. Hatta sadece Mardin de değil, gitmeyi düşünürseniz, Mardin’in yakın çevresindeki Midyat, Kızıltepe, Nusaybin, Hasankeyf ile ilgili bilgiler de yer alıyor.

Yazar Nükhet Everi, sizi hiç sıkmadan, kısa kısa ama yeterli bilgiler ve kişisel yorumlarıyla süslemiş kitabını. Bize de okuması kalıyor. Ve tabii ki unutmadan, sizin için hazırladığım ve işinize yarayacak her bir detaydan bahsettiğim “Mardin gezi rehberi” başlıklı yazımı da incelemeyi ihmal etmeyin! (Bakınız=> Mardin Gezi Rehberi )

  • Kitabın adı: Dillerin Tarihi
  • Yazarı: Tore Janson
  • Yayınevi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
  • Yayın yılı: 2016
  • Sayfa sayısı: 351

Dillerin Tarihi

Öteden beri ilgi duyduğum konuların en başında, dillerin kökeni ve tarihi geliyor. Bu kitabı da bu merakla edindim ve ilgiyle bir çırpıda okudum.

Yazar Tore Janson, önsöz kısmında, bundan iki bin yıl kadar önce İngilizce diye bir dil olmadığından bahisle kitaba giriş yapıyor. Ne kadar ilginç öyle değil mi? Günümüzün küreselleşen ortamında, gezegenin en ücra köşesine dahi gitseniz, iletişim kurmak için kullandığınız ilk dilin geçmişinin dünya tarihine kıyasla bu kadar kısa olması gerçekten tuhaf geliyor ilk anda. Ama gerçekten öyle…

Üstelik yazar, büyük ihtimalle İngilizcenin yerini gelecekte başka bir dilin alacağının altını çiziyor. Çünkü diller doğuyor, gelişiyor, dönüşüyor ve hatta ölüyorlar. Kitap, yazılı olmayan dillerden başlayarak büyük dil gruplarına değiniyor, Germen dillerinden modern çağın İngilizcesine kadar geliyor. Elbette, yukarıda belirttiğim gibi, dillerin nasıl doğduğu ve yok olduklarından da bahsediliyor kitapta.

Latin dillerine olan kişisel ve özel ilgimden dolayı orayı biraz daha dikkat ederek okusam da, kitabı tekrar elime aldığımda görüyorum ki, kitabın her bölümünde üstünü fosforlu kalemle çizdiğim kısımlar var. Ancak Türkiye ve Türkçe konusunda beklentinizi pek yüksek tutmayın derim. Yine de kesinlikle okunası.

  • Kitabın adı: Bizans’ın Sonu
  • Yazarı: Jonathan Harris
  • Yayınevi: Alfa Yayınları
  • Yayın yılı: 2021
  • Sayfa sayısı: 355

Bizans’ın Sonu kitabımla beraber Tekfur Sarayındayım.

Osmanlı İmparatorluğunu okullarda sürekli olarak kitaplardan okuduk yıllarca. Şu anda onun ardılı olan Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyoruz. Peki ya Osmanlı’nın öncesini ne kadar biliyoruz? Bu konu bence önemli. Çünkü fetih öncesinde bugünkü Türkiye’nin en büyük ve en önemli şehri olan, Osmanlı’nın da başkentliğini yapmış olan İstanbul, Bizans İmparatorluğu toprağıydı. İstanbul hala Bizans döneminden kalan eserlerle dolu.

Bu sebeple Bizans’ın son yıllarını okumak gerçekten hepimiz için çok ilginç olabilir diye düşündüm ve size Jonathan Harris’in Alfa Yayınlarından çıkan bu son derece güzel akademik çalışmasını tanıtmak istedim. (Burada da Alfa Yayınları ile ilgili tanıtıcı bir yazım var: Alfa Yayınları)

Kitap, adından da anlaşılacağı üzere Bizans İmparatorluğunun son dönemine odaklanıyor. Tarihin -ne yazık ki- propaganda amaçlı çekilen dizilerden öğrenildiği bir dönemde, bu tür kitapların önemi daha da artıyor.

Kitapta 1, Murat, Yıldırım Bayezıd, 1. Mehmet, 2. Murat ve elbette 2. Mehmet (Fatih) var. Osmanlı padişahları ile Bizans imparatorları arasındaki mücadeleler, kurulan ilişkiler son derece ilginç gelecektir. Kitapta, döneme ait haritalar ve Bizans’ın son yüzyıllarında hüküm süren Palaiologos hanedanına ait soyağacı da var.

Üstte, İstanbul’un Bizans eserleriyle dolu olduğunu söylemiştim hatırlarsanız. Bu kitabı bitirmeye yakın, bilin bakalım soluğu nerede aldım? Elbette Tekfur Sarayında! Haydi, hem ilk fırsatta burayı siz de ziyaret edin, hem de bu kitapla beraber İstanbul’un yüzyıllar öncesindeki caddelerine, meydanlarına, surlarına gidin!

  • Kitabın adı: Modern Toplumlarda Savaş ve Barış
  • Yazarı: Cemil Oktay
  • Yayınevi: Bilgi Üniversitesi Yayınları
  • Yayın yılı: 2014
  • Sayfa sayısı: 166

Modern Toplumlarda Savaş ve Barış

Benim gibi Uluslararası İlişkiler alanında doktora yapıyorsanız, bu tür kitapları okumak sizin için rutin bir faaliyet olacaktır. Ama ya genel okuyucu? Bence bu kitap, sadece siyaset bilimi, tarih, uluslararası ilişkiler gibi disiplinlerde çalışan ve/veya okuyan öğrenci/akademisyenlere hitap etmiyor kesinlikle.

Cemil Oktay, sizi hiç sıkmadan tarihte kısa bir yolculuğa çıkarıyor. Nasıl kısa? Çünkü kitap yalnızca 166 sayfa. Bu 166 sayfada, olabildiğince öz bir biçimde; savaşın ve barışın kökenleri, uluslararası hukuk, ulusal yarar, meşruiyet gibi kavramlar, bu konular üzerine görüş bildirmiş, çalışmış düşünürlere referansla gayet güzel ve herkes için anlaşılır biçimde anlatılıyor.

Hani dost meclislerinde siyaset üzerine benim de bir sözüm olsun derseniz, bu kitap tam da size göre işte. Rusya-Ukrayna savaşının gündemi bu kadar meşgul ettiği bir atmosferde, bence herkes için faydalı bir okuma.

  • Kitabın adı: Tarz-ı Hayattan Life Style’a: Yeni Seçkinler, Yeni Mekanlar, Yeni Yaşamlar
  • Yazarı: Rıfat N. Bali
  • Yayınevi: İletişim
  • Yayın yılı: 2009
  • Sayfa sayısı: 376

Rıfat N. Bali’nin bu kitabı gerçekten nitelikli bir yayın.

Çok sayıda kitabı bulunan araştırmacı yazar Rıfat N. Bali, özellikle Cumhuriyet döneminde Yahudi tarihi üzerine olan çalışmalarıyla tanınıyor aslında. Bali, bu kitabında ise Türkiye’de 12 Eylül sonrasında ortaya çıkan yeni toplumsal dinamikleri ve yeni yaşam tarzını tüm ayrıntılarıyla incelemiş. Kitabı okurken, ülkenin yakın tarihine doğru bir yolculuk yapacaksınız.

Serbest piyasa ekonomisinin gelmesiyle vahşi kapitalizmin girdabına kapılan bir ülke, böylesi bir ortamda iktidar olmanın avantajlarını sonuna kadar kullanan siyasetçiler, bunlara yakın gazeteciler ve durumu bu seçkin azınlıklara kıyasla giderek daha da kötüleşen ve giderek kalabalıklaşan nüfus yığınları… (Hazır “siyasetçi” demişken, bu kavram üzerine olan son derece bilgilendirici yazım da burada: Türkiye’de Siyaset ve Demokrasi)

Bu yeni devrin en çarpıcı dışavurumu ise imaj. Birçok gazete ve dergi üstünde arşiv çalışması yaparak kitabı oluşturan Bali, bu kitabında medyanın toplumsal dönüştürücü ve biçimlendirici rolünü de ustalıkla gözler önüne sermiş. Kitabı okurken, “Vay anam vay, neler dönmüş Serhat ya” diyeceğinize eminim. Mutlaka göz atın.

  • Kitabın adı: Kurutulmuş Felsefe Bahçesi
  • Yazarı: Salah Birsel
  • Yayınevi: Sel Yayıncılık
  • Yayın yılı: 2019
  • Sayfa sayısı: 127

Kurutulmuş Felsefe Bahçesi

Kapanışı, çok sevdiğim yazarlardan biri olan Salah Birsel ile yapmak istedim. Gününüze keyif ve neşe, yüzünüze tatlı bir gülümseme, dağarcığınıza bilgi katacak türden bir kitapla karşınızdayım: Kurutulmuş Felsefe Bahçesi.

Marcel Proust’un gündüz uyuyup sürekli gece çalıştığını, Scott Fitzgerald’ın herkesin gözü önünde uluorta yaptığı çılgınlıkları, bu topraklarda berber dükkanlarına büyük aynaların ne zaman daldığını, Ziya Osman’ın gittiği fotoğrafçıda fotoğrafının neden çekilmediğini, Beşiktaş Barbaros Meydanının geçmişteki halini ben hep bu kitaptan öğrendim.

Ve daha burada hepsi sayılamayacak kadar anekdot… Salah Birsel’in tarzını bilenler sevecektir zaten. Şu ana dek hiç okumamış olanlar içinse bence gayet yerinde bir başlangıç olur diyebilirim.

Bitirmeden hemen önce, sizi harika bir insan, müthiş bilgili bir akademisyen ile de tanıştırmak isterim: Mehmet Ali Kılıçbay

Bu yazının dördüncü bölümünde de on yeni kitap önerisi var=> Okuduğum Kitaplar

Bir başka yazımda tekrar görüşmek dileğiyle, yorumlarınızı bekliyor olacağım efendim, sevgiyle kalın, bu blogtan konu komşuya, eşe dosta bahsetmeyi unutmayın! 🙂

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.