Seyahat Kitapları

Seyahat Kitapları

Herkese merhaba!

Bu yazımda, size bugüne kadar okuduğum ve en çok beğendiğim seyahat kitaplarından söz etmek istiyorum. Son zamanlarda konusu seyahat ve gezi olan kitap okumalarım arttı. Bu gezi kitaplarının en çok beğendiğim yanlarını sizlerle paylaşmak, bu kitaplar hakkında kısa kısa bilgiler vermek niyetindeyim.

Böylece henüz okumamış olanlar, konusuna, yazım tarzına veya içeriğine göre içlerinden beğendiğini/beğendiklerini seçip okuyabilir. Yeni kitaplar okudukça da yazıyı güncelliyorum zaten.

Her ne kadar bunları seyahat konulu kitaplar olarak adlandırmak mümkünse de, aslında yerine göre gezi rehberi, yerine göre anı, yerine göreyse bir çeşit biyografi olarak değerlendirmek de mümkün. Bu biraz da bakış açımıza göre şekilleniyor aslında. Yine de gezi yazısı kısmı hepsinde ortak payda olarak yer alıyor.

En iyi seyahat kitapları listemde, Ahmet Haşim’den John Freely’e, Okan Okumuş’tan, Alain De Botton’a, Stefan Zweig’dan Füruzan’a kadar yerli ve yabancı isimler karışık halde bulunuyor. Haydi bakalım başlıyoruz o halde.

John Freely – Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz John Freely, aslında Amerikalı bir fizik profesörü. Fakat o kadar uzun süre Türkiye’de yaşamış ki, artık tamamen bizden biri oluvermiş durumda. Üstelik, değme tarihçilere taş çıkartacak kadar tarih konusunda yetkin bir isim.

Kendisi hakkında daha detaylı bilgilerden ve yazmış olduğu en beğendiğim seyahat kitaplarından biri olan “Strolling Through İstanbul” dan daha önce yazdığım bir yazıda bahsetmiştim. O yazım burada: İstanbul’u Dolaşırken

Bu defa, yine İstanbul hakkında yazmış olduğu bir başka güzel gezi kitabından bahsetmek istiyorum: “Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi” Freely bu kitabında bize adım adım, sokak sokak İstanbul’un tarihi yarımadasının karşı kıyısında kalan kısmını gezdiriyor. Yolculuğumuz Pera’dan başlayarak Haliç ve Boğaz boyunca sürüyor…

Seyahat kitapları

Kitapta neler var? Yolculuk boyunca anlatılanlardan bazılarını sıralarsam, bir fikir edinmenize yardımcı olacaktır. Örneğin Galata meyhanelerinin eski canlılığı, İstanbul’un ilk otomobilinin gemiden Karaköy rıhtımına indirilmesi, İstanbul’un ilk trafik kazası, Çinili Rıhtımın Türk Denizcilik İşletmeleri binasına dönüşümü, tarihi hanların ve camilerin tarihçesi, Galata Mevlevihanesi, Çiçek Pasajı, Arkeoloji Müzesi, Topkapı Sarayı ve daha niceleri…

Kitap, daha ziyade gezi rehberi kıvamında. Anlatılan yerler hakkında çok ilginç bilgiler elde ediyorsunuz. Bence tek eksiklik, fotoğraf sayısının azlığı… Bunun dışında dört dörtlük olan bu kitabın İngilizce edisyonu bulunduğunu ekleyeyim. Yabancı arkadaşlarınıza hediye etmek için de güzel bir kitap bence.

İlyas Salman ve Şener Şen’in başrolü paylaştıkları Şekerpare filmini seven, bu kitabı da beğenir diyorum. 🙂 Yazarın üslubunu beğenirseniz, mutlaka “Evliya Çelebinin İstanbul’u” isimli kitabını da okuyun derim. (Kitap için buraya tıklayınız: Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi)

Jules Verne – 80 Günde Dünya Gezisi

O biiiiir klasik! (Beyaz Show hala devam ediyor mu bu arada?) Çocukluğumun mihenk taşlarından biridir. Kulüpte girdiği bir iddia sonucu yollara düşen İngiliz asilzadesi Phileas Fogg ve uşağıyla beraber dünyayı turluyoruz bu kitapta. Üstelik yalnızca 80 günümüz var. Jules Verne’in en büyük eserlerinden biri, eşsiz bir roman.

Hala okumamış olanlar varsa daha fazla geç kalmayın. Çocuğu olanlar için ise şöyle söyleyebilirim: Oğluma/kızıma acaba ne okutsam diye düşünmeye son! İş Bankası Yayınları çevirisi şahsi önerimdir. İlkokuldayken, İki Yıl Okul Tatili ve Tom Sawyer’in Maceraları ile birlikte en sevdiğim kitaplardan biriydi. Hala da öyledir diyebilirim. (Link: 80 Günde Dünya Gezisi)

İlber Ortaylı – Eski Dünya Seyahatnamesi

Kitap daha çok sohbet diliyle yazılmış. İlber Hocanın çeşitli vesilelerle yaptığı yurt dışı gezileri, kişisel düşünceleri, gittiği yerler hakkındaki gözlemleri ve oralar hakkındaki bilgilerle zenginleştirilmiş bir biçimde sunuluyor. Kitapta hangi ülkeler var? Kırım, Mısır, Yemen, Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Rusya, İskoçya, Finlandiya, İran, İtalya, İspanya, Almanya, Çin, Japonya…

Seyahat Kitapları

Görüldüğü gibi birçok farklı ülke hakkında yazıların olduğu, bence kolay okunabilen bir kitap. Roman gibi okumaktan ziyade, ara ara açılıp bölüm bölüm okunabilecek bir eser. Saman kağıda basılmış olan kitabın ortasında ise kuşe kağıda basılmış olarak, kitapta adı geçen şehirlerden bazılarının güzel fotoğrafları var. (Kitap için link: Eski Dünya Seyahatnamesi )

Kitabın Makedonya ile ilgili kısmından ufak bir alıntı ekleyelim:

Balkanlar bizim tarihimiz. Manastırın küçük bir Orta Avrupa kasabasınınkini andıran ana caddesi, Manastır halkının bugün bile Fransızca ve piyanoya düşkünlüğü, oradaki askeri idadide okuyan genç Mustafa Kemal’in kültürel anlayışının nasıl şekillendiğini açıklıyor. …Üsküp’ün çarşısı, minareleri, şehrin batı ucundaki Aziz Pantolomey Manastırı, Osmanlı kültür mirasının canlı bir resmini oluşturuyor.

Ben de, 2016 yılı Eylül ayının sonlarına doğru bir Makedonya turu yapmıştım. Üsküp ve Ohrid gezi yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz: Üsküp Gezisi 1. Bölüm , Üsküp Gezisi 2. Bölüm , Ohrid Gezisi 1. Bölüm , Ohrid Gezisi 2. Bölüm

Kazuo Ishiguro – Günden Kalanlar

Sevdiğim bir başka roman. Kitap oldukça akıcı bir dille yazılmış bir defa. Bu anlamda ben bu eseri Dino Buzzati’nin Tatar Çölü isimli kitabına benzettiğimi belirtmeliyim. İkisi de sürükleyici. Okuyanı sıkmıyor. Kazuo Ishiguro, Japonya’da doğmuş olmasına karşın, çok erken yaşlarda İngiltere’ye gidip eğitimini burada tamamladığı için eserlerini İngilizce kaleme almış bir yazar.

Bu güzel romanında Ishıguro, İngiliz malikanelerinin eski ihtişamını yitirdiği zamanlarda görev yapan son baş uşaklardan Stevens’in, hem dışsal hem de içsel yolculuğunu anlatıyor. Bu anlamda kelimenin gerçek manasıyla tam bir seyahat kitabı sayılamasa da, Günden Kalanlar kurgusu ve okuyucuda uyandırdığı dikkat ve merak duygusu ile ilgiyi hak ediyor.

İngiliz taşrasında bir yolculuğa çıkan Stevens, yol boyunca karşılaştığı insanları ve davranışları kendi kafasında yorumlarken, biz de onun yanına konuk oluyoruz.

Birkaç gündür aklımı kurcalayıp duran geziyi gerçekleştirme olasılığım giderek artıyor. Bay Farraday’ın Forduyla tek başıma çıkacağım bir gezi bu; tasarladığım kadarıyla, İngiltere’nin en güzel kırlık yörelerini aşıp güneybatı kıyılarına kadar sürecek, böylece Darlingon Malikanesinden 5-6 gün kadar uzak kalmama neden olacak bir yolculuk.

(Kitabın linki: Günden Kalanlar)

Okan Okumuş – Yaşasın Sırt Çantası

Listede şu ana kadar yer alan isimleri hemen herkes tanıyordu sanırım. Ya da en azından bir şekilde ismini duymuştu. Peki Okan Okumuş kimdir? Önce onu söyleyeyim. Okan, 1971 yılında Bursa’da doğmuş. Mühendislik eğitimi almış. Yani aslında mühendis. Ancak hepsinden önemlisi, bizi asıl ilgilendiren tarafıyla o gerçek bir gezgin! Ben de onu gezgin kimliğiyle tanıdım zaten. Kendisine ait bir blogu var: Sınırları Kaldırdım Burada seyahat yazılarını paylaşıyor.

Yaban Tv’deki bir röportajında 50’nin üzerinde ülke gördüğünü söylemişti. İnanılmaz öyle değil mi? Kıskanmadım desem yalan olur. Siz ne dersiniz? Okan Okumuş’un seyahat blogunun yanı sıra, yayınlanmış çok güzel seyahat kitapları da bulunuyor. Şimdilik 3 adet: Gezginin El Rehberi & Yaşasın Sırt Çantası, Latin Amerika & Alternatif Bir Gezi Rehberi, Doğu Asya & Alternatif Bir Gezi Rehberi.

Seyahat Kitapları

Bunlardan ilkinden bahsetmek istiyorum… Aslında kitabı tamamen tesadüfen keşfettim. Şöyle oldu; 2016 yılının mayıs ayında, Fransa ve İspanya gezisi yapmadan hemen önce, İstanbul’daki büyük bir D&R’a girdim. Her zaman yaptığım gibi gezi kitapları bölümüne yöneldim.

Oradaki kitapları karıştırırken bu kitap içeriğiyle hemen dikkatimi çekti. Peki kitabın içinde neler var? Hemen söyleyeyim: Bir gezginin ihtiyacı olan neredeyse her şey! Adeta ismiyle müsemma: Gezginin el kitabı!

Ucuz seyahat etme yolları, ucuz uçak bileti bulma metotları, vize başvurusunda dikkat edilmesi gerekenler, yabancı rehber kitaplar, seyahat web siteleri, konaklama siteleri, seyahat ederken dikkat edilmesi gerekenler, etik seyahat ve turizm, dünya turu… Aklınıza ne gelirse. Paris turu yaparken yanımdan hiç ayırmadım ve bir solukta okudum. (Paris gezi yazılarım da burada: Paris Gezisi 1. Bölüm , Paris Gezisi 2. Bölüm)

Kitabı sıradanlıktan kurtaran bir özelliğini belirtmek istiyorum. Bu gerçekten fazlasıyla dikkat çekici ve onu klişe bir seyahat rehberi olmaktan çıkarıyor. Bu da kitabın edebi yönü. Okan, fazlasıyla alıntı yapmış ve seyahat ile ilgili verdiği önemli bilgilerin yanı sıra seyahati, insan psikolojisini de yorumlamış.

Bölüm başlarında ve aralardaki Afşar Timuçin, Melih Cevdet Anday, Tezer Özlü, Edip Cansever alıntıları, kitabı okurken beni mest etti! Yine bir gezi kitabında ilk defa, akademik bir çalışmaya ve akademisyene referans verildiğine şahit oldum.

Bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, bana güvenin, kesinlikle pişman olmayacaksınız. Beğenirseniz, işinize yararsa, bu yazının altındaki yorum kısmına bir teşekkür bile yazsanız  yeterli. (Kitap için buraya tıklayınız: Yaşasın Sırt Çantası)

Stefan Zweig – Yolculuklar Üzerine

Beni yakından tanıyanlar, iflah olmaz bir Zweig hayranı olduğumu bilir. Bu defa Zweig’in bir seyahat kitabını tanıtacağım sizlere. Aslında biz onu daha çok öykü ve bilhassa muhteşem biyografileriyle tanıyoruz. Ancak hayatı bin bir zorlukla geçen ve trajik bir sonla biten Avusturyalı Stefan Zweig, edebi kimliğinin yanı sıra aynı zamanda iyi bir gezgindi.

Yolculuklar Üzerine, Zweig’ın 1902-1940 arası çeşitli kentler ve ülkeler hakkında yazmış olduğu karışık yazılarından oluşuyor. Bu yazılar çok uzun değil. Her bir ülke veya kent hakkında kısa kısa bilgiler vererek düşüncelerini dile getirmiş. Ancak benzetme ustası Avusturyalı, daha ilk yazıdan itibaren okuyucuyu avucunun içine almayı başarıyor.

Gezi kitapları

Kitapta geçen bazı yerler ise şöyle: Salzburg (Avusturya), Brugge (Belçika), Sevilla (İspanya), Oxford ve Hyde Park (İngiltere), Floransa (İtalya), Rusya, Amerika… En çok hangi bölümü beğendin diye sorarsanız, hepsini derim!

Everest Yayıncılık tarafından basılan kitabın girişinde, çevirmen Ahmet Arpad tarafından “Uçan Salzburglu” olarak tanıtılan Zweig, bakın sayfalardan birinde ne diyor:

Peki ya yolculuklar? Yolculuk etmesini unuttunuz mu yoksa? Ben unutmadım, gerçekten, ruhum öylesine huzursuz ki, her an bir yerlere gidebilirim. Her şeyi görmeli, her şeyin tadını çıkarmalıyım! Yaşlanmaktan korkuyorum, günün birinde yorulacağımdan, tembelleşeceğimden ve yolculuk edemeyeceğimden çok korkuyorum.

Uçan Salzburglu demişken, Salzburg Gezi Rehberimi incelemeyi de unutmayın: Salzburg Gezi Rehberi Zweig’in bu kitabını beğeneceğinizi umuyorum. Kitabın linki: Yolculuklar Üzerine

Alain De Botton – Seyahat Sanatı

Alain De Botton, İsviçre doğumlu filozof ve yazar. Sel Yayıncılık tarafından basılmış bir sürü kitabı bulunuyor. Seyahat Sanatını geçenlerde okudum ve çok beğendim. Bu kitabı tek kelimeyle tarif etmemi isteseler, gönül rahatlığıyla “harika” kelimesini kullanırım. Kitap farklı bölümlerden oluşuyor ve altını çizmediğim bir bölüm yok neredeyse.

Botton, bu kitabında seyahat ettiği farklı şehirleri farklı yazar veya sanatçıların hayali rehberliğinde geziyor. Nasıl mı? Şöyle… Örneğin Hollanda’da, Amsterdamdayız. Yazar, rehber olarak aldığı Gustave Flaubert’in egzotik Mısır yolculuğu üzerine izlenimlerini, Amsterdam‘da gezdiği yerlerde hissettiği kendi duygularıyla karşılaştırıyor.

Tek başına çıktığı bir seyahat sırasında, herhangi bir özelliği olmayan, sıradan bir mola yerinde hissettiği yalnızlık, ABD’li ressam Edward Hopper’ın tablolarını anımsatıyor yazara. Örneğin meşhur tablolarından bazıları; Otomat, Benzin, Otel Odası… Bu tablolar üzerinden düşüncelerini aktarım çabasına girişiyor.

Seyahat kitapları

Kitapta geçen bölüm başlıklarından bazıları şu şekilde: Seyahat Mekanları (Hava alanı, uçak, tren, servis istasyonu), Gidilecek olan yerler: Amsterdam, Madrid, Lake District (Kuzey-Batı İngiltere’de bir bölge), Sina Çölü, Provence (Fransa’nın güneyinde çok meşhur, turistik bir bölge)…

Kitapta, yazar ve akademisyen Raymond Williams’ın henüz Türkçeye çevrilmemiş Taşra ve Şehir isimli kitabından güzel bir alıntı var. Williams’ın Kültür isimli kitabını lisansta biz de okumuştuk, onu da yeri gelmişken tavsiye ediyorum. Seyahat Sanatında, sözünü ettiğim kitaptan yapılan alıntıyı paylaşarak bitireyim:

18. yüzyıla kadar, bir insanla özdeşlik kurma güdüsü, kaynağını o insanla aynı toplumda yaşama bilincinden alırdı; bu tarihten sonra her iki insanın da seyyah olmasından almaya başladı. Yine aynı dönemden itibaren yalnızlık, sessizlik ve toplumdan kopmuşluk, sıradan toplumun bencilce rahatlığına karşı, doğanın ve toplumun taşıyıcısı oldu.

(Kitap için buraya tıklayınız: Seyahat Sanatı)

Ahmet Haşim – Paris, Frankfurt… Yahut Hiç!

Ahmet Haşim’in gezi yazıları. Notos Kitap tarafından yayınlanmıştır. Kitabın içindeki ayraç pek güzeldir. Bu kitabı, Sultanahmette, Alfa Yayınlarının 4 katlı nefis merkez binasında, raflar arasında gezerken bulmuştum. Burası bütün kitapları %20-30 indirimli satar. Aklınızda olsun. Elimde tuttuğum Notos Kitap baskısı oldukça ince. 1 saatte bitirebilirsiniz.

1884 Bağdat doğumlu Haşim, 1933 yılında İstanbul’da ölmüştür. Bu kitabında 1928-1929 yıllarında Paris ve 1932 yılında Almanya’nın Frankfurt şehrine yaptığı yolculuklarla ilgili izlenimlerini bulacaksınız. Aslında yazarın Frankfurt Seyahatnamesi adıyla Yapı Kredi Yayıncılık tarafından basılmış bir başka kitabı daha var. Bu kitapta ise, üç geziyi bir arada buluyoruz.

Gezi kitapları

Seyahat, hele deniz seyahati ruhun bütün dertlerine devadır diyor Haşim. Ancak kitabın başında Serdar Soydan’ın yazdığı gibi, bu yalnızca bir seyahat kitabı değil, aynı zamanda, okurken Ahmet Haşim hakkında ipuçları da buluyoruz…

Haşim’in gezi yazılarını okurken, bir şehir rehberi ya da önemli, gezilesi yerler kılavuzu okumadığını bilmelidir okur. Peyami Safa’nın Frankfurt Seyahatnamesi hakkındaki yazısında da dediği gibi, tüm bu eserlerde gezilip görülen yerlerden ziyade, Ahmet Haşim’i buluruz çünkü.

Aralara serpiştirilmiş siyah-beyaz fotoğrafların, kitaba biçimsel bir estetik kattığını, apayrı bir hava verdiğini söylemeliyim. Çok hoşuma giden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Paris gezisi sırasında bir hayvanat bahçesini de ziyaret eden Haşim, kuşların olduğu bölüme gider ve akbabalarla karşılaşır. Şöyle yazar: “Yusuf Ziya, Paris Hayvanat Bahçesinde akbabanın çirkin ve gamlı başını görseydi, neşeli gazetesine onun ismini vermeye mümkün değil razı olmazdı.” 🙂

(Bilindiği gibi Akbaba, 1922-1977 yılları arasında yayımlanan, Türk edebiyatının en uzun ömürlü mizah dergisidir.) (Kitabın linki: Paris, Frankfurt… Yahut hiç!)

Füruzan – Balkan Yolcusu

Seyahat kitapları listemde, en son okuduğum kitaplardan biri Balkan Yolcusu. Füruzan’ın 1990’lı yılların başında -tam tarih olarak 1993- Bosna Savaşı henüz sürerken Balkanlara yaptığı gezi yazılarından oluşuyor.

Kitap içerisinde, yazarın kendi görüşlerinden başka, kişilerle yapılmış birebir görüşmeler ve röportajlar da var. Bu anlamda çok yönlü bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Zira dağılan Yugoslavya sonrası siyasi durumu anlayıp değerlendirmek açısından da çok önemli bir eser bu.

Füruzan’ın Balkan gezisi yaptığı ülkeler şunlar; Makedonya, Hırvatistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Bulgaristan, ve Yunanistan. Kitap, işte bizim Rumeli diyerek Makedonya ile başlıyor. Kah kara yolu kah hava yolu ile, Füruzan ve beraberindekilerle biz de yol alıyoruz. Üsküp’ten Manastıra, Mostar’dan Zagrebe, Kavala’dan Rusçuğa, Plevne’den Atina’ya…

Balkan Yolcusu

Kitabın beni oldukça etkilediğini söyleyebilirim. Bir anda parlayan milliyetçilik akımı, Bulgaristan’ın Jivkov ve Yugoslavya’nın Tito dönemleri, savaş sırasında yaşanan insanlık suçları gibi konular, okurken insanı derin düşüncelere sevk ediyor…

Bu anlamda, bir gezi kitabı olmanın çok çok ötesinde, rahatlıkla siyasi tarih okuması olarak da düşünülebilir. Yakın tarih ilginizi çekiyorsa hiç düşünmeden satın alın. (Kitabın linki: Balkan Yolcusu)

Füruzan, kendi eserini şöyle tanımlamış: “Ben bu çalışmamda okurlarımı savaşın sayısal değerlerinden çok, yok edilmekte olan insanlarıyla yüz yüze getirmeye çalıştım. Olayları duyumsamalarını, uzun uzun tartışıp düşünmelerini istedim.”

Oldukça çarpıcı iki alıntı ile sonlandırmak istiyorum.

Saraybosna haberleri CNN’den. Ardından borsa, Hollywood’da yaklaşan Oscar’lar. Yoruma göre Affedilmeyen’in (Bilgi: 1992 yapımı bir film) şansı çok. Sonra bahar modası. Ölüm, para, aşk, sanat, moda, politika eşit hızlı görüntülerle üst üste geçerek insanlara tüm olguları aynıymış gibi algılatıyor. Böylece kalabalıklar hızla köreliyorlar. Propogandanın gücü 1990’larda doludizgin. Yemek yerken TV’de savaşları, aç insanları aynı eğrisel kayış yığılmalarıyla görmek, insanlar açısından pek sarsıcı olmuyor artık. Biraz sıkılırsanız, zapping yapılır, olur biter…


Bir ulustan çıkan canilerin, iyi vatandaşlarına, aydınlarına, kötü bir tarihi miras bırakmasının acısını düşünüyorum. Bunun dünya tarihindeki en yakın örneği Hitler Almanyası’dır. Alman aydınları, aklın yıkıldığı o yılları şiddetle kınarlar.

Gabriel Garcia Marquez – Doğu Avrupa’da Yolculuk

Ünlü Kolombiyalı yazar Marquez, ülkemizde en çok Yüzyıllık Yalnızlık kitabıyla tanınıyor. Ben Kırmızı Pazartesi isimli ince kitabını da okumuştum. Doğu Avrupa’da Yolculuk kitabı ise Can Yayınlarından çıktı. Çok yeni bir basım. 1. baskısı Eylül 2016 tarihli.

Kitap sürükleyici diliyle bir çırpıda okunacak cinsten. Gabriel Garcia Marquez 1950’li yılların ortasında gazeteci olarak Doğu Avrupa yolculuğuna çıkar. İkinci Dünya Savaşının anıları henüz tazedir. Üstelik gezdiği yerler ise o dönem dünyadaki iki bloktan biri olan Sovyetler Birliği ülkeleridir: Doğu Almanya, Çekoslovakya, Polonya, Rusya ve Macaristan…

Seyahat Kitapları : Doğu Avrupa’da Yolculuk

Doğu blokundaki insanların yaşayış tarzı, olaylara yaklaşım biçimleri ve düşünce sistemleri, yazarın etkileyici edebi dili ile birleşince ortaya her sayfasından keyif alınan bu kitap çıkmış. Ben, özellikle Doğu ve Batı Berlinle ilgili olan kitabın ilk kısımlarını daha dikkat çekici buldum.

Ancak kitabın son kısımlarındaki Polonya ve özellikle de Moskova hakkındaki yorumları da kesinlikle okunmaya değer. Yazar, Moskova’yı dünyanın en büyük köyü, Sovyetler Birliğini ise tek bir Coca-Cola ilanı bulunmayan 22.400.000 kilometrekarelik bir ülke olarak tanımlıyor.

Bu festival, kırk yıl boyunca dünyadan kopuk yaşayan Sovyet halkına sunulan bir sirk gibiydi. İnsanlar yabancıları görmek, etten kemikten yapıldıklarını anlamak için onlara dokunma arzusundaydı. Ömürlerinde tek bir yabancı bile görmemiş pek çok Sovyet insanıyla karşılaştık biz.

Polonya gezisi, Moskova turu düşünüyorsanız gitmeden önce bu güzel kitabı okuyabilirsiniz. Kitap için link: Doğu Avrupa’da Yolculuk

Mina Urgan – Bir Dinozorun Gezileri

Mina Urgan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi profesörlerindendi. Daha çok, yaşamının son yıllarında yazdığı ve kendisinin bile hiç beklemediği bir ilgiyle karşılaşan Bir Dinozorun Anıları isimli kitabıyla tanınıyor.

Urgan, mesleğinin yanı sıra aynı zamanda gezmeyi de çok seven bir yazardı. Bir Dinozorun Gezileri isimli kitabı, onun gezi yazılarından oluşuyor. Peki, gezip gördüğü ve yazdığı yerler nereler?

İtalya, İngiltere, İrlanda, Fransa, Sovyet Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Anadolu coğrafyasından da yazılar bulacaksınız bu kitapta. Aklıma gelen şehirlerden bazıları ise şunlar; Varşova, Salzburg, Roma, Venedik, Los Angeles, Londra, Kiev, Moskova, Paris…

Bir Dinozorun Gezileri

Kitabın yazım dili o kadar sade ve içten ki, okurken vaktin ve sayfaların nasıl ilerlediğini anlayamıyorsunuz. Özellikle geçmiş ve bugün arasında sıkışıp kalmış Bodrumu çok güzel anlatmış. Bunun yanı sıra İtalya’nın pek bilinmeyen küçük kasabalarını, Dublin’i de öyle güzel anlatmış ki. Mavi Yolculuk kısmında özellikle ülkemizin Ege ve Akdeniz kıyılarındaki eşsiz yerlere yaptığı yolculuklar da ilgi çekici.

Venediki son görüşüm Şubat 1989’daydı. İstanbula dönüş trenini öyle ayarlamıştım ki, sabah erkenden Venedike varacak, gece yarısı başka bir trenle oradan ayrılacaktım. Kar serpeliyordu ve Adriyatik Denizinden buz gibi rüzgar esiyordu. Karnaval zamanı olduğu için, incecik ipek giysili, yüzleri maskeli kadınlarla erkekler, barok müzikle çınlayan San Marco Meydanında doğaüstü güzel yaratıklar gibi oradan oraya uçuyorlar, sonra gizemli bir biçimde gözden yok oluyorlardı. O meydandan, daracık sokaklardan, köprülerden alamıyordum kendimi. Ne yağan kar, ne de Adriyatikten esen buz gibi rüzgar bozabiliyordu Venedikin büyüsünü. Gece yarısı trene bindiğimde ağır bir bronşit başlamıştı, ateşim vardı. Ama Venediki görmenin coşkusu içindeydim.

Kitabın sonunda ise kendisinin fotoğraflarından oluşan mini bir albüm var. Seyahat kitabı olmanın yanında, yazarı ve kişiliğini anlamak için de güzel bir kılavuz kitap. Bu gezi kitabı için buraya tıklayın: Bir Dinozorun Gezileri

Robert M. Pirsig – Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı

Geldik seyahat kitapları listesinin son sırasına. Aslında diğerlerinin aksine henüz bu kitabı okumadım. O zaman, hakkında hiçbir fikrimin olmadığı bu kitabı neden buraya koyduğumu sorabilirsiniz elbette. Hemen söyleyeyim. İnternette yaptığım ufak çaplı bir gezintide gördüm ki, Robert Pirsig’e ait bu kitap, en güzel seyahat kitapları listelerinin hemen hemen hepsinde yer almış.

Gezi Kitapları

Açıkçası ben de bu merakla kitabı hemen edindim. Ancak ne yazık ki henüz okuma fırsatım olmadı. İlk fırsatta başlamaya çalışacağım. Bu yüzden de listeye ekledim. Siz, olur da benden önce okursanız, yorumunuzu yazmayı unutmayın lütfen. Böylece benim gibi henüz okumamış olanların da bir fikir edinmesine yardımcı olursunuz. Ayrıntı Yayınları baskısı olduğu için çevirisine de güveniyorum. Kitap için tıklayınız: Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı

Bu yazının da sonuna geldik. Umuyorum kitapları beğenirsiniz. Yazıyı arkadaşlarınızla paylaşmayı unutmayın lütfen. 😉 Herkese keyifli seyahatler, bol kitap dolu günler!

(Fotoğraflar, yayın evlerinin kendi sayfalarından alınmıştır.)

4 Comments

  1. Gültürk 16 Ocak 2017
    • Kaan Önem 16 Ocak 2017
  2. Okan Okumus 23 Ocak 2017
    • Kaan Önem 24 Ocak 2017

Leave a Reply