Budva Gezi Notları 2. Bölüm

Budva Gezi Notları 2. Bölüm

Budva gezi yazımın birinci bölümünde, Karadağ ile ilgili genel bilgilerden başlayarak, Budva’da görülecek yerler arasında olan; Sveti Stefan Adası, şehir merkezi Stari Grad ve Citadel’den bahsetmiştim. Yazının birinci bölümü burada: Budva gezi yazısı 1. bölüm

Hatırlayacağınız üzere en son tarihi Citadel hisarında dolaşıyorduk ve Kristof Kolomb ile ilgili bir alıntı yapmıştım. Budva gezi notlarına kaldığım yerden devam etmeden önce yine onunla, gemileri ve macera dolu seyahatiyle ilgili küçük bir alıntı daha yapmak istiyorum.

En önemli kırılma noktası 1492’de Kristof Kolomb İspanya’dan batıya doğru yelken açıp Doğu Asya’ya giden yeni bir yol aradığında gerçekleşti. Kolomb hala eski tam dünya haritalarına inanıyordu, bu haritaları kullanarak Japonya’nın İspanya’nın yedi bin kilometre batısında olduğunu hesaplamıştı.

Normalde Doğu Asya’yı İspanya’dan 20 bin kilometre ve hiç bilinmeyen bir kıta ayırıyordu. 12 Ekim 1492’nin sabahında Kolomb’un gemileri bilinmeyen kıtayla tanıştı. Juan Rodriguez Bermejo, Pinta’nın direğinden şu an Bahamalar olarak bildiğimiz adayı fark etti ve “Kara göründü!” diye bağırdı. (Kaynak: Yuval Noah Harari, Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, Çev. Ertuğrul Genç, Kolektif Kitap, İstanbul, 2016, s. 285)

budva-41

Budva Citadela’dan manzara. Ricardova Glova Plajı görülüyor. Görünmeyen sol tarafta ise Mogren Plajı var.

budva-43

Budva Gezisi: Saint John ve Holy Trinity Kiliseleri

Citadel surlarında gezinti..

Kolomb ne yazık ki yeni bir kıta keşfettiğinden habersizce öldü. Şimdi kaldığımız yerden Budva gezi notlarına devam ediyoruz. Citadelin içinde, tepeden, Budva plajlarından en meşhurları olan Ricardova Glava Beach ile Mogren Plajını göreceksiniz. Uzun sayılabilecek Budva sahil şeridi, koylar ve kumlu plajlarla süslü. Başlıca Budva plajları ise şunlar: Jazz Beach, Slovenska Beach, Kamenovo Beach ve Petrovac.

Ayrıca şeffaf deniz suyu, bölgeyi dalış için de oldukça cazip hale getiriyor. Mogren Beach ile Ricardova Glava Beachin tam arasında ise Budva’nın simgelerinden Dans Eden Kız Heykeli (Ballet Dancer Statue) bulunuyor. Bu heykel, Kopenhag gezisi sırasında karşınıza çıkacak olan Küçük Deniz Kızı heykelinin bir benzeri.

St. John Church, Budva’da görülecek yerlerden bir diğeri. Stari Grad’ın içinde. Tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Ancak etkileyici çan kulesinin 1867 yılında tamamladığını biliyoruz. Hatta bu kule, görende rahatlıkla Floransadaymış hissi yaratıyor… (Floransa demişken, İtalya seyahati düşünenler, İtalya gezi ipuçlarına buradan bakabilir: İtalya Gezi İpuçları)

Genel olarak Budva plajları ve kiliseleriyle meşhur dersem herhalde yanılmış olmam. Kutsal üçlü veya kiliseler köşesi olarak nitelendirilebilecek bu kısımda, Holy Trinity Church ve Santa Maria in Punta da yer alıyor.

Santa Maria in Punta bu kiliseler arasında en eski olanı. MS. 840’a tarihleniyor. Fakat içine girilemiyor. Zaten dışarıdan göründüğü kadarıyla oldukça ufak. Fotoğraftan ve alttaki videodan daha rahat anlayacaksınız.

Santa Maria in Punta

budva-ballet-dancer-statue

Budva Gezisi: Dans Eden Kız Heykeli (Ballet Dancer Statue)

Mogren Plajı

Holy Trinity Church ise, 19. yüzyılın başında inşa edilmiş Ortodoks Kilisesi. Ben, St. John Church önünde etrafı incelerken İtalyan bir turist kafilesine denk geldim. Rehber kızın konuşmalarına kulak kabarttığımda bütünüyle olmasa da bazı şeyleri anladım. İnsan böyle anlarda kendini çok mutlu hissediyor gerçekten.

Anadolu’da gezinirken gördüğüm bazı yerleri, yaşadığım bazı anları unutamam. Örneğin Efes’e ilk gidişimde, bu kalıntıların güzelliği karşısında sersemlemiş bir halde, bir sütunun kaidesine çökmüşken, gümbür gümbür İtalyanca konuşan bir ses duydum. İtalyanca bilmem ama, o ses Dante’den şiirler okuyordu sanki.

İtalyan turistlerine rehberlik eden Cevat Şakir’in (Halikarnas Balıkçısı olarak bildiğimiz Cevat Şakir Kabaağaçlı kastediliyor) sesiydi bu. İmdadıma çağırırcasına, “Cevat!” diye seslendim. Cevat İtalyanları bırakıp bana rehberlik etti. Efes’in şimdiki halini değil, geçmişini canlandırdı gözümün önünde. (Mina Urgan, Bir Dinozorun Gezileri, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2016, s. 115)

Siz de yurt dışında gezerken böyle rehberli turist kafileleri görürseniz şayet, hiç çekinmeden yanlarına yanaşın, hatta benim gibi aralarına karışın. Biraz da İngilizceniz varsa, işte size ücretsiz bilgi sağanağı ve rehberlik hizmeti! 🙂 Çok yerde yapmışımdır böyle; Kotor, Prag, Ljubljana, Brugge…

Ayrıca burada, yani Holy Trinity Kilisesinin yer aldığı bölümde, hava güzel olduğu zaman, yani daha çok bahar ve yaz aylarında, portatif bir tribün kuruluyor ve çeşitli gösteriler (Tiyatro, konser vs.) düzenleniyor. Bu etkinliklerden birine denk gelmek güzel olur diye düşünüyorum.

St. John Kilisesi ve önündeki İtalyan kafile

St. John Church

Holy Trinity Church

Modern Gallery ve Arkeoloji Müzesi de Budva gezisi sırasında görülebilecek yerlerden bazıları. Açılış-kapanış saatlerine vaktimi denk getiremediğim için içlerine girme fırsatım olmadı. Ancak kaldığım hosteldeki görevli çocuk, sorduğumda örneğin Arkeoloji Müzesinin birkaç kattan oluştuğunu ve içlerinde civarda yapılan kazılarda çıkarılan materyaller olduğunu söyledi. Hem Budva Arkeoloji Müzesi hem de Modern Gallery Budva Stari Grad içinde yer alıyor.

Budva Gezisi: Arkeoloji Müzesi girişi

Budva otobüs terminali ile Budva Old Town/Stari Grad arası yürüyerek 15 dakika. Otobuska Stanica Budva yazan tabelaları takip ederek kolayca ulaşabilirsiniz. Oldukça ufak bir terminal. Eğer bulamazsanız, yol üzerinde gördüğünüz Tourist Information Office’den yol tarifi konusunda yardım alabilirsiniz.

Budva Kotor arası 25 dakika sürüyor. 3,5 Euro ödeyerek minibüsle geçiyorsunuz. Budvadan Bar, Kotor, Podgorica, Petrovac gibi yerlere araçlar kalkıyor. Araçların çoğu minibüs veya midibüs dediğimiz cinsten. Budva Podgorica arası ulaşım için ücret ise 6 Euro. Biletin üzerinde taşıma firmasının adı, yani Mercur Trade İnternational yazıyor.

budva-34

Budva-Podgorica ve Budva-Kotor arası ulaşım biletleri

budva-31

Bu otobüs tabelalarını takip ederek Budva otobüs terminaline ulaşabilirsiniz.

Budvadan Kotora gitmek için sabahın erken saatlerinde otogara doğru yürürken, karşı kaldırımdan birinin bana doğru seslendiğini işittim: “Sorry, sorry!” Elindeki pek de küçük olmayan valiziyle bana doğru seslenen kız, yüzümü ona doğru çevirince ikinci sorusunu hemen yöneltti: Sorry, where is the old town?

budva-32

Budva Otobüs Terminali. Ağaçların arasındaki kapıdan otogara giriyorsunuz. Peron alanı diğer tarafta ama önce bu taraftan girip bilet almanız gerekiyor.

budva-33

Otobuska Stanica Budva. Budva otobüs terminali peron alanı. Oldukça ufak bir terminal.

Kısa bir anlık duraklamadan, düşünme payından sonra, soruya soruyla karşılık verdim bir şeyleri sezerek: Where are you from? (Bu arada konuşma şöyle bir yerde ve şekilde geçiyor: her ikimiz de üstünde vızır vızır araba geçen caddenin karşılıklı 2 tarafındayız ve birbirimize sesimizi o mesafeden duyurmaya çalışıyoruz. Hatta benim bir elimde az önce kahvaltı etmek için aldığım meyve suyu, diğer elimde de söylemesi ayıp kıymalı börek var.) Soruma; “Turkey, why do you ask?” yanıtı gelince cevabım basit oluyor: O zaman Türkçe konuşalım! 🙂

Çok hoş bir logo

Elindeki valizden de anlaşılacağı üzere, Budva’ya henüz gelmiş. Demek ki bu mevsimde buralara tek başına seyahat eden tek Türk yalnızca ben değilmişim. Hakikaten, Kotor’da da bana adres soran ve sonradan Türk olduğunu öğrendiğim bir genç, tek başına Balkanlar turu yapmak için yola çıkmıştı. Ohrid’de de kendi başına Balkanlar turu yapan bir kadınla karşılaşmıştım. O yazım için lütfen bakınız: (Ohrid Gezisi 1. Bölüm)

Şehrin simgesi Dans Eden Kız Heykeli

Böyle insanlarla karşılaşmak bir harika! Ve neredeyse gittiğim her ülkede böyle kişilerle karşılaştığımı söyleyebilirim. Şunu söylemeye çalışıyorum; sakın korkmayın. İhtiyacınız olan tek şey biraz cesaret, hepsi bu. Maddi kısmı hallettiyseniz tamam. Arkadaşlarınız sizinle gelmiyor mu? Yalnız mı kaldınız? Boş verin, sadece yola çıkın, gerisi inanın kendiliğinden gelecektir. Tek başına seyahat etmek ile ilgili yazım da size ilham verecektir: Tek Başına Seyahat Etmek

Manzara nefis. Dalga sesleri insana huzur veriyor…

En sevdiğim kokulardan: Yağmur sonrası toprak kokusu..

Ayrıca Yahya Kemal’in Deniz Türküsü’ne kulak verin:

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,

Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız,

Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!

İnsan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.

Kendisine yolu tarif ettikten sonra ayrılıyorum. Bundan sonraki durağım hem Budva’dan daha kalabalık olan hem de en az Budva kadar meşhur -hatta belki daha bile fazla olabilir- Kotor olacak. Budva gezi yazısını bitirmeden önce Budva hava durumu hakkında bilgi verip Budva’ya hangi mevsimde gidilir sorusuna da yanıt vermeye çalışayım.

Budva hava durumu. Kaynak: www.worldweatheronline.com/

Üstteki grafikten de görüldüğü üzere yazın, özellikle de temmuz ve ağustos aylarında ortalama sıcaklıklar 30 derecenin üzerinde seyrediyor. Tüm yıl baz alındığında en düşük sıcaklıklar ise aralık ayında görülüyor. Ancak onda da çok soğuk olmadığını görüyoruz.

Deniz turizmi düşünenler için ne zaman gidilmesi gerektiği açık. Bunun dışında Budva bana kalırsa her mevsim ziyaret edilmeye uygun, çok da pahalı olmayan, tarihi ve oldukça hoş bir destinasyon.

Bu yazının da sonuna geldik. Unutmayın, insan hayal ettiği müddetçe yaşar! Kotor gezi yazısı hazırlanırken, başkent Podgorica gezi yazımı okuyabilirsiniz: Podgorica Gezi Rehberi

Tekrar görüşmek dileğiyle, kendinize çok iyi bakın, şimdilik hoşça kalın!

Leave a Reply