Lviv Gezisi 1. Bölüm

Lviv Gezi Rehberi 1. Bölüm

Merhabalar!

Bu yazımda, 2016 yılının sonunda yaptığım Ukrayna Turundan bahsedeceğim sizlere. Aslında bu tam bir tur da sayılmaz. Zira Ukrayna şehirlerinden bu defalık yalnızca ikisini gezebildim: Lviv ve Kiev. Yazının bu bölümünde Lviv’de ne yenir, Lviv’de nerelere gidilir gibi soruların yanıtlarını vermeye çalışacağım. Peki, her şey nasıl başladı?

Yılbaşını yurt dışında geçirmek için gidilecek bir ülke ararken, Ukrayna aniden karşıma çıktı desem yeridir. Tabii ki birkaç ekstra özel sebep de var… Birincisi; Ukrayna vize istemiyor. İkincisi; yazının ilerleyen bölümlerinde de göreceksiniz, bize göre çok çok ucuz bir ülke. İnanılmaz ucuz. Hatta şu ana dek gezdiğim 18 ülke içerisinde, Ukrayna en ucuz ülkelerden biriydi diyebilirim rahatlıkla. Ancak Ukraynalı bir arkadaşımın dediği gibi, Türkiye’ye göre ucuz. Halkın % 5’lik diliminin dışında kalan kısmın durumu pek de iç açıcı değil…

Ukrayna seyahatim, ülkenin batısında yer alan kültür ve sanat şehri Lviv ile başladı ve başkent Kiev gezisi ile devam etti. Önce Ukrayna ile ilgili genel bilgilerden bahsedeyim biraz.

Ukrayna, Doğu Avrupa’da yer alıyor. En önemli komşusu, doğusu ve kuzeydoğusunda yer alan Rusya Federasyonu. Bunun dışında, aşağıda göreceğiniz gibi Polonya, Slovakya, Romanya ve Macaristan ile de sınırı var. Eski Sovyet Cumhuriyetlerinden biri olan ülke, 1991 yılında bağımsızlığını kazandı.

1991 yılının Ağustos ayında deklare edilen bağımsızlık bildirgesi, aynı yılın aralık ayında halkın onayına sunuldu. Halk oylamasına katılanların % 82’si evet oyu verdi ve ülke böylece bağımsızlığını resmen ilan etmiş oldu. Bugün, aradan uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen, hala ülkede Rus etkisini görmek mümkün. Örneğin Ukrayna dili resmi olarak Ukraynaca olmasına rağmen, ülkenin büyük bir kısmında Rusça da konuşuluyor.

Rynok Meydanının 4 köşesinde 4 adet heykel bulunuyor: Neptune, Diana, Adonis ve Amphitrite

Ülkenin tarihsel geçmişine bakarsak, topraklarının geçmişte uzunca bir süre Leh Krallığı, Rus ve Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kaldığını görüyoruz. Kiev Rus Devleti de, bu topraklar üzerinde kurulmuş en güçlü devletlerden biri…

Orta çağın başlarında Slavlar, bütün Doğu Avrupa’yı işgal etmiş bulunuyorlardı. Slavların bir kolu olan Varegler, İskandinavya’dan gelir, bugünkü Rusya’da Kiev’e yerleşirler. O günkü kervanların belli başlı merkezlerinden biri olan Kiev’e yerleşen bu Varegler, bir oluşumun ilk çekirdeğidir. Efsanevi bir kişi olan Rurik’ten sonra Oleg, Kiev Prensi unvanını alır. Böylece tarihte ilk Rus devleti kurulmuş olur. (Kaynak için bakınız: Server Tanilli, Uygarlık Tarihi, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1997, s. 191)

Ukrayna para birimi Grivna. Değeri oldukça düşük. Euro veya dolar bozdurduğunuzda elinize alacağınız tomarlar kendinizi çok zengin hissetmenize yol açabilir. Ülkeye ulaşım ise kolay. Ukrayna uçak biletleri, örneğin bir Polonya veya Beyaz Rusya ile kıyaslandığında nispeten ucuz. Fiyat aralığı gidiş geliş uçak bileti için 300-750 TL arasında diyebilirim kabaca. Bu fiyat ne zaman gideceğinize göre değişiyor.

Sevimli bir tramvay.

Ben, Ukrayna Hava Yolları (Ukraine İnternational Airlines UIA) ile İstanbul-Lviv arasına 160 TL, Atlas Global ile Lviv-İstanbul arasına ise 260 TL olmak üzere, gidiş-dönüş uçak biletine toplamda 420 TL ödedim. Her iki hava yolu da Atatürk Hava limanından uçuyor. İstanbul-Kiev arası ulaşımın daha pahalı olduğunu belirteyim. Gitmeyi düşünenler, gidişi ve dönüşü Lviv’den olacak şekilde planlarsa muhtemelen daha ucuza gelecektir.

Lviv Kiev arası ulaşım hızlı trenle yaklaşık 5 saat sürüyor ancak yazının girişinde belirttiğim gibi, ülke çok ucuz olduğu için tren bilet fiyatları da pahalı değil. Örneğin ben 1. sınıf kompartıman seçeneğine 39 TL ödedim. 2. sınıfta fiyatlar 20 TL seviyesine kadar iniyor… (Bilet almak için tıklayın: Ukrayna Tren Bileti)

Ayrıca başkent Kieve 2017 yılı başı itibarıyla, Pegasus Airlines Ankara’dan da direkt uçuşlarını başlattı. Bu önemli bilgiyi de eklemiş olalım. (Henüz okumayanlar için “En Ucuz Hava Yolu Şirketleri” yazım da burada: En Ucuz Hava Yolu Firmaları)

Lviv Hava Alanı

Evet, Ukrayna gezim Lviv ile başladı. Yolculuğum 1,5 saat sürdü. Lviv Hava Alanı oldukça ufak. Biri yolcu çıkış kapısının tam karşısında, bir diğeri bu çıkış kapısının hemen solunda olmak üzere iki tane döviz bürosu var hava alanında. Fakat bunlardan soldakinin çalışma saatleri 09:00 – 20:30 arası. Bu saatler dışında gelirseniz diğerini kullanmak zorundasınız. Hava alanında ayrıca 1-2 tane cafe, bir adet çikolata dükkanı (Yazının ilerleyen kısmında bahsedeceğim zaten, Lviv çikolataları çok lezzetli), araç kiralama ofisi ve Tourist İnformation Center var.

Lviv Hava Alanı. Soldaki döviz bürosu yalnızca 09:00-20:30 saatleri arasında açık.

Ukrayna’ya gelmeden önce, pasaport kontrolünde gelenlere çeşitli sorular sorulduğunu, hatta kimi zaman yolcuların yandaki bir odaya alındığını ve burada da daha detaylı sorulara maruz kaldıklarını okumuştum. Nitekim beklenen oldu. Bana da dönüş biletini göstermemi isteyen pasaport polis memuru, Ukrayna’ya ilk gelişin mi sorusunu yöneltti. Bunun dışında başka bir soru sormadı ve direk geçmeme izin verdi.

Fakat kesinlikle abartmıyorum, uçağın neredeyse 4’te 1’i bu yanda bahsettiğim odaya çağrıldı. Öyle ki, pasaport kuyruğundan daha fazla bir kuyruk yan taraftaki odanın önünde oluştu bir anda. Bu kadar net bir ifade kullanıyorum çünkü uçağım İstanbul’dan gece yarısı 02:10 kalkışlıydı ve Lviv’e vardığımız sırada, gecenin o saatinde bizim uçaktan çıkanlar dışında etrafta başka hiç kimse yoktu.

Sonradan konuştuğum birkaç kişi, “Ukrayna’ya neden geldin, ne zaman döneceksin, ne iş yapıyorsun, yanında ne kadar para var” tarzı sorular sorulduğunu söyledi. Hatta profesyonel fotoğraf makinesi olan genç bir çocuktan, makinedeki fotoğrafları göstermeleri bile istenmiş.

Açıkçası sürekli yurt dışına seyahat eden biri olarak, daha önce hiçbir şekilde buna benzer sevimsiz bir manzarayla karşılaşmadığımı ve oldukça şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Rusya ile süregelen savaş bu aşırı kontrolün sebeplerinden biri olabilir elbette. Ayrıca Ukrayna Türkiye’den vize istemeyen ülkelerden biri. Artık gelenlerin ülkede kalacaklarından mı şüpheleniliyor, orasını bilemiyorum…

48 numaralı minibüs ile Lviv Hava alanından şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Çıkış kapısının hemen önünde durağı olan bu minibüs sürekli ring yaptığı için 10-15 dakikada bir geçiyor. Yol, minibüsle yaklaşık yarım saat sürüyor. Ücret 4 Grivna. Ancak bu minibüslerin hurdaya yakın olduğunu da söylemem lazım…

48 Numaralı meşhur minibüs. Araç, Sovyet dönemini falan görmüş, tahminen benden büyük olmalı.

Ukrayna parası Grivna (UAH) için şöyle birkaç örnek yazalım hemen: 10 Grivna: 1,3 TL, 100 Grivna: 13 TL ediyor. (Ben döviz çevirici olarak yurt dışı seyahatlerimde, internet olmadan da çalışan XE Converter kullanıyorum. Siz de “En iyi seyahat uygulamaları” başlıklı yazımda kullanışlı başka aplikasyonları bulabilirsiniz: Seyahat Uygulamaları)

Ayrıca 9 numaralı troleybüs de bir diğer seçenek. Bunlardan 48 numaralı minibüs 06:00-21:30 arası, 9 numaralı troleybüs ise 06:30-22:00 arası çalışıyor. Taksi, şüphesiz en hızlı ve konforlu alternatif. Üstelik süre sınırlaması yok, 24 saat bulunabiliyor. Taksiyle merkeze ulaşım çok sürmez. 100-150 Grivna arası ödeyerek kullanabilirsiniz. Fiyat biraz da pazarlığa bağlı.

Lviv Kral Danylo Heykeli

Heykelin önündeki meydan.

Şehir merkezinde Svobody Caddesinde iniyorum. Burası boydan boya uzanan, at üzerindeki Galiçya Prensi Danylo Halytsky ‘nin (Lviv’in kurucusu) heykelinden başlayarak, Ulusal Müze (Lviv National Museum), Taras Shevchenko (Ukrayna edebiyatının en önemli ismi) ve Adam Mickiewicz (İstanbul’da da bir müzesi bulunan Polonyalı şair) anıtlarını da içine alarak Opera Binasına dek uzanan, merkezi, genişçe bir cadde. Hava oldukça soğuk ancak kar yağışı yok. Etraftaki beyaz kar kümeleri ise rahatça seçiliyor. Lviv hava durumu malum, kış aylarında sürekli sıfırın altında… Sıkı giyinmek şart.

Adam Mickiewicz Heykeli

Taras Hryhorovych Shevchenko Anıtı

Kaldığım hostelin yeri harika. Kral Danylo Heykelinin hemen arka tarafında, Valova Street üzerinde. Burası Lviv’in meşhur Rynok Meydanına yürüyerek 5 dakika mesafede. Lviv’de gezilecek ve görülecek yerlerin tam yanı başında. Ancak mükemmel konumuna karşın, hostelin çalışanları hakkında ne yazık ki aynı değerlendirmeyi yapamayacağım.

Fikrim sorulmadan odamın değiştirilmesini ve olması gerekenden daha kalabalık bir odaya alınmayı geçiyorum, görevliler tek bir kelime dahi İngilizce bilmiyorlar! Lviv’den Kieve gitmek için ayrılmadan önce, tren istasyonuna ulaşım için bana bir taksi ayarlamayı bile başaramadılar. Sabahın köründe, elimde valizimle sayelerinde taksi bulabilmek için uğraştım. Neyse ki fazla uzun sürmedi.

Ve hepsinden önemlisi, tek bir kelimesini dahi anlayamadığım kendi dillerinde yaptıkları garip ikazlarla gerçekten sinirimi bozdular. (Bu arada bunu yalnızca bana değil hostelde kalan herkese yapıyorlardı) Sanki hırsızmışım gibi hostele daha girer girmez ne kadar ödeyeceğimi kağıda yazıp elime tutuşturmaları da cabası…

Lviv Gezilecek Yerler Haritası 1- Rynok Meydanı 7- Latin Katedrali 10- Lviv Opera Binası 11- Adam Mickiewicz Anıtı Opera Binasından A.Mickiewicz Anıtına doğru gelen cadde Svobody Caddesi

Avrupa’nın farklı ülkelerinde, onlarca farklı hostelde konaklamış biri olarak, hiç böylesine kötü bir muameleye maruz kalmadığımı söyleyebilirim. Lviv’de nerede kalınır sorusuna Rynok Meydanı ve çevresi yanıtını verebilirim. Lviv’de nerede kalınmaz sorusuna ise, kesinkes bu meşhur hosteli söylemek istiyorum: Europe Hostel!

Her ne hikmetse, hostel hakkındaki Booking.com yorumum da, üzerinden günler geçtikten sonra ancak onaylandı. Sanırım yüksek yerlerde tanıdıkları var. Görüyorum ki, Booking.com’da bu hostel için benimle benzer görüşleri paylaşan bir sürü insan var. (Siz, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden güzel hostel önerileri için şu iki yazıma bakabilirsiniz: Avrupa Şehirlerinden Hostel Önerileri 1. Bölüm , Avrupa Şehirlerinden Hostel Önerileri 2. Bölüm)

Aklımdayken, Ukrayna’daki bu İngilizce olayını biraz açayım hemen. Çünkü önemli. Gelmeden önce bunu da okumuştum ama inanın bu kadarını gerçekten tahmin etmiyordum. Yani o kadar da değildir diyordum ama hakikaten o kadarmış: Ukrayna’da hiç kimse İngilizce bilmiyor!

Ne pasaport kontrolünü yapan polis memuru (Ezbere bildiği standart tek soru: First time in Ukraine? Karışık cevap verilebilecek bir soru olsa karşılık vermesi falan mümkün değil), ne herhangi bir ulusal müzedeki görevli, ne restorandaki garson, ne de üstte yazdığım gibi hosteldeki resepsiyon görevlisi…

Yani inanılır gibi değil. Bir süre sonra, sokakta önünden geçtiğim apartmanlarda yaşayanların bile İngilizce bilmediklerine ikna oldum. Ukrayna’da sorduğum her 10 kişiden 11’i (!) İngilizce bilmiyor sevgili dostlar. Hele hele gençler dışındakilere sormaya bile yeltenmeyin.

Ukraynaca Temel Kelime ve Kalıplar

Peki ne yapılmalı? Yani o da çok zor ama hiç olmazsa temel bazı Ukraynaca kalıplar öğrenmek bile işleri daha da kolaylaştırabilir. En azından 20-30 cümle veya kelime… Ben Kiev’deki hostelden aldığım bir çalışma sayfasını buraya ekliyorum. Bence çalışırsanız iyi olur.

Bir kişi bile mi denk gelmedi diye sorabilirsiniz. Tabii ki geldi… Ancak onun da seviyesi Simple Present Tense’den hallice, hatta çoğu zaman o bile yok, sadece bir iki kelime: Straight, go ve Yılmaz Morgül’ün şarkısı gibi: Abe yes, abe no 🙂 İngilizce bilmediği için sürekli eleştirdiğim Türk halkından huzurlarınızda büyük bir özür dileyerek Lviv gezimin 1. gününe geçiyorum şimdi.

Lviv gezime kahvaltıyla başlıyorum. Sabaha karşı ülkeye ulaştığım için karnım aç. İşletmecisi Türk olan Glory Kafe, Lviv’de ne yenir sorusuna oldukça tatmin edici menüsüyle farklı farklı cevaplar veriyor. Ben tercihimi sabahın erken saatleri olduğu için bildiğimiz menemen ve Türk çayından yana kullandım 🙂 Gayet lezzetliydi, yeme-içme için burayı kesinlikle tavsiye ederim. Yeri merkezde, Adam Mickiewicz Heykelinin tam karşısında… Ayrıca kaldığım hostele çok yakın olan Kumpel ile First Grill Restaurant da Lviv’de yemek için diğer güzel mekanlar.

Lviv Glory Cafe’de güne kahvaltıyla başlıyorum.

Lviv Glory Cafe

Şehir içinde döviz bozdurmak için bir sürü yer göreceksiniz. Bir tane de tam Glory Cafe’nin karşısındaki pasajın içinde var mesela. Lviv’de para bozdurmak için döviz bürosu aramak sorun olmayacaktır, kur tabelaları hemen gözünüze çarpar zaten. Küçük kulübeler şeklinde para bozan bir sürü yer var.

Lviv Opera Binası önündeki stantlar

Opera Binası önündeki stantlar Noel ve Yeni yıl için süslenmiş.

Kahvaltımı ettikten sonra, Lviv’in meşhur opera binasını (Lviv Opera House) görmeye gidiyorum. Yol üzerinde Noel için kurulmuş kulübeler karşılıklı şekilde sıralanmış, satıcılar tezgahlarındaki ürünleri satıyor: Hediyelik eşyalar, çeşitli yöresel yemekler… Burası özellikleri akşamları cıvıl cıvıl. Gezin ve tadını çıkarın.

Lviv Opera House

Lviv gezi rehberi Opera Binası

Opera binasını, daha sonra içinde bir gösteri izleyeceğim için şimdilik dışarıdan şöyle bir göz ucuyla süzdükten sonra Rynok Square‘e dönüyorum. Burası Lviv’in en meşhur meydanlarından biri. Tarihi 14. yüzyıla kadar gidiyor. Lviv’de gezilecek yerlerin çoğu burada ve yakın çevresinde toplanmış durumda. İlk girdiğim yer ise Latin Cathedral.

Lviv gezilecek yerler: Latin Katedrali

Katedralna Meydanı

Latin Katedrali iç kısım

Latin Katedrali, 1350 yılında kurulmuş, Rönesans, Barok ve Gotik mimarinin bileşiminden oluşan bir yapı. Etrafındaki meydana da adını vermiş: Katedralna Meydanı. Kilisenin içinde bana aniden merhaba diye seslenen Türk bir gezginle karşılaştım. Bu kızla yaptığım sohbet, benim Lvivdeki henüz ilk günüm olduğu için, daha çok nerelerin gezilmesi gerektiğiyle ilgiliydi. Zira kendisinin burada 3. günüymüş.

Şehri çok beğendiğini söylüyor. Lviv turumun sonuna geldiğimde aynı hisleri ben de yaşayacaktım. Ulusal Müze (Lviv National Museum) yola çıkmadan önce hazırladığım Lviv gezi rehberimdeki yerlerden biriydi. Ancak bu Türk gezgin, orayı pek de beğenmediğini söyleyince ben de Lviv gezilecek yerler listemden çıkardım. Daha sonra birbirimize iyi tatiller dileyip ayrıldık.

Latin Katedralinin karşısında Celentano Pizzacısını göreceksiniz. Pizzaları lezzetli, denenebilir. Ayrıca etrafta bol miktarda pastahane ve istemediğiniz kadar çok kahve dükkanı var. Ben, şehri kuş bakışı görebilmek için Rynok Meydanının tam ortasında yer alan dev binaya giriyorum ve yukarı doğru çıkmaya başlıyorum.

Bu bina City Hall. Yani Belediye Binası. (Ratusha olarak da geçiyor.) 1381’e tarihlenen yapının en üst katına çıkmak için biraz merdiven aşındırmak gerekiyor. Giriş ücreti ise 15 Grivna. (Yaklaşık 2 Türk Lirası) Kule, binaya sonradan eklenmiş.

Tepeden Latin Katedrali

Lviv’e kuşbakışı bakış

Tepedeki çanı otomatik bir mekanizmaya bağlamışlar. İlk bu dikkatimi çekti açıkçası. Her şeyin bu kadar teknolojik olması bazen fazlasıyla düşündürücü olabiliyor. Kuleden indikten sonra, kapının hemen önünde aynı uçaktan sima olarak tanıdığım bir başka Türk gezginle karşılaştım. Selamlaşıp ayak üstü kısa bir muhabbete daldık. O da tek başına gezenlerden. Arkadaşları tarihleri uyduramayınca kalkıp gelmiş. Yalnız başına seyahatin tadını çıkarıyor. Hiç sıkılmadım, aksine çok eğleniyorum diyor.

Lviv

Bundan sonraki rotan neresi diye soruyorum. Schengen Vizesi olduğu için Polonya’ya da geçecekmiş. Oradan da yüksek ihtimal Budapeşte’ye giderim diyor. Tek başına seyahatin o kadar da zor olmadığını bir başka yazımda yazmıştım, lütfen bir bakın: Tek Başına Seyahat Etmek  Krakow’a mutlaka gitmesini, Auschwitz’i görmesini söyledikten sonra birbirimize iyi tatiller deyip onunla da vedalaşıyoruz.

Lviv görülecek yerler: Coffee Mining

Coffee Mining Manufacture

Hava giderek soğuyor ve kendimi Belediye Binası Ratusha’nın az ilerisindeki Coffee Mining‘in içine atıyorum hemen. Burası Madenci Kahvesi. Aynı Kuru Kahveci Mehmet Efendi gibi, içeriye adımınızı daha atar atmaz yüzünüze kahve kokusu vuruyor. Bina birden fazla katlı. Giriş katında kahve üretim araçlarından bazılarını ve kahvenin canlı çekilişini görebilirsiniz. Yine bu katta kupalardan kitaplara, kahve takımlarından hediyelik eşyalara kadar her şeyin satıldığı bir bölüm ve cafe kısmı var.

Coffee Mining’de kahvenin çekilişini izlemek mümkün.

Coffee Mining giriş katı

Coffee Mining Manufacture, Mahzen kısmı

Mevsim kış, hava da soğuk olunca bu kısımda oturulabilecek yer bulamadım. Ancak benim size önerim, zaten bu giriş katında değil de, en alttaki mahzen kısmında oturmanız yönünde olacak. Buraya inerken başınıza takmanız için önünde feneri olan bir madenci bareti alıyorsunuz. Ücretsiz. Bu bir anlamda şart çünkü içerisi oldukça karanlık diyebilirim.

Sonra, siz de gelen herkesin ısmarladığı meşhur madenci kahvesinden ısmarlayın. Bunun özelliği bir şov halinde sunulması. Kahve getirildikten sonra ateşle üzeri yakılıyor. İçine benim gibi biraz Bailey’s de koydurursanız, tadı daha bir şahane oluyor benden söylemesi. Bir de bahçe katı var, ancak orası yazın daha havadar ve güzel olur diye düşünüyorum.

Coffee Mining Bahçe Kısmı

Coffee Mining Manufacture ile aynı binada Lviv Etnografya ve El İşleri Müzesi (Museum of Ethnography and Arts Crafts) var. Burada da geleneksel ürünler (Halılar, geleneksel kıyafetler, saatler, seramikler vb.) sergileniyor. Ben girmedim ama ilginizi çekiyorsa aklınızda olsun, not alın. Alevli kahve deneyiminden sonra, etrafta yer alan yapıları teker teker gezmeye koyuluyorum.

Bu arada, buranın tam karşı çaprazında şehrin meşhur vişne likörünü tadabileceğiniz Drunken Cherry isimli mekan var. Zaten kapı önündeki kokteyl masalarında sohbet edip içkilerini yudumlayan insanları göreceksiniz. Yine bunun hemen yan tarafında sıralanmış güzel hediyelik eşya dükkanları da var. Onlara da uğrarsınız.

Lviv’de karın keyfini çıkaran çocuklar..

Evet, ne diyordum, etrafı gezmeye başlıyorum. Lviv’de şehir içi ulaşım için bence herhangi bir vasıta kullanmaya lüzum yok. Ben gezerken hiç kullanmadım mesela. Nüfusu 1 milyona giderek yaklaşan şehirde, gördüğüm kadarıyla biraz da trafik var zaten. Her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Yalnızca yürüyün ve sokaklarda kaybolun, yeni yerleri kendiliğinden keşfedin! Emin olun böyle çok daha fazla keyif alacaksınız.

Bir iki kez, o da Lviv merkez tren istasyonu ile Lviv şehir merkezi arasında kullandığım tramvaydan da bahsedeyim hazır yeri gelmişken. Gerçekten tuhaf bir deneyim oldu benim için. Bunu da hayatımın tecrübe hanesine altın harflerle yazdım.

Lviv merkez tren istasyonuna ulaşım için 1 veya 10 numaralı tramvayı kullanabilirsiniz. Tren istasyonunun hemen önünde durağı göreceksiniz. Şehirde tramvayları kullananların çoğu kadın. Bu zaten eski doğu bloku ülkelerinde çok yaygın görülen bir durum. Gözümün önüne, bundan uzun yıllar önce, çocukken gittiğim Romanya geldi bir anda.

Bilet almak ve ödeme yapmak için çok ilkel bir yöntem izliyorsunuz. Tramvayı kullanan vatmanı yolcularla ayıran cam bir bölme var. Buraya kadar her şey normal. Ancak bu camekanın ortasında küçük bir bölme daha var. Buraya parayı koyup ileri  doğru itiyorsunuz ve kaç bilet almak istediğinizi söylüyorsunuz.

Sesi duyan vatman sizinle kesinlikle muhatap olup suratınıza dahi bakmadan bileti ve varsa para üstünü geri takdim ediyor. Fakat işin tuhaf yönü, kalabalık bir tramvay dahi olsa, en arkadan binen kişi bile herkesi ittirerek buraya gelmek zorunda. Yani önceden biletiniz yoksa başka seçenek yok. Ancak bazen ücreti elden ele gönderdikleri de oluyor.

Bu arada bizim için parayı buraya koymak da yetmiyor. Arkasına hiç bakmayan bayana seslenmek için cama vurmak ve elinizle kaç bilet istediğinizi göstermek durumunda kalıyorsunuz. Evet, üstte yazdığım ve yine tahmin ettiğiniz gibi bu vatman teyzelerin de İngilizcesi sıfır.

Kendimi bir anda 1950’lerde Doğu Avrupa’da yolculuk yapan ve o dönemin Macaristan’ında benzer bir olayla karşılaşan Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez gibi hissettim. (Bu ve diğer seyahat konulu kitaplar için bakınız: Seyahat Kitapları) Ve yine Lviv hava alanından şehir merkezine giderken kullanılan 48 numaralı minibüs gibi, bu tramvaylar da herhalde 2. Dünya Savaşından kalma…

St. Apostles Peter and Paul Garrison Church

Lviv’in en büyük kiliselerinden biri: St. Apostles Peter and Paul Garrison Church

Bu bilgileri de araya sıkıştırdıktan sonra tekrar gezimize dönelim. St. Apostles Peter and Paul Garrison Church, Latin Katedralinin tam karşısında. 1610-1635 yılları arasında inşa edilmiş. Kilise, Lviv’deki en büyük katedrallerden biri. Biraz daha yürüdükten sonra bir başka ünlü dini yapıya ulaşıyorum: Armenian Cathedral.

Ermeni Katedrali Lviv’de görülmesi gereken yerlerden bir diğeri. Ermeniler 14. yüzyılın başlarında buraya göç etmiş ve 1370 yılında bu kiliseyi inşa etmişler. Kilisenin Jan Henryk Rosen tarafından yapılmış freskleri göz alıcı. Ziyaretinizi pazar gününe denk getirebilirseniz kilise korosunu da dinleyebilirsiniz. Giriş ücretsiz ancak kilisenin içinde fotoğraf çekmek için 5 Grivna ödemeniz gerekiyor.

Ermeni Katedrali Girişi

Ermeni Katedrali İç Kısım

Eski ismiyle Dominican Cathedral, yeni ismiyle Holy Eucharist Church Lviv’in bir diğer katedrali. 14. yüzyılda inşa edilmiş olan bu kilise Museyna Meydanında. (Museyna Square) İlk yapıldığında tümüyle tahtadanmış. 1408 yılındaki yangından sonra taş ve tuğladan Neo-Gotik stilde yeniden yapılmış. Bu kilisenin hemen önünde, elinde bir kitap tutan ressam Ivan Fyodorov heykelini göreceksiniz. Gerçekten de heykelin önünde kitap satan çok sayıda tezgah var. Ben de biraz bakındım ancak İngilizce bir yayın gözüme çarpmadı.

Dominican Katedrali

Dominican Katedrali İç Kısım

Ressam Ivan Fyodorov Heykeli

Fark ettiğiniz gibi şu ana dek genelde dini yapılardan söz ettim. Lviv kilise ve katedralleri ile öne çıkıyor. Ancak bunun yanı sıra tam bir kültür ve sanat şehri olan Lviv’de görülecek çok sayıda müze de var. Hepsinden sırayla bahsedeceğim. En son gezdiğimiz yere yakın olan Silah ve Cephanelik Müzesinden başlayabiliriz o halde… Yazının 2. bölümü: Lviv Gezisi 2. Bölüm

Leave a Reply