Budva Gezi Notları 1. Bölüm

Budva Gezi Notları 1. Bölüm

3 günlük, hızlandırılmış bir Karadağ turu yaptım bu kez. THY’den  ucuz uçak bileti bulunca pek fazla düşünmedim doğrusu. (Gidiş-Geliş: 350 TL) Zira Karadağ, Türkiye’den vize istemeyen ülkelerden biri.

Vize başvurusu için toplayacak bir sürü belge olmayınca işler çok daha kolay. Üstelik Karadağ, Budva, Kotor, Bar gibi oldukça turistik yerlere sahip bir ülke. Yaz tatilinde nereye gitsem diye düşünüyorsanız, pahalı olmayan, alternatif, güzel bir rota.

Peki Karadağ nerede? Buradan başlayalım. Adriyatik Denizine genişçe bir kıyısı olan ülke (Haritadan çok daha net anlaşılıyor) Sırbistan’ın hemen yanında. Zaten 2006 yılına kadar ülke Sırbistan-Karadağ ismiyle anılıyordu. Hatta bu şekilde 2006 Dünya Kupasına da katılmışlardı.

Eski Yugoslavya ülkelerinden biri olan Karadağ, bu tarihte yapılan referandum sonucu ayrılma kararı alıp tek başına bağımsız bir ülke oldu. Diğer kapı komşuları ise Kosova, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve 10 kilometrelik çok az bir sınırla Hırvatistan. Tam karşısında ise çok sevdiğim ülkelerden İtalya var.

Karadağ İngilizcede Montenegro olarak geçiyor. Bu isim İtalyanca‘dan aynen alınmış. (Monte: Dağ, Negro: Siyah) Çok fazla olmamakla beraber, özellikle kıyı şeridinde İtalyanca bilenlere rastlamak mümkün. Zaten bu topraklar uzunca bir süre Venedik etkisinde kalmış. Karadağ isminin ise, ilk kez 14. yüzyılda kullanılmaya başlandığı düşünülüyor. Ülke AB üyesi olmamasına rağmen Karadağ para birimi Euro.

kotor

Kotor gezisi, yazının diğer bölümünde 🙂

Karadağ gezim, THY’nin başkent Podgorica’ya (Podgoritsa diye okunuyor) yaklaşık 1,5 saat süren uçuşuyla başladı. Bu Karadağ gezi yazımda, sırasıyla Budva, Kotor ve Podgorica‘dan söz edeceğim.

1,5 saatlik uçuştan sonra Podgorica Hava alanına iniyorum. Hava alanından şehir merkezine transfer için ne yazık ki toplu taşıma alternatifi zayıf. Gitmeden önce Budva’da kalacağım hostele mail attığımda, Podgorica Hava alanı – Podgorica şehir merkezi veya direk Podgorica Hava alanı-Budva arası için tek seçeneğin taksi olduğunu öğrendim. Bu, elbette biraz can sıkıcı…

Çıkış kapısının hemen önünde beni yakalayan taksici, Podgorica şehir merkezine gideceğimi söyleyince 12 Euro fiyat biçiyor. Ben 10 karşılığını verince fazla ayak diremeden kabul ediyor. Arabasına bindiğim zaman, merkezden nereye gideceğimi sorunca Budva yanıtını veriyorum. Önündeki taksi fiyat listesinde Podgorica Budva arası 55 Euro yazısı gözüme çarpıyor. İstersen 40 Euro’ya götürürüm diyerek lafa kendisi giriyor hemen.

budva-26

Yağmur sonrası gök kuşağı… Ayna’nın “Yağmur” isimli şarkısı ne kadar da güzeldi, öyle değil mi? Yağmur, ne güzel yağıyor, öyle kal yanımda…

40 Euro fazla, 30’a götürürsen tamam diyorum. 30’a mümkün değil diyor. O zaman 35 olsun, fazlasını veremem deyince olmaz diyor, 40 Euro’da diretiyor. Tamam o zaman yapacak bir şey yok, otogara gidelim, ben oradan geçerim diyorum. Artık ne düşündü ne düşünmediyse, 3 dakika geçmeden; “Tamam dediğin gibi olsun, 35 Euro’ya Budva’ya gidiyoruz” diyor.

Öncelikle şunu söylemem lazım. Bölge yazın inanılmaz hareketli ve kalabalık. Özellikle Budva plajları ve gece hayatı ile öne çıkan yerlerden biri. Ancak ben yoğun mevsim dışında, sonbaharda gittiğim için oldukça tenhaydı diyebilirim. Bir iki turist kafilesi dışında aman aman bir turistle karşılaşmadım. Kotor’da ise biraz daha fazla gezen vardı.

budva-19

Budva gezilecek yerler : Marina

Gitmeden önce okuduğum yazılarda, Podgorica Budva arasına 60-70 Euro fiyat çekildiğini okumuştum. Yazın, yoğun sezonda fiyatların yine bu civarda olacağını tahmin ediyorum. En azından 50 Euro civarı. Benim ödediğim ücrete aldanmamak gerek. Bu aklınızda bulunsun. Podgorica Budva arası taksiyle yaklaşık 1 saat sürüyor. Taksiciyle muhabbet ede ede gidince zaman su gibi akıp gitti…

budva-17

Budva Gezi Rehberi Liman Bölgesi

Türk olduğumu öğrenince, Karagül, Muhteşem Süleyman, Ezel gibi dizilerin burada da çok meşhur olduğundan bahsediyor. Bu arada bu dizilerin hiçbirini seyretmediğimi, sadece isim olarak bildiğimi itiraf edeyim. Ama bunu taksiciye söylemedim elbette. 🙂

Ülkede konuşulan dilin, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Slovenya ile aynı olduğunu öğreniyorum. Arada kimi farklılıklar olsa da Makedonları ve Arnavutları da anlarız diyor. Ben Tito’dan, dağılan  Yugoslavya’dan bahsedince de gülerek, “Ooo sen bayağı tarih biliyorsun” diyor.

budva-1

Karadağ Turu, Adriyatik manzarası ile başlıyor…

Hava yağışlı. Ama oldukça zikzaklı yol üzerinde Adriyatik manzarası gerçekten muazzam. Bu yol bana Kalkan Kaş arasındaki yolu anımsattı. Benim çocukluğumda Hugo çok meşhurdu. (Özellikle de 1990’ların başında) Program sunucusu Tolga Garipoğlu, oyuna başlamadan önce yarışmacılara hep; “Hugo artık senin parmaklarının ucunda” derdi.

İşte aynen bu şekilde, Podgorica-Budva arasındaki yol boyunca Adriyatik ayaklarımın altında… Yağmur damlaları ön cama hafifçe vururken, yolculuğumuzun sonuna doğru, Budvanın eski şehir merkezine varmadan biraz önce, çok meşhur bir ada olan Sveti Stefan’ın yanından geçiyoruz.

budva-2

Budva görülecek yerler Sveti Stefan Adası

Ada, hafif buğulu ve nemli camda bile ayrı bir güzel görünüyor. Taksicinin söylediğine göre Sırp tenisçi Novak Djokovic burada yapılan bir törenle evlenmiş. Derken yolculuğumuz Budva’nın Old Town girişinde sona eriyor. Türkçe teşekkür edip ayrılıyorum. 3 günlük kısa bir Karadağ gezisi yaptığım için yanımda valizim yok. Sırt çantamı alıp yola yürüyerek devam ediyorum.

budva-9

Budva merkez. Taksiden az ileride indim.

Budva Gezilecek Yerler

Budva… Karadağ’ın incilerinden. Üstte belirttiğim gibi, kültürel turizmden ziyade yaz turizmiyle öne çıkıyor. Ben gittiğimde pek kimseler yoktu. Yalnızca yerel halk dersem yanlış olmaz herhalde. Yine de Budva benim için farklıydı. O zaman Budva ile tanışmamın hikayesinden bahsedeyim size biraz yeri gelmişken…

budva-4

Budva sokaklarında karşılaşacağınız tarihi taş evlerin her biri birbirinden güzel.

Bundan yıllar önce, sanırım 2000 veya 2001 yılında, yani ben henüz lisedeyken, üniversiteyi kazanmamdan pek az önce, CNBC-e’de bir film seyretmiştim. Malum, o zamanlar internet henüz bugünkü kadar yaygın değil.

Kaçırdığınız bir filmi tekrar izlemek için televizyonda tekrar yayınlanmasını beklemek veya VCD’sini arayıp bulmak zorundasınız. [Evet, bir zamanlar VCD diye bir şey vardı, o konuya şimdi hiç girmiyorum.] Tamamen tesadüf eseri başına denk geldiğim bu filmde ünlü aktör Brad Pitt oynuyordu…

budva-5

Budva’nın sahilinde dalga seslerine kulak kabartırken, aklımda Barış Manço’nun Sahilde şarkısı vardı…

budva-6

Bayrağın dalgalandığı Citadel, Budva’da gezilecek yerlerden biri. Şemsiyelerin olduğu bu plaj ise Ricardova Glava Beach.

Sırp yönetmen Bozidar Nikolic’in bu filminde Pitt, nadir görülen bir cilt hastalığına yakalanmış bir genci canlandırıyordu. Vücudunu güneş ışığından korumak için özel yapım, siyah bir elbise giyen oyuncu, kasabaya gelen kabarenin genç ve güzel oyuncusuna (Cheryl Pollak, ki gerçekten de filmde çok güzeldir) aşık olur. Daha sonra onunla her zaman giydiği kıyafeti olmadan normal birkaç gün geçirebilmek uğruna her şeyi göze alır.

The Dark Side Of The Sun isimli pek bilinmeyen bu film, o dönem çok hoşuma gitmiş ve daha sonra Taksim’de (sonradan kapanan, şimdi yerinde D&R olan İstiklal Kitabevinde) VCD’sini de bulduktan sonra birkaç defa daha izlemiştim.

Çok kıymetli bir yapım olmasa da benim için hala gayet izlenebilir, güzel bir filmdir ve kimi sahneleriyle aklıma kazınmıştır. Siz de izlemek isterseniz hala Youtube’da bulmak mümkün. İşte Budva, bu filmin çekildiği yerlerden biridir. Hatta filmin içinde Sveti Stefan Adasını da göreceksiniz…

Budva haritası. Kaynak: Google haritalar

Yaklaşık 2500 yıllık oldukça köklü bir geçmişe sahip Budvanın ismi Yunanca Budhoe’den gelmektedir. Budva’da nerede kalınır? Ben, şehrin tarihi kısmında, Old Town’ın (Budva Stari Grad diye de geçiyor) tam kalbinde Freedom Hostel Budva‘da kaldım.

Buranın yeri o kadar merkezi ki, yazın yer bulmak pek kolay olmayacaktır diye düşünüyorum. Erken rezervasyon yapmakta fayda var. Tam olarak gençlere hitap eden, oturma alanı, ortak bir banyo ve tuvaleti olan küçük ve şirin bir hostel. Wi-Fi bütün odalarda çok iyi çekiyor. Bilhassa gençlere buradan sesleniyorum; kalırsanız kesinlikle pişman olmazsınız. Ancak dediğim gibi, burada yazın rezervasyonsuz yer bulmak pek mümkün olmayacaktır. Interrailcilerin dikkatine 😉

budva-30

Freedom Hostel ve Budvanın şirin sokakları…

Eski şehrin içinde, dar, uzun ve tarihi sokaklar boş. Önüm, arkam, sağım, solum hep yan yana dizilmiş taş evler. Tek tük açık dükkanlar var. Bazı dükkanlar ise günümüzün İstiklal Caddesinde olduğu gibi kiralık yazısı asmış. Burası, aynı bizim yazlık beldelerde olduğu gibi, 6 ay iş yapıp 6 ay yatan cinsten duruyor. Bir başka deyişle Budva, ekim ve mayıs ayları arası huzurlu bir uykuya dalıyor.

budva-25

Budva Stari Grad’ın dar sokaklarında; butikler, hediyelik eşya dükkanları, pekaralar (hamur işi satılan yer, bizdeki fırın gibi) gibi çeşitli mağazalar göreceksiniz.

Budva’yı, yaşattığı orta çağ atmosferiyle gezdiğim şehirlerden en çok Girona’ya (İspanya) benzettim ben. Stari Grad’ın içinde, her şeyin 1 Euro’ya satıldığı (Bizdeki her şey bir milyoncu dükkanların aynısı) dükkanı bulup hediyelik alışverişinizi buradan yapabilirsiniz. Magnet, resim çerçevesi, anahtarlık… İçinde ne ararsanız var. Kapısında 1 Euro yazısını göreceksiniz zaten.

budva-16

Budva gezisi : Sveti Stefan Adası

Budva gezilecek yerler açısından çok zengin değil. Kültür turizmi olarak çok fazla şey vadetmiyor. Sezon dışı geldiyseniz yine de bir gün ayrılabilir. Kafa dinlemek için ideal. Şimdi bu yerlerden bahsedeyim.

Öncelikle Sveti Stefan Adası akla geliyor tabii… Kotor’dan satın aldığım Karadağ ile ilgili gezi kitabından öğrendiğime göre, Sophia Loren Sveti Stefan Adası ziyaretinde şöyle demiş: “Sanki çocukluğumun en güzel masal şehrine dönmüş gibiyim.”

budva-11

Sizin için sefer saatlerini yazan tabelayı da çektim 🙂

Burası tam merkezde değil. Ama merak etmeyin, Budva’dan Sveti Stefan Adasına ulaşım çok kolay. Otobüsle 15 dakikada gidebiliyorsunuz. Firmanın adı Mediteran Expres. Bilet ücreti: 1,5 Euro. Bileti aracın içinde şoförden alıyorsunuz.

Otobüsün sizi indireceği yer, yani son durak, adayı tepeden gören Adrovic Cafe‘nin hemen önü. Benim gibi yaz sezonu dışında geldiyseniz, dilerseniz burada cepheden adayı arkanıza alarak fotoğraf çekildikten sonra, adaya karşı ayaklarınızı uzatarak sıcak bir Nescafe de içebilirsiniz. Masalsı manzaraya karşı son derece keyifli olacaktır.

Gelelim Sveti Stefan ile ilgili bazı bilgilere… Adanın geçmişi 15. yüzyıla kadar uzanmakta. Önceleri kara ile bağlantısı hiç yokmuş. Sonraları bağlantı için deniz doldurularak ince, kısa bir yürüme yolu inşa edilmiş. Adanın içine ne yazık ki girilemiyor. Çünkü burası özel mülkiyet.

Yalnızca adadaki otelin misafiri veya ev sahibiyseniz girebiliyorsunuz. Bu ince yolun başında bir güvenlik kulübesi var. Fakat buna karşın plajdan istediğiniz gibi yararlanmak mümkün. Herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Zaten yazın burası oldukça kalabalık oluyor.

Burası önceleri bir balıkçı köyüymüş. Videolardan da göreceğiniz gibi Sveti Stefan adası her mevsim güzel. İnsan bu güzellik karşısında adanın içine de giremediği için hayıflanıyor ama yapacak bir şey yok. Ben Ayhan Sicimoğlu’nun bir programında içini görmüştüm.

budva-can

Marina kapısı tarafındaki tahta çan.

Tekrar Budva’nın merkezine dönelim. Şehrin tarihi kapılarından birinin önünde, dev bir çan göreceksiniz. Tahtadan yapılmış olan bu çan Marina bölgesinde yer alıyor. The Long Ships isimli filmde kullanılmak için yapılmış.

Bu esnada etrafınızda lüks, ihtişamlı yatlar sıralanmış duruyor olacak. Ayrıca Budva plajlarından Pizana Beach de işte buranın hemen ön tarafı oluyor. Küçük bir kıyı şeridi olmasına rağmen denize girmek için güzel bir nokta.

budva-3-pizana-beach

Budva plajlarından Pizana Beach.

budva-28

Budva gezi rehberi

Budva liman bölgesinin etrafında çok sayıda restoran bulunuyor: Porto, Jadran, Mogren… Zengin menülü bu restoranların yanı sıra fast-food tarzı yerler, küçük büfe tarzı işletmeler de var. Döner bile gördüğümü söyleyeyim.

Üste eklediğim Budva haritalarında ATM’lerden marketlere, publardan eczaneye ve bu saydığım restoranlara kadar her şeyi görmek mümkün. Zaten yürüyerek bir uçtan bir uca gezebilirsiniz. Budva çok büyük bir yer değil.

budva-21

Budva Citadel.

budva-51

Citadela iç kısım

budva-citadel-1

Budva Citadel Giriş Kapısı.

Budva’da gezilecek yerlerden en önemlisi Citadel. (The Citadela) Yani Hisar. Kale olarak da nitelendirebiliriz aslında. Şehri tepeden görmek için en güzel nokta. Ayrıca surları dolaşırken sur içindeki evleri ve onların renk renk çiçeklerle dolu bahçelerini de daha yakından gözlemleyebilirsiniz. Buraya giriş 2,5 Euro. Peki buranın içinde ne var? Öncelikle, elbette tadına doyulmaz bir Budva manzarası! Sırf bunun için bile girilir.

Citadelin içinde, ufak birkaç odada sergilenen eşya ve maketler ile eski bir kütüphane var. Sergilenen maketlerden en çok dikkatimi çekenler gemi maketleri oldu. Bunlardan biri diğerlerinden bir adım öne çıkıyor.

Çünkü bu, Kristof Kolomb’un gemisi Caravella Santa Maria. Bu gemi, Kolomb’un 1492 yılında gerçekleştirdiği deniz seyahatinde kullandığı gemilerden en büyük olanı. Diğer iki gemi ise Nina ve Pinta.

budva-42

Budva Citadela iç kısım. Burada, ileride sol tarafta küçük odaların içinde sergilenen eşyaları göreceksiniz.

budva-36

Caravella Santa Maria Gemisinin kopyası.

budva-35

Citadela’nın içinde sergilenen eşyalardan bazıları.

Kolomb’un adını anmışken şu alıntıyı yapmamak olmaz:

Siz majesteleri! Ben Kristof Kolombu, Hindistan bölgesine göndermeyi düşündünüz. Ve mutat olduğu üzere karadan doğuya doğru yolculuk etmek yerine, kesin olarak bilebildiğimiz kadarıyla, şimdiye değin hiçbir insanoğlunun daha önce gitmediği batı yolunu izlememi buyurdunuz.

Kristof Kolomb, Gemi Jurnaline Giriş, 1492.

Budva Citadel’de gezmeye devam ediyoruz. Bakalım karşımıza bundan sonra neler çıkacak? Budva gezi yazısı 2. bölümden devam edelim: Budva Gezisi 2. Bölüm

3 Comments

  1. Anonim 1 Aralık 2016
    • Kaan Önem 1 Aralık 2016
  2. İrem 27 Eylül 2017

Leave a Reply