Corona Günlükleri 10. Bölüm

Herkese merhaba.

“Corona Günlükleri” başlıklı yazı dizisine bu yazıyla nokta koyuyorum. Böylece bu seride toplam on yazı yayınlanmış oldu. Her biri ayrı konularda yazılmış bu bağımsız içerikleri okurken umarım keyif almışsınızdır. Sosyoloji, siyaset, edebiyat, teknoloji gibi farklı konulara yer verdiğim bu yazı dizisinin kapanış konusu da müzik ve bir müzik grubu -Grup Vitamin- olsun istedim.

Aslında bu yazının konusu olarak müziği seçme fikri, iki sebepten ileri geliyor. Bunlardan birincisi, geçtiğimiz günlerde izlediğim bir program. Buna birazdan geleceğim. Diğer sebep ise daha önce okuduğum halde elime alıp sayfalarını tekrar karıştırdığım bir kitapta karşıma çıkan bir şiir oldu.

Salah Birsel’in “Salah Bey Tarihi” isimli meşhur bir kitap serisi var. Beş ciltten oluşuyor. Bu serinin ikinci cildi olan “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu‘nun” sayfalarını karıştırırken, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Karadut isimli şiirine denk geldim bir sayfada. Mari isimli çok güzel bir kadına yazılan bu şiirin, bu yazının genel çerçevesini oluşturan müzik ve özel konusunu oluşturan Grup Vitamin ile ne alakası var diye düşünebilirsiniz. Buna da az sonra değineceğim. Haydi bakalım, bu kısa girişten sonra lafı daha fazla uzatmadan başlıyoruz o halde…

Grup Vitamin

Geçenlerde Youtube’da tesadüfen karşıma çıkan 90’lar Kafasında (Programın ismi bu) Grup Vitamin üyeleri vardı. Meğer bu, benim çocukluk kahramanlarımdan biri olan Deniz Arcak’ın programıymış. Her bir programda farklı bir konuğun yer aldığı bu yayını, aynı “En Son Babalar Duyar” dizisinde olduğu gibi, ben daha yeni keşfettim, yeni duydum…

Grup Vitamin ve Deniz Arcak, benim gibi 1980’lerin sonu 1990’ların başında (Ekşi Sözlükte bunun başlığı da var hatta, mutlaka bakmanızı öneririm) çocuk olmuş herkesin ismini ve şarkılarını ezbere bildiği isimlerden yalnızca birkaçı… Peki bunların yanı sıra başka kimler vardı o dönemde? Bendeniz (İtiraf ediyorum, küçükken aşıktım ona), Ferda Anıl Yarkın, Burak Kut, Erdal Çelik, Harun Kolçak, Ufuk Yıldırım, İzel Çelik Ercan, Aşkın Nur Yengi, Onur Mete, Asya, Oya & Bora, Hazal, Jale… Bu isimler elbette saymakla bitmez. Hangisi unutulabilir ki! Tabii şu an ortalama 34-36 yaş aralığının altında olup da okuyanlara, bu yazdıklarımdan -en azından bazıları- yabancı dil gibi gelebilir. Eh, ona da yapacak bir şey yok maalesef. Ben de yeni nesil şarkıcılara pek aşina değilim.

Bu programda konuk olarak Grup Vitamini görünce çok mutlu oldum doğrusu! Grup Vitamin gerçekten çocukluğuma inanılmaz renk katan bir gruptur. Yandık Desene, Zeytinyağlı Yaprak Dolması ve Bol Vitamin isimli kasetleri hala elimde, evde duruyor. (Kimseye vermem!)

Grup Vitamin kasetleri

Evet evet kaset. Eskiden böyle bir şey vardı. Albüm yerine “kaset” çıkartılırdı. Hatta Levent Yüksel’in ikinci albümünün orijinal ismi de; “Levent Yüksel’in İkinci Kaseti’dir.” Tekrar Grup Vitamine dönersem, örneğin Yandık Desene‘yi çocukken arabada o kadar fazla dinlemiştim ki, aradan geçen bunca yıl sonra bile hala o albümdeki tüm şarkı sözlerini ezbere biliyorum diyebilirim. Bu albümden ilk aklıma gelen şarkıları bir çırpıda sayayım hemen: Rambo, İsmail, Dünya Turu, Yandık Desene, 900 Küsür, Entelim, Mualla… Altta Entelim şarkısının sımsıcak ve son derece sade klibini göreceksiniz.

Grup Vitamin üyeleri Gökhan Semiz, Emrah Anul ve Selçuk Aksoy. Sonra aşağıdaki röportajda da göreceğiniz Tolga Sünter katılıyor bu ekibe. Röportajda konuştukları gibi, aslında eskiden her anlamda şimdiye göre gerçekten belli bir kalite varmış diye düşünüyor insan. Röportajda “müzisyen ve şarkıcı” arasındaki farka yapılan vurguyu son derece dikkat çekici buldum. Zaten bana kalırsa geçmişle şimdi arasındaki müzisyen kalitesini en çok fark ettiğimiz yer, şarkı sözleri olarak karşımıza çıkıyor.

Mesela Grup Vitamin şarkıları genelde, dönemindeki birçok yerli veya yabancı şarkılara, müziklere gönderme yapardı. Klipleri de öyleydi. Ancak sadece bununla da sınırlı kalmazdı. Mesela grubun “Özgün Müzik” isimli şarkısında, yazının girişinde bahsettiğim ünlü şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Karadut isimli şiirine bir gönderme yapıldığını anımsıyorum. Yani aslına bakarsanız bu tür şarkı sözleri yazabilmek için aynı zamanda çok ciddi bir genel kültüre, birikime, altyapıya sahip olmak, okumak, araştırmak, taramak, bilmek ve hep yeni bir şeyler öğrenmek gerekiyor. (Bu yazıyı yazdıktan çok sonra, internette, Grup Vitamin’in Barış Manço’nun bir programındaki görüntülerini buldum. Grup üyelerinden Emrah, tam da benim bahsettiğim şeyi dile getirmiş. İlgili bölüm için dakika 18’den sonrasını izleyebilirsiniz. Ama bence videonun tamamını izleyin: Grup Vitamin Barış Manço’nun Programında (1993)) Ve elbette bunların yanında bir de vazgeçilmez espri kabiliyeti. Üstelik o dönem teknolojik gelişmişlik bakımından ülke, bugünküne kıyasla çok daha ilkeldi. Yani mesela bilgisayar ve internet dediğimiz şey, bu denli yaygın değildi bir defa…

Bilgiye, kültüre, sanata, bilime erişimin bu denli yaygın ve kolay olduğu günümüzde bile insanlar hemen her konuda vasatı ne yazık ki pek fazla aşamıyor. Hatırlayacağınız gibi, Corona Günlükleri 6. Bölüm‘de, şair ve yazar Ülkü Tamer’in henüz lisedeyken (tam tarih olarak 1950’lerin sonu, 1960’lı yılların başında) hazırladığı bir tarih ödevini örnek vermiştim mesela. Bu denli titiz ve nitelikli bir ödevi, günümüzdeki lisans seviyesinde görmek bile pek kolay değil doğrusu…

Bu durumdan hareketle, aklıma burada hemen Hollandalı hukukçu Hugo Grotius geliyor mesela. 16. yüzyılın sonu, 17. yüzyılın başında yaşayan bu düşünür, ünlü eseri Savaş ve Barış Hukuku Üzerine‘yi yazabilmek için, Aristoteles’ten başlayarak kendi çağdaşlarına gelinceye dek bir sürü filozof ve düşünürün yapıtlarından yararlanmış. Açıkçası Grup Vitamin’in şarkılarını da ben biraz buna benzetiyorum aslında. Ortada çok ciddi bir sentez, uğraşı, emek, mücadele ve araştırma var. Sanırım Vitamin’in her yaşa hitap edebilmesinin nedenlerinden biri de budur.

Bunun yanı sıra yine röportajda, o dönem çekilen  kliplerin çoğunda belli bir hikaye örgüsünün olduğunun altı çiziliyor. Örnek olarak verilen Kenan Doğulu’nun Sımsıkı Sıkı Sıkı şarkısı ve klibi, benim yaşımdakiler için gerçekten de unutulmazdır. Grup üyelerinden Gökhan Semiz, 1998 yılında Bakırköy sahil yolunda gerçekleşen kazada hayatını kaybedince, grup eski günlerine bir türlü dönemedi. Derken biz büyüdük… Ancak ne zaman kulağıma bir Grup Vitamin şarkısı çalınsa yüzümde bir tebessüm belirir aniden, o an istemsizce çocukluğuma geri dönerim ve olduğum yerde şarkı sözlerini mırıldanmaya başlarım.

Kafam bir şeye takıldığında “Takmayacaksın” şarkısının klibini açarım, gülmek istediğimde “Bir Garip Aşk’ı” dinlerim. Karnım acıktığında “Zeytinyağlı Yaprak Dolması”, hüzünlenmek istediğimde “İstanbul’da” imdadıma yetişir. Grup Vitamin’i ve şarkılarını gerçekten çok severim, hala açıp dinlerim. Grup, bundan bir kaç yıl önce Yandık Desene kasetindeki İsmail şarkısına yeni bir klip de çekti hatta. Şarkının yıllar önce çekilen ilk klibinde ise o dönem henüz meşhur olmayan Ata Demirer oynamıştı mesela.

İyi ki varsın Grup Vitamin!

Yazıda bahsettiğim röportaj burada: 90’lar Kafası Grup Vitamin

Yazılarımı okuyan herkese çok teşekkürler! Hepinize sevgiler ve sağlıklı günler. Blogta yer alan diğer yazılarıma da bakmayı ihmal etmeyin lütfen:

Mardin Gezi Rehberi 1. Bölüm

Saklı Cennetler

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.